GUGUK DEĞİL HUKUK

Geçen haftaki yazımda iş hukuku üzerine yazmıştım, bu haftaki yazımda ise AİLE HUKUKU (BOŞANMA) ile devam etmek isterim.

Boşanma davalarında Mahkemeler genellikle kadınları yardıma muhtaç durumda gördüklerinden dolayı pozitif ayrımcılık yapmaktadırlar. Boşanma dava türleri Medeni Kanunda tek tek sayılmıştır. Bunlar; zina, hayata kast, eşe çok kötü muamele, yüz kızartıcı suç işleme, terk, akıl hastalığı, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, anlaşmalı boşanma. Bu dava türleri genel boşanma türleri olup, daha farklı boşanma türleri de mahkeme kararıyla hüküm altına alınabilir.

Boşanma davalarında tarafların hakları ise; boşanmaya karar verilmesi, çocukların velayetinin karar altına alınması, mağdur ve ekonomik durumu zorda olan tarafın (genellikle kadın) nafaka, çocuk yararına nafaka, maddi tazminat, manevi tazminat, kadınlar için düğünde ve nişanda takılan ziynet eşyaları, evlendikten sonra alınan ev, arsa, tarla, araba, yazlık vs. Gibi mülklerin yarı hissesi ile tapuya aile konutu şerhi verilmesi gibi haklar bulunmaktadır.Velayet konusunda Mahkemeler küçük çocukların annesinin yanında kalmasının çocuklar için daha yararlı olacağı ve anne sevgisine muhtaç durumda olduklarından velayeti anneye verme taraftarıdırlar. Ancak çocuğun menfaati babada kalması daha yararına olduğu ispat edilirse velayeti babaya da verebilir.

Nafaka konusunda, genellikle çalışmayan kadınların hayatlarını idame ettirebilmeleri için, kendisinin ve çocukların yaşam standartlarını bir noktaya kadar sağlamaları için hüküm altına alınmaktadır.

Tazminat konuları, boşanma davasına kadar olan süreçte eşin, fiziksel, sözel, psikolojik veya maddi şiddetine maruz kalan eşe zararının manevi boyutunu hafifletmek için manevi tazminat, boşanarak yeni bir düzen kurarak, ev kiralama, yeni eşyalar alma vs.gibi zararını hafifletmek için maddi tazminata hükmedilmektedir.

Nişanda düğünde takılan ziynetler her kim tarafından ve kime takılırsa takılsın kadınındır. Yani evlilik öncesi eşlere hediye olarak takılan altın, para vs. her durum ve şartta kadına aittir.

Evlilik süresice alınan ev, arsa, tarla, araba gibi kıymetler kanun ile birlikte her eşin birlikte sahip olduğu değerlerdir. Bu sebeple boşanma davası ile eşler bu malvarlığına birlikte sahip olduklarını ve yüzde elli hissesini talep etme hakkı vardır.

Evlilik süresince birlikte yaşanılan eve, zor durumda kalan eşin hayatını devam ettireceği, boşanmadan sonra da bu evde yaşayacağını kanıtlaması ile mahkemeden aile konutu şerhi talep ederek bu evin satılmasını engelleme hakkı bulunmaktadır.

Yukarıda saydıklarım hem erkek hem kadının hak ve borçlarıdır, mahkeme kararı ile bu durumları hüküm altına alarak hem kendinizin hem de çocukların haklarını koruma altına alabilirsiniz.

Haklarınızı bilirseniz daha az mağduriyet yaşarsınız.