AMİN ALAYI MI? YOKSA SİMİT ALAYI MI?

Osmanlı’da sıbyan mektebi denilen okullara başlayan çocukların daha ilk günden okula alıştırılması için düzenlenen çok hoş bir tarihsel gelenektir. Bilime, bilgiye ve insan yetiştirmeye son derece önem veren Osmanlı, her çocuğun kendisini özel hissetmesi için müthiş bir gelenek oluşturmuş ve bu gelenek asırlar boyu devam etmiştir
Osmanlı’da bir çocuk, eğitim çağına ulaştığında, Amin Alayı denilen bir çeşit öğrenci temalı tören yapılmıştır. Öyle ki, çocuğun okul günü gelip çattığında, çocuğa en şık kıyafetler giydirilmiş, tüm hanede adeta bir bayram havası estirilmiştir

Amin Alayı denilen, çocuğun ikbal ve istikbali için dualar edilip hep bir ağızdan amin denilen bu alay, hanesinde bekleyen çocuğu bir şehzade karşılar gibi karşılamıştır.

İnsana değer veren,
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen Osmanlı’da, özgüveni yüksek, ilme âşık ve kadirşinas nesiller işte böyle yetişmiştir. Kısaca Amin Alayları, çocukların zihin ve ruhlarının inşa edildiği dev bir seramonidir.

Şimdilerde ise bizlerin hiç sevmediği hatta her fırsatta hiç düşünmeden ağız dolusu küfür etmekten cekinmediğimiz OsmanlI İmparatorluğu’nun nazik ve Necip adeti unutulmuş.

Onun yerine yeni bi akım olarak ortaya çıkan öğrencinin yeni okula başlaması veya bir üst dereceli okulda ilk günü o okula alışması ve sıcaklık ortamı oluşması için yapılan “Simit Alayları”düzenlenmeye başlamıştır.

“Simit Alayı”da neymiş dye sorarsanız eğer…

Geçen hafta İstanbul da bir lisede o liseye başlayan öğrencilerin tepesinden onlarca Simit parçalarının atıldığı bir törendir.
O okulun Müdürü ve diğer öğretmenlerin ikazlarına rağmen o simitler atılmaya devam etmiştir.
Evet yanlış okumadiniz o programda onlarca öğrenci ellerindeki simit parçaları ile yeni gelen öğrenci arkadaşlarını hos geldin toreni düzenlenmiştir.
Peki bu çocukların bu seranomisi doğru muydu? Yoksa yanlışmıydI?
Hakikaten de bizler bu çocukları yetiştirilmesinde Nerede hata yapmıştık.

Biz geleceğimizi emanet edeceğimiz o gençler “simit’in” veya ekmeğin ne kadar önemli olduğunu ve “Nimet” olduğunu ogretemedik mi?

Demek ki kimilerimizin ağız dolusu küfür etmekten cekinmediğimiz O Çağ açıp çağ kapatan Osmanlı Eğitimcileri veya anne-babaları kadar olamamışız.

Buradan şu sonuç çıkıyor.

Aslında Osmanlı Devleti gerici değil aslında biz gerici imişiz.

Biz geleceğimize nimete de devlete de saygıyı ogretememişiz.

Biz ne geçmişimize nede geleceğimize gerektigi kadarıyla sahip çıkamamışız.

Eğer ki ipin ucunu kaçırır sahip çıkmaktan vazgeçersek, bilesiniz ki bizim yerimize bizden başkası sahip çıkar.

Çıktığı zamanda dünya kaç bucakmış görürüz.

Ama her seye geç mi kalırız işte onu hiç bilemiyorum.

Hiç bir şeye Geç kalmamak dileğiyle. .

Güzel bi haftanın bizi bekliyor olması umuduyla. Kalın Sağlıkla…