MESLEKTE 30 YIL

Almanya’da ki tek Türk Gazetesi Hürriyet Gazetesi idi. O da her zaman her yer de bulunmazdı. Babam, haftada birkaç defa alırdı. Ben de o gazeteyi alır, ilgilendiğim, haber ve köşe yazıları ile kendimce A3 kâğıdına kendi Hürriyet Gazetemi yapar dosyalardım.

80’lerin sonun da Aachen Yunus Emre Camisine gelen Cevdet Şeker hocamız vardı. Ben saz çalardım O, şiir okur kasetler yapardık birlikte. Bir gün onu ikna ettim camiye gazete çıkaracaktık. Ben Türkçe yazma konusunda çok zayıftım ama iyi fotoğraf çekiyordum. Nitekim Düğünlerde video ve fotoğraf çekim işi yapıyordum kıyısından kenarından.

İlk gazetemizin yazılarını daktilo ile yazdık, fotokopi ile büyütme küçültme işlerini yapıp fotoğraflarla da süsledik.  500 adet tek sayfa bir gazete yaptık. Cuma’dan çıkanlara bedava dağıttık. Her kesin elinde benim gazetem vardı. O kadar mutlu oldum ki…

Gazetecilik hastalığım günden güne büyüyordu ama elimden tutan yoktu. Babamdan gizli Hürriyet Gazetesi Avrupa Bürosuna bir başvuru dilekçemi öğretmen abimin yardımıyla yazıp gönderdim. 6/7 ay sonra 10 Ocak 1990’da cevap geldi. Allah’ım çocukluk hayalim gerçek olmuştu. Ama babam karşıydı ne daktilo ne de bir makine almak için gerekli parayı bana vermedi. “Sen kimsin gazetecilik kim” diyordu. Ben yıllarca fotoğrafçılıktan ekmek yedim ama Hürriyet benim fotoğraflarımı beğenmiyordu. Meğer düğün ve manzara fotoğrafçılığı ile haber fotoğrafçılığı aynı şey değilmiş. Öğrendik. Türkçe Öğretmeni bir baba dostunun desteği ve daktilosu, yine bir başka baba dostu birinin fotoğraf makinesi ile ilk haberimin çıktığı gün Aachen’da benim yürüdüğüm yerlerde adeta yer sallanıyordu.

Aachen, Hürriyet için çok önemliydi. Sınır bölgesi çok sık cinayet oluyordu. Uyuşturucu kaçakçıları hep bizdeydi. Avrupa’nın en zengin Türk’ü Kemal Şahin Aachen’daydı. Tek Türk Fahri Konsolosu Thouet  Aachen’lıydı. Sosyal demokratların Başkanı Martin Schulz Aachen’daydı. Mustafa Denizli Alemania Aachen Antrönürüydü. Kısa zamanda işi kaptım 3-4 yılda alınan basın kartını çözdüğüm cinayet haberleri ile 1,5 yılda aldım.

2000 yılında Ertuğrul Özkök’ün elinden ilk plaketimizi aldık. Para kazanmaya bile başlamıştım. Tüm siyasi partiler, sosyal dernekler organizatörlerin sürekli aradığı Aachen Gazetelerinin haber istediği kişi durumuna gelmem bir 10 yılımı aldı.

Peşime Kiralık Katil Taktılar

Kendini Yakan Türkler, ağır cezada haksız yere ömür boyu almış Türkler, evleri yakılan Türkler, dazlakların döverek öldürdüğü veya komaya soktuğu Türkler, hakkı yenenler, hastanede kobay olarak kullanılanlar. Derken Alman devletinin hoşuna gitmeyen işlerin yanında, Türkleri dolandırmaya kalkan yeşil sermayeciler, sahte otobüs bileti ile gündem olan koca koca patronlar, şarbonlu mektuplarla Türkleri hedef alan PKK’lılar. Rüşvetsiz kredi vermeyen Emlak Bank Avrupa Emlak Bank Müdürü,  Türkleri Türk Uçağına Bindirmeyen Türk Hava Yolları Avrupa Müdürü gibi burada açıklayamayacağım daha nice haberler yüzünden peşime kiralık katiller bile takıldı. 3 defa oturduğum ev kundaklandı.

Elbette güzel haberler de çıkıyordu

Güneşi Soğutan Adam haberiyle Aachen’lı bir Bilim Adamı Dr. Ahmet Lokurlu, Kofi Annan’dan dünyanın en büyük inavation ödülünü almıştı. Dünya Güzellik yarışmaları artık Aachen’da yapılıyordu. İki Dünya Güzeli Türk kızının haberi benim objektifimden çıktı. İlk TEMA Vakfını benim de kurucu üyesi olduğum Aachen’da kurduk. Türkiye’m için Milyonlarca ağaç fidesi satışı yaptık. TEMA Vakfı Başkanı Hayrettin Karaca jest olarak köyüm Muratlı’ya binlerce meşe palamudu dikimi yaptırdı.

Avrupa Türk İslam Birliği ATİP kongresin de onur konuğumuz İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Refah Partisinden ayrılma sinyalleri veren mesajlar vermişti. İlk gazeteye ben aktardım. İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy, Sezen Aksu, Ferdi Tayfur gibi onlarca ünlünün haberini yapmak bana nasip oldu. Mustafa Denizli’nin organizatörlüğün de Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaşlı dünyaca ünlü oyuncularımızla defalarca Alemania Aachen sahalarında bir araya geldik. İmparatorla bile röportajım var.

Psikolojim Bozuldu

2 bin yılına geldiğimizde Türkiye de bir iflas yaşıyorduk. Annem kanser oldu. 3 hafta için de ölecek dediler. Benim gözümde sabıkalı olan Avrupa’nın en büyük hastanesi Aachen Klinikum’da bir takım oyunları, ses kayıtları ile gündeme getirecektim. Türk Konsolosluğu, Türk ve Alman Basınını ayaklandırdım. Başhekim beni odasına çekti. Bilmediğim birileri ile baya bir tartıştıktan 1 hafta sonra Annemin ölmeyeceğini Kemoterapi ile kurtulacağını söylediler. Allah’a şükür anam hala yaşıyor. 8 aylık tedavinin ardından.

Haber Sorumluluk bölgem Almanya hariç Hollanda ve Belçika idi. Nato Avacs uçaklarında ki Türk Pilotları ile gurur verici haberler çıkartırken. Hollanda sınırında bir okulda öğretmen hatasıyla çıkan yangında, ikisi Türk yedi çocuk yandı. Ağır yaralı bir Türk kızı benim ikiz kızlarımla aynı yaşta ve ikiz olan kızlardan biri hayatını kaybetti. Acılı aile evine benden başka gazeteciyi almıyordu. Ben de evden çıkınca Türk ve Alman Basınına haberleri aktarıyordum. Alman devleti o kadar çirkefleşti ki aileyi susturmak için akla gelmeyecek dümenler çevirmeye başladılar. Acılı anne ve baba iki hafta için de akli dengelerini kaybettiler. Sağ kalan tek yumurta ikizi kızın konuşmaları, ağıtları dayanılır gibi değildi. Bu arada Almanya’da yabancı düşmanlığı günden güne artıyor. Özellikle Ramazan aylarında camimizi polis artı 4 kişiyle biz nöbet tutuyorduk. Otobüste Türkçe konuştuğu için iki kadın komaya sokulmuştu.

Göbeğimden kan gelmeye başladı. Anlaşılsın diye örnek vereyim İnegöl’de ki bir habere giderken kendimi Emet’te bulduğum oldu.

Yaşadığım acıları bünyem kaldıramamış, Psikoloji bozulmuş bir yıl tedavi gördüm.

Elveda Almanya

Babamın 1971 yılında götürdüğü Almanya’yı hiç sevmemiştim. Geri dönmek için ise Babamı aşamıyordum çocukken bile defalarca kaçmayı denedim. Ama artık bağımsızdım ve sağlık nedenlerim vardı. Almanya’ya elveda diyeceğim her şeye rağmen Gazeteciliği çok seviyorum. Bir Türkiye İznim de Mehmet Uysal ile tanıştık elinde ki gazeteyi satmayı düşünüyormuş. Allah dedim atladım.

Artık çok sevdiğim bilgi ve tecrübelerimi kendi ülkem için kullanabilirim diyerek ailemin de çocuklarımın da onurunu alarak 2006’da vatana geri döndük.

Haftalık çıkan küçücük bir gazete, küçücük bir ilçe, ben mi baş edemeyecektim. Kısa sürede gazete baskısı 40’tan 150’ye çıktı. Yalnız burada kurum amirleri biraz farklıydı. Resmi kaynaktan doğru haber almaktansa basının sokaktan toplama yalan haber almasını istiyorlardı. Kaymakamı, savcısı, amiri müdürü 657 diye bir şeyin arkasına saklanıyor sorumluluk almıyorlardı. Uykularımın kabusu oldu 657. Kaymakama itiraz edilmez, valinin önünde eğileceksin, hakime, savcıya, belediye başkanına biat edeceksin. Şoktan şoka girerken. Birkaç defa da ifade vermek zorunda kalınca karışlıklı adımlar la (adımın çoğunu biz attık tabi) orta yolu bulduk. Ben niye geri adım attım. İlk vakam emniyet kavşağında ölümlü kaza. Vatandaş isyanda ambulans 40 dakika da geldi. Haberden sonra ifadeye çağrıldık. Beni arayan şikâyet eden 6 kişiden biri de çıkıp destek olmadı. Yol değil bataklık dedik Çokköy Aksu arasında ki yola mağdurlar bile bizi mağdur etti. Patron paramızı aylardır ödemiyor diyen Çaput tekstil kadınları haber tehdidiyle paralarını alıverdikten sonra patronumuzu karalama diye…

Tabela partisi dedik diye CHP’nin, miyavlayan kurtlar dedik diye MHP’nin hedefi olmamız uzun sürmedi memlekette. Akan suya arkasından bakıp, yağmur anteni ağaçları kesip, sonra da tepelere çıkıp yağmur duası yapıyoruz diyenlere Ya Allah’la mı dalga geçiyorsunuz bakın Kuran’da Allah ne diyor diye açtığımız Kuran meali yüzünden müftülükle birbirimize girdik.

Resmen Hastane olan Domaniç Sağlık ocağının o zaman ki döner sermayesi ile kendini toparlamaya çalışan, Domaniçli muhteşem müdürü ve devlet malı deniz mantığıyla partili ve yetkili kişilerin arasında ki çatışma kömür kriziyle ayyuka çıkınca ortalığın karışmasının faturası da bize çıkarıldı. Neredeyse 5 yüze çıkan abonelerimizin Domaniç postanesinden dağıtılmasına karşı çıkan İl Postane müdürü, Postanenizi kapatacağım git gazeteni başka yerde dağıt demesiyle başlayan savaşta postaneyi kurtardık, müdür gitti ama siyasilerin hedefi olmaktan kurtulamadık. Köy Yolları, Domaniç-İnegöl ve Tavşanlı yolunu, Emniyet kavşağına ölüm kavşağı diyen beni aforoz etmek için ilden susturun bu gazeteciyi talimatları kulağımıza gelmeye başladı. Gazete abone sayısı yükselirken giderler artmaya başladı. İhale haklarımız gasp edilmeye başlandı. Ekonomik ve psikolojik baskılar başladı…

Domaniç te bizi anlayan bir Kaymakam geldi. Dr. Mehmet Boztepe, İlçedeki siyasilere basının çalışma şeklini anlattı önemini anlattı. Basını nasıl kullanacaklarını anlattı. Bizim Domaniç Tarihi, Kültürü, Doğası ile nasıl kendi ayakları üzerinde duracağımızı destekledi. ‘Domaniç Dağ yolunu nasıl ekmek kapısı haline getiririz’ fikrini ilk destekleyen Kaymakam. Kültür evini kurmamızda da elimizden tuttu. Sarıkız ve dağ yolundaki projelerimizi halka bir bir anlattı. Domaniç’in ufkunu açtı. Savcımız Abdullah Çıtlak adaletin ve hukukun gerçeklerini basının işlevini anlattı, Garnizon Komutanız Naci Güven, Emniyet Amirimiz Yusuf Aki, Orman İşletme Müdürümüz İhsan Gönül ve Milli Eğitim Müdürümüz Bayram Ali Kardeş’le bir çok konuda güç birliği yaptık, birlikte çalıştık yıllarca.

Bize ilk küsen Ak Partililerle yeniden dost olduk. CHP’liler, MHP’liler, Saadetçiler artık bizim kendilerine gıcık değil gazeteci muhalifi olduklarını anlamışlardı. Tam haydi Bismillah diyecekken elimizdeki bu değerler bir bir Domaniç ten alındı.

Gazeteciliğe Virgül

Aşırı yüklenme, aşırı uykusuzluk, aşırı baskılar elbette vücuda zarar veriyor. Strese bağlı reflü ve ardından gelen kanser, hemen ardından kalp krizi derken yeniden psikolojik yenildi ama bu sefer durum baya vahim (Sonradan fark ettim) birkaç intihar teşebbüsü derken kendimizi psikiyatr da bulduk. Görüntü de sorun olmadığından pek sıkıntılar dışarı yansımasa da Kral Çıplakta ki yazılardan işi bizi çözen ve ailemi uyaranlar olmuş.

Allah Evlatlarımdan Razı Olsun

Tedavi sürecimde ne gazetem olduğu yerde kalmış ne işletmeler. Çocuklarım canla başla çalışmışlar. Serdar ve Tamer Gazetenin çıtasını öyle bir yükseltmişler ki ne kadar gurur duysam ne kadar şükretsem azdır. Kızlarım yine işyerlerimizi çok iyi korumuş ve geliştirmişler. Bu arada gerçi gelirler düşüp giderler de artınca azcık borçlanmışız ama para nedir ki kazanılır. Kaybedilen Güven ve Sağlık olmasın yeter ki !

Mayıs 2019’dan itibaren tedavim bitti. Gözlerim yeniden açılmaya başladı. Allah’ıma şükürler olsun! Yine ve yeniden halkıma hizmet edebileceğim. Hem de eskisi kadar yorulmadan. Artık Gazete de elimden tutan iki aslan yetiştirmişim.

10 Ocak 2020 de Meslekte 30. Yılımdı.

Domaniç hiç olmadığı kadar 10 Ocak Gazeteciler Günümüzü kutladı.

Hak yemeyene çalışanın hakkını öderim destek olurum diyen onlarca insan gazetemize abone oldu. Oluyor.

TEŞEKKÜR

Beni bu uzun yolda ilk destekleyen Aachen Yunus Emre Camii İmamı Cevdet Şeker’e, Bana Türkçe dersi ve Daktilosunu emanet eden Öğretmen Nuri Özer’e, bana fotoğraf makinesini emanet eden, 400 küsur kitabını bana okutan İstanbullu Necdet Abime, beni yetiştiren Hürriyet Kuzey Ren Vestvayle Masası Müdürü Suat Türker ve Asım Gürsoy’a, Kanal Avrupa Programcısı Araştırmacı Yazar Muhsin Ceylan’a, ve adını buraya sığdıramayacağım yüzlerce haber de bilgi kaynağıma. Türkiye’de, Mehmet İmdat Uysal’a, Bayram Ali Kardeş’e, Gökmen Çakmak’a, Kaymakam Dr. Mehmet Boztepe’ye, Savcı Abdullah Çıtlak’a, Emniyet Amiri Yusuf Aki’ye, Garnizon Komutanı Naci Güven’e, gücüme güç, hırsıma hırs katan bana saldıran siyasi ve yandaşlara ve de en büyük destekçim Eşime,(Bu yaşıma geldim ekmek su tuz biber, atlet don, gömlek pantolon nereden alınır bilmem) Hepsini eşim yapar. Yetiştirmekle gurur duyduğum elimden tutan iki kızım bir oğlum sonra ki yıllarda asla ayırmadığım iki damat evladım ve üçüncü kızım gelinime canı gönülden teşekkür ederim.

Son Kötü Haber / Yeniden sahalardayım !!!

Hırsızlar, yolsuzlar, işini yapmayan amir ve memurlar, vaatlerini tutmayan siyasiler ve onların beslemeleri, Dindarları sömüren dinciler ve ahlaksızlığını Din maskesiyle gizlemeye çalışanlar, mesleğini seven, icra eden gazetecileri hiç sevmezler.

Üzgünüm ama öldürmeyen Allah Öldürmüyor….

Yeniden Sahalardayım !

Burada paylaştığımız bilgilerin tamamı arşiv bilgilerimizde kayıtlıdır.