BİR TANESİDE Mİ GERÇEK OLMAZSIN.

Olmuyor,olmuyor,olmuyor. Ne kadar da kısa yazayım desem olmuyor işte. Öncelikle 23 Haziran Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Seçiminin Ülkemize, Milletimize ve İstanbul’umuza Hayırlı Olmasını Diliyorum.

Hayalci bir çocuktum. Ve orak zamanı tarlada çalışırken Karaköy deresinde yüzer, altıma havlu yayıp güneşlenirdim. Çocukluğumun karaköyünde Antalya hayali kurmak için de her şey mevcuttu. Uçsuz bucaksız hızlı hızlı akan bir dere ve güneş. Ve Ben güneşleniyorum. Antalyanın göz alabildiğince sahili gibi gelirdi bana. Bunun umarsız bir hayal olduğu çok açıktı, ancak bu durum hayal kurmama engel değildi elbette. Sonra gençlik ve okul derken ilgi alanları değişmeye başladı. Tarih, Kültür ve Domaniç. Domaniç vardı 10 km ilerimizde. O yıllarda Bizim icin çok uzak ve hiç gidilmemiş ve keşfedilmemiş şeyleri bulma umudu ile yanıp tutuşulan doğa,tarih ve kültür saklı o koskoca ilçe……. Sonrası mı ?
Hayal kurmanın ne kadar önemli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Hayallerin yoksa, önüne konulan kupkuru bir hayatı yaşayıp gidiyorsun. Yaş ilerledikçe hayal kurma alışkanlığım dramatik bir şekilde azaldı. Bende dahil olmak üzere hayallerimiz meslek ve paradan ibaret hale geldi. Ama ben hiç pes etmetmedim. Kuruluşun toprağı, kültür mirası, doğa harikası Cennetten bir köşe olan Domaniç için hayal kurmaktan.

-Domaniç-Tunçbilek karayolu neredeyse tamamlandı. Güney-Tunçbilek arasınında tez elden bitirildiği ve Domaniç insanının yol-yakıt-araç masraflarından kurtulduğu o güzel günleri hala hayal ediyorum.

-Domaniçime, Devletten bol bol ödeneğin çıktığını, İl Özel idaresinde Domaniç ile ilgili daha çok kararların alındığı günlerin hayalini hala kuruyorum.

-Domaniç’in doğasına zarar vermeyen doğal dokuyu bozmayan fabrikaların kurulduğunu. Istihdamın arttığı ve göçün önlendiğini, Domaniç dağlarına doğasına zarar verecek maden ocaklarının (altın vs) açılmadığının hayalini kuruyorum. Ama malesef aramalar devam ediyor.

-Ebe Ana, Selim Dede, Abdal Dede,Çad Dede, Sarıkız, Koyun Baba, Şehit Sarubatu Savcı Bey gibi Domaniç’in manevi şahsiyetlerine daha çok sahip çıkıldığı Mahmut Abdal’ın anıt mezarının yapıldığı, Ortaca’ya Habibe ile Fındıcak’a Emine’nin, Sivrikaya’ya Şeyh Edebali’nin Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi’nin heykellerinin yapıldığı günlerin hayalini hala kuruyorum.

-Asit tankerlerinin Domaniç güzergahını kullanmadığı,Tabiatın ta kendisi olan Domaniç dağ ve ormanlarının Tabiat parkı değilde milli park olduğu ve Rantçıların heveslerinin kursaklarında kaldığı günlerin hayalini hala kuruyorum.

-Yüksekokulun eski günlerine geri döndüğü, Ögrenci sayısının arttığı, Domaniç halkıyla kaynaştığı ve halkın arasına katıldığı, Esnafımızın kazancının arttığı günlerin hayalini hala kuruyorum.

-Domaniç’in tarih kültür ve doğa Turizmiden hak ettiği payı aldığı, Hayme Ana ve Yağlı Güreşlerin geçen yııllara göre daha görkemli, katılımın daha fazla olduğu ve Tv’lerde canlı yayınlanan şenlikler ve etkinlikler olduğu, Türkiye’de ve dünyada hak ettiği değeri bulduğunu günlerin hayalini hala kuruyorum.

– En önemliside, İktidarın ve muhalefetin sadece Domaniç için birlik beraberlik içinde çalıştığı günleri hala hayal ediyorum…

Belkide fazla hayal perestim. Fakat hiç bir zamanda Domaniç için hayallerimi dillendirmekten bıkmayacağım. En üzücü olanı ise, BİR TANESİDE Mİ GERÇEK OLMAZSIN. OLMUYOR İŞTE.