BİZ DEPREME HAZIR MIYIZ ?

Geçtiğimiz günlerde İstanbul yakınlarında Silivri Merkezli bir deprem meydana geldi. Deprem 5.8 şiddetindeydi. O gün bu gündür Depremi konuşuyoruz… Çok yakında da unuturuz !
Aynı deprem, İstanbul dışında bir yerde olsaydı, sadece olduğu saatler de bir de birkaç saniye akşam bültenlerinde duyardık…
2007/8 yıllarıydı. Halk Eğitim Müdürlüğü, her köyde Dikiş Nakış ve Kuaför kursu düzenliyordu. Kurslar bitince, Kaymak ve Belediye Başkanı da dahil, Kursun tamamlandığı tüm köylere tüm protokol gider, saygı duruşu ve istiklal marşımızın okunmasının ardından uzun uzun protokol konuşmaları yapılır, Sonra Halk Eğitim’in hazırladığı A4 kağıtlar pardon, sertifikalar kursa katılan kadınlara verilir, bu muhteşem törenin ardından köylü kadınların yaptığı yemekler afiyetle yenirdi.
Sonra ki yıllarda da ayı şekilde devam eden bu saçmalığa bir gün çok sert tepki gösterdim. İlk ‘ne oluyoruz’ diyen de İlçe Hastanemizin o zaman ki Başhekimi Kaymakam Dr. Mehmet Boztepe’nin eşi Ceyla Boztepe oldu.
Küçücük İlçede birkaç kuaför ve birkaç terzi vardı. Bunlar Sigortasını, vergisini kirasını ödemeye çalışırken Halk Eğitim eliyle Kayıt Dışı Ekonomiye destek veriliyordu ki. Devlet eliyle üçkâğıtçılık hoş değildi. Kursu bitiren merdiven altı dükkânında, kaçak iş yapıyor. Hakkıyla iş yapanın hakkını çalıyordu. Basit bir sertifika için saygı duruşu ve istiklal marşımız resmen sulandırılıyor, adeta harama besmele çekiliyordu. Basit bir kurs için tüm protokol iş bırakıyor vatandaş mağdur ediliyordu. Oysa ilçemizde bir deprem olsa, sel, yangın gibi bir felaket olsa, en basitinden tarlada biri kalp krizi geçirse, trafik te bir yaralı görsek ne yapacağımızı bilmiyoruz. Toplum yararına yapılacak onlarca iş varken bu saçmalık niye demiştim. Tüm protokolün olduğu yanılmıyorsam Saruhanlarda ki tören de…
O günden sonra Halk Eğitim Müdürlüğü beni hiçbir kurs bitimi törenine çağırmadı. Kurslar devam ediyor mu bilmiyorum. Ama bildiğim bir geçek var. Tüm Türk halkı gibi Domaniç Halkı da bir deprem olsa, bir afet olsa ne yapacağını bilmiyor. Çukurca Orman Yangının da duygusal olarak çok iyiydik. Ama profesyonel olarak baktığımızda göz göre göre 6 yüz hektar ormanımız yanıp gitti. Kim bilir ilk yardımı bilmediğimiz için kaç kaza da kaç can kaybettik. Camilerde Kuran yerine ilim, bilim yerine Arap’ın kültürü, Milli Eğitimde kayıt dışı ekonomi öğretiliyorsa, olacak deprem de halimiz nice olur. Domaniç’te depremde nereye sığınacağız, apartmanlardan atlamaya çalışanları hangi çadırla tutacağız?
Yumurta kapıya dayanmadan, Kaymakam, Belediye Başkanı, İlçe Müftülüğü, artık hastanemiz yok ama Sağlık ocağımızın yetkilileri, Halk Eğitim Müdürlüğü, Jandarma ve Polisimizle koordineli bir çalışma yaparak, başımıza bir felaket gelmeden bu kış bir şeyler yapılmalı diyoruz. Ne dersiniz; “Aman eceli gelen ölür” safsatası mı, Allah’ın verdiği aklı Kuran’ın emri ile akledenlerden olma mantığını mı seçeceğiz. Eşeği sağlam kazığa mı bağlayacağız. Bana bir şey olmaz mı diyeceğiz.