DUR, DÜŞÜN, KARAR VER

“İmana dair meselelerin tartışma konusu yapılması” caiz değildir demiş, hakikat ehlinden bir zat. Ve eklemiş. Çünkü tartışmada çatışan ve çarpışan egolardır. Tarafların derdi birbirine galebe çalmaktır, doğruların ortaya çıkması değildir, diye.

Yıllardır süregelen Domaniç’teki kan kaybedişin, göçün ve istihtam noktasındaki krizin ardından gündeme gelen belirsizlik, Domaniç’lilerin önlerini görmesini zorlaştırıyor. Bu olumsuzluktan kurtulmak için hemen herkes kafa yoruyor. Ama bu kafa yormalar bugün bu belirsizliğin ortadan kalkmasına yetmiyor. Ama belirsizliği ortadan kaldıracak olanların, sorunları net ve açık tartışmak olduğu gerçeğini de hiç bir zaman gözardı etmemek gerekiyor. Domaniç için kafa yoranların münakaşa adabı da bir baska tabiki. Bazıların sorunlara yaklaşımında gizlilik ve saklılığa gitmeden net olarak görüşlerini açıkladığını görüyoruz. “Şöyle söylersem kim incinir?” ya da “Böyle söylersem kimi üzerim?” gibi kaygılardan azade doğru bildiğini ortaya koyuyorlar. Aynı şekilde diğer kafa yoranlarda gördükleri yanlışların, eksikliklerin neler olduğunu bildikleri halde söylemekten çekiniyorlar. Kendi alanlarında nelerin sorun yarattığını, hangi konularda bilgi eksiklikleri olduğunu, ve bu eksiklerin yarattığı olumsuzlukları dile getirmekten acizler.

Domaniç’in bu kara günlerden çıkabileceğini düşünenlerdenim. Domaniç’in eğitimde, sağlıkta istihdamda ve belli başlı sorunların giderilmesi tarihi, doğası ve kültürü gibi konuların iyi bir şekilde istişare edilerek münakaşaya mahal vermeden kullanıldıktan sonra Domaniç kabuğunu kırar ve bu kara günleri atlatır düşüncesindeyim. Bu konularda tüm devlet kurumlarıyla birlikte mülki ve idari bazda ve içerisinde Domaniç’li STK ların ve Domaniç halkınında da olduğu reformist politikalar yürütmesini öneriyorum. Önemli bir genç nüfusa sahip olduğumuzu ve bu genç nüfusunuzun İnegöl başta olmak üzere diger ilçelerde işçi olarak çalıştığı gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz. Bunun bir siyasi saptama olarak değil, tartışılması gereken bir gerçeklik olarak görülmesi gerekiyor.

Biz Domanic’liler maalesef Konuşamıyoruz, tartışamıyoruz ama Allah var çatışmayı çok iyi biliyoruz; Elimize yalan yanlış ne geçirirsek karşı tarafa savuruyoruz. Kavga etmeden konuşamıyor, tartışamıyoruz. Keskin sınırlarımız, ön yargılarımız var. Hiçbir farklı fikre tahammülümüz yok. “Farklı düşünce” saygı duyulabilecek bir şey olmaktan çıkmış. Hatta düşman olmak için bir gerekçeye dönüşmüş. Durduğumuz yerler, siyasi görüşler değişse de, değişmeyen tek şey zihin dünyamız. Üstelik, bu zihniyetten şikayet etmiş olmak da bir şeyi değiştirmiyor. Bu artık bizim genel bir sorunumuz. Herkes bulunduğu yerden yüzde yüz emin, şaşmaz, yanılmaz. Aksini söyleyen de yüzde on bin yanılıyordur! Aslında ne dediğinin önemi de yok, biraz farklı olması bile yetiyor. Hemen, etiketlenip yaftalanmaya başlanıyor. Nasıl bir konu olursa olsun taraf olunan siyasi görüşü arkaya alarak ve en küçük bir taviz vermeden ve asla uzlaşmayı düşünmeden aslanlar gibi mücadele ediliyor. İnsanların kendi kendilerine yarattıkları şahsi hırslarının bir sonucu yani siyasete karşı takıntılı olma sorunu. Mevzilerinin ellerinden kaymasından korkuyorlar. Bu da her birini ötekine karşı daha saldırgan, tedbirli, savunmacı, her şeyin altında bir bit yeniği arar hale getiriyor. Her an birileri kendilerine zarar verebilir endişesiyle yaşıyor ve ufak bir farklı sesten eleştiriden nem kapılıyor. Mağduriyetler yaratıp onun üzerinden yarışmak yerine çözüm üretilse ve asıl sorunun sürekli “ötekiler” yaratıp duran zihinlerinde olduğunu kavrayabilseler; ruh sağlıklarına daha iyi geleceği kesin. Hırs, kin, öfke, linç, yok etme, ezme, kibir ve tahammülsüzlük bizi esir almamalı. Hoşgörüyü elden bırakmamalıyız. Sağlıklı bir münakaşa tartışma ortamları oluşturmalıyız. DOMANİÇ’TE. Böylelikle düzlüğe çıkabiliriz.

Bu cümleyi her yazımda yazmam gerekse bile bıkmadan yazacağım. “Domaniç ortak paydamız”. Bu durum münakaşa götürmez. Yani tartışmaya yer vermeyecek biçimde kesin bir durumdur. Beraber birlikte Domaniçli olmuşuz, adımız bir, toprağımız bir havamız bir, kıblemiz bir, acımız bir, ihtiyacımız bir, derdimiz bir, geçmişimiz bir. Yani kısacası her şeyimiz bir. Dolayısıyla geleceğimiz de bir. Bizlerin derdi dünde, bugünde, yarında Domaniç olmalıdır. Onun için partiler, dernekler, kurum ve kuruluşlar bir araçtır. Amaç hizmet olmalıdır. Neticede hedefe varmak için bakış açıları farklı olabilir, amaç Domaniç’e hizmet olduğu anda bakış açılarımızı bir noktada birleştirebilirsek çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacaktır. Önceliği Domaniç Olanlar tekrardan durup, Düşünüp, karar versinler. Vesselam..