İKİ DAMLA GÖZYAŞIMIZ YOK ARTIK

“Bazen ağlamayı özlüyorum” diyen kaç kişiyiz acaba?

Cami de dua ederken duygulanıp ağlayan var mıdır hala?

Ferdi babaları, Orhan babaları dinlerken, sevdiklerini düşünüp ağlayan, ölenlerini özleyip ağlayan, arkadaşına sarılıp ağlayan kaç kişi vardır acaba?

Eskiden halkın çoğu köylerde yaşardı. Köyler, her yerde aynıydı. Yol yok, su yok, elektrik yok, telefon yok, doktor yok… Tüm bu yokluklar için de başını beceren becerir beceremeyen soluğu gurbette alırdı.

O günlerde gurbetçi denilince, akla ilk Almanyalılar gelirdi.

Gurbet… Anadan ayrı, babadan ayrı, bir de yardan / yavrudan ayrı kalanlar vardı. İşte o günlerde hiçbir şeyin giremediği köylere ilk giren teypler oldu. Teypler pencerelere konulur ve Orhanlar, Ferdiler dinlenirdi. “Almanya treni kalkıyor gardan” derken Ferdi Baba, sel olurdu evlat hasreti çeken anaların gözyaşları. Ve kapı arkasında ağlamaya bile çekinen gencecik gelinler gizlice gözyaşı dökerdi sevdicekleri için. “Almanya acı Vatan” diyordu Selda Bağcan.. Pişmanlığını dile getiren Yüksel Özkasap, “ Nasıl oldu yolum düştü Köln’e derken, Mersinli İsmail, “Son Mektubu Yazarken Elin Titremedi mi” diye, kesilen mektupları dile getiriyordu.
Giden geri gelmiyor, gelen ise gittiği gibi kalmıyordu. Kimi yârini unuttu, kimi çoluk çocuğu unuttu. Kimi geldiği yeri unuttu kimi gittiği yerde kayboldu. Gurbetten sadece marklar gelmiyordu. Kültür ithaline de başlamıştık. Eskiden her sofrada tarhana kaşıklanırken artık yer minderlerinin yerini bile koltuklar alıyordu. İnsanlar arası farklılıklar ve yeni sınıflar doğarken, Orhan Gencebay, “Batsın bu dünya” demeye başladı. Sınıfsal farklılıklarımız hemen birilerinin iştahını kabartmış olmalı ki ayırıverdiler bizi sağcı solcu diye. Amerikan menşeli silahlarla insan avına çıkmıştık artık. Kimimiz faşistleri, kimimiz komünistleri avlarken, bir de baktık ki camilerimiz de boşalmış. Artık aynı Allah’a aynı dualarla farklı mekânlarda ibadet eder oluvermişiz.
Ne köy kaldı, ne köylü. Ne şehir kaldı ne de şehirli. Yörük’le Kürt evlendi. Düğünde kâh halay çekildi kâh zeybek oynandı. Aynı torunu sevdi dedeleri nineleri ama bir birlerini sevmelerine izin verilmedi.
Ne camilerde aynı duayı yapıyoruz artık, ne de rakı sofralarında aynı duygu yüklü arabeskleri türküleri dinliyoruz.
Şükürler olsun günümüzde her şeyimiz var ama. Sevgimiz yok, duygumuz yok, sevgili için dost için gurbetçimiz için şehidimiz için ölen yakınımız için iki damla gözyaşımız yok artık…