DÜŞÜNMEK LAZIM

Domaniç dağları barındırdığı bitki ve hayvan topluluklarıyla Anadolu’nun en önemli sığınaklarından birini oluşturmaktadır. Binlerce tür canlıya yaşam alanıdır. Zengin biyolojik çeşitliliğine sahiptir. İçerdiği bir çok nadir bitki türünden bazıları Domaniç dağlarına özgüdür ve burası aynı zamanda bazı kuşların önemli göç yollarından biridir.

Son senelerde Domaniç Gazetesinin hakkını yememek gerek, Domaniç dağının reklamını, gerek ulusal basına gerekse dünya basınına taşıyarak doğa turizmi açısından olması gereken yere getirdi. Yaz ve kış doğa turizmi canlandı. Neredeyse Uludağ’a alternatif bir turizm mekanı oldu. Domaniç’liler, geçte olsa dağın çekim gücünün etkisinde kalan misafirlerden ekmek kazanmayı keşfetti.

Peki hal böyleyken, Domaniç Dağları İnsanımız için ekmek kapısı olmaya evrilmiş iken, Domaniç dağlarının geleceği ne olacak sorunusunu kendim başta olmak üzere biz Domaniçlilere sormak istiyorum. Yıllardan beridir susuz ve yolsuz olarak anılan Domaniç, televizyon dizilerinde bile dağlarıyla anılır oldu. Havasından suyundan, yakıt ve kerestesinden yararlandığımız ve her haliyle hayatımıza hayat katan dağlarımız en yaşlımızdan daha yaşlı farkettiyseniz. Geçen haftada bu köşemde dile getirdiğim gibi Domaniç`in kaderi gerçekten göç. Yaban Hayatı bile Domaniç’in seyrekleşen ormanlarından göç ediyor. Neyse sözü fazla uzatmadan konuya geleceğim.

Asıl mesele ise; Domaniç dağlarının barındırdığı bitki ve hayvan türlerinden ziyade, yer altı kaynakları. Altın, demir, bronz vb gibi. Düyun-u Umumiye ile birlikte 1881 yılından sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında, bizim Domaniç dağlarından başlayarak Keles ormanlarına kadar İngilizlerin demir ve bakır madenlerini işlemiş olduklarını hepimiz biliriz. Bugun bile demir curuflarına rastlamak mümkün. kalıntıları hala Bileylik, Eğri dere ve Kocakır ( Sarı çayır ) mevkilerde mevcut rahatlıkla görebilirsiniz. Şimdilerde ise maden aramaları aynı bölgelerde 30 yılı aşkındır yabancılar tarafından yapılmakta.

Farzedelim ki; Domaniç dağlarında maden aramaları sonucunda altın demir bronz vb madenler bulunur, ve modern bir aramaya girilirse. Domaniç insanının tepkisi ne olur. Maden aramaları, Domaniç’in doğasına ekolojik yapısına yönelik bir tehdittir. Maden işlemede kullanılacak siyanür insanlarımızın sağlığımızı tehtid etmeyecek mi ? Saymakla bitiremeyeceğim olumsuzlukların sadece bir tanesini yazıyorum. SIYONÜR. Dağlarda altın aramaları vs gibi gelişmeler, Domaniç’in doğasının tehlike altında olduğunu gösteriyor. Domaniç doğası tehlike altındayken, insanımızın ve Domaniçteki etkili yetkili kişilerin gelecekte oluşabilecek böyle bir durum karşısında A, B, C ve hatta D planları varmı acaba. “Düşünmek lazım”. Ölmeden cenneti yaşadığımız Domaniç’in 100 yıl sonrasını. En azından kendimiz için olmasada geleceğimiz olan çocuklarımız için.

Yine ve ısrarla diyorum ki; Keşke Domaniç dağları Milli park ilan edilseydi de, aç gözlü madencilerin iştahını kabartmasaydı. Belki o zaman bu meseleleri hiç yazmaz ve tartışmazdık…
Sevgi ve saygıyla kalın.