BİZ KİME GÜVENECEĞİZ?

Ülkemizde Cumhuriyet kurulduğu günden beri kör topal ilerleyen bir demokrasimiz var.

Eskiden ara sıra askerler gelir, “Bu demokrasi size çok” diye tüm haklarımızı elimizden alır. Kendilerine göre yeniden düzenleme yapar, gerekli kurumlara talimatlarını verir istediği adayları çıkartır. Alın kullanın derlerdi.

O dönemlerde basın yayın kurumu olarak bir tek TRT vardı. Gereken talimatlar devlet televizyonu TRT’ye verilir, TRT’de, devletin başındakilerin halka layık gördüklerini her gün anlatarak ülkenin gidişatını belirlemeye çalışırdı. Çalışırdı diyoruz çünkü birde bağımsız medyamız vardı. Askeri darbe bile olsa kimse özgür basına dokunmaz talimat veremezdi…

Tüm bunlara rağmen devlet istatistik kurumları her yıl bir araştırma yapar ve halkın en güvendiği kurumları açıklardı.
O dönemler de bile halkımız önce askerine, sonra basına, güvenirdi. ‘Din, Diyanet, Milli Eğitim, Hukuk’ güvenilir mi değil mi diye kimse düşünmezdi bile.

Peki, günümüz Türkiye’sinde kime güveniyoruz?

Ülkede bir belediye başkanı, bir köy muhtarı seçeceğiz. Ülkenin siyasi liderleri sokaklara çıktı. Yetmedi koskoca Cumhurbaşkanı oy mitingine çıktı. Ağıza alınmayacak hakaretler, hem öteki tarafa hem ülkenin bir numarası Cumhurbaşkanına yapıldı. Medyaya talimatlar verildi. İki tarafın medyası halka olayları kendi taraflarından anlatarak karşı tarafı ötekileştirmeye çalıştı. Çamurlar atıldı, aşağılayıcı sözler sarf edildi. Camiler de siyaset yapıldı. Asker siyasete karıştı, hukuk, siyasete karıştı. Devlet kurumları, devlet amirleri iktidarın sözcüsü oldu ve ya olma zorunda kaldı. Ya taraf olundu ya bertaraf olundu.

Günümüz Türkiye’sinde halk artık ne medyasına, ne imamına, ne hukukuna, ne iktidarına ne muhalefetine, güvenmiyor. Güvenmiyoruz.
Allah’tan eski cahiliye dönemi yokta, halkımız da liderinin gazına gelip kardeşine saldırmadı. Kardeş kavgası, birilerinin istediği düzeye çıkmadı.
Özellikle biz Domaniçliler çok güzel bir seçim süreci yaşadık. Arada bir iki havlayan olsa da, ortamı germeye çalışanlar çıksa da, it ürüdü ama kervan durmadı yürüdü.

Diyeceğimiz şu ki lütfen herkes elini vicdanına koysun olup bitenlere şöyle bir baksın. Herkes kendi partisini, kendi liderini bir şekilde masaya yatırsın, uyarsın. Eskiden halk kışkırtmalara gelmesin diye devlet büyükleri harekete geçerdi. Şimdi sıra halkta, halk kendi devlet büyüklerini uyarsın !