HEY GİDİ LUT KAVMİ HEY !

Özellikle erkek çocuklarımıza, ilk öğrettiğimiz, genel de küfürdür bizim. Hele bir de peltek peltek küfredebildi mi küçük adamımız; nasıl da zevk alır güleriz biz?
Özellikle evde büyüklerin, sokakta mahallelinin baskısıyla, istediği gibi giyinemeyen anneler, kız çocuklarını nasıl da açık giydirir, nasılda ruja makyaja boğar küçük hanımları. Mankenler gibi süslenen küçük hanım kıvırta kıvırta yürümeye başlayınca nasılda güleriz biz?

Düğünde önce mantar tabancası, sonra gaz tabancası Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşa gelirken de beline taktığı 14’lüyü görünce nasıl da gururla güleriz biz?

İçip içip anıran… Pardon nara atan, düğünlerde salına salına göbek atıp oğlanları baştan çıkaran, küçücük ağzına sigarayı yan kıstırıp ‘fabrika bacası’ gibi tüttüren eserlerimize nasıl da gururla güleriz biz?

Biz aynı sevgiyi, bize baş olmak isteyenlere de gösteririz. İster belediye başkanı, ister devlet başkanı olsun. İster muhtar, ister vekil olmak istesin. Saçımızı süpürge yaparız, aç kalır açıkta kalır onu o koltuğa oturtmak için çalışırız. Oturttuk mu o koltuğa bizden gururlusu yoktur. Onun cebine giren paralara, bindiği arabalara, yatlara, katlara bakar bakar aç karnımızla gururla güleriz.

“Bu gidişatın sonu iyi değil” diyen hainlere çok kızar, bu dinsiz imansızlardan nefret ederiz.’ Kıskananlar çatlasın’ deriz. “Benim oğlum asar keser, benim kızım gezer tozar, benim vekilim yer içer, benim başkanım saraylarda krallar gibi yaşar da. Biz, açken bunlar niye tok demeyiz de onların yediği içtiği de bizim der gururla güleriz biz.

Ne zaman ki oğul ceza evine girer, kız davulcuya kaçar, ekonomi çöker, beslediğimiz kargalar g.tümüzü tırmalar. İşte biz, o zaman bile; “Eyvah biz nerede yanlış yaptık? Demeyiz asla. “Kader” der güleriz ağlanacak halimize.
“Hey gidi Lut Kavmi Hey” sizde her türlü ibneliği zevkle seyredip güler geçerdiniz değil mi ?