EY DOMANİÇ

Var mı senden ötesi? Senin gibi bir memleket?
Taşın toprağın belki altın değil,
Belki bağrında nice cevherler saklı değil.
Ama Yiğit kadınlarınla, Mert erkeklerinle,
Bambaşka bir diyarsın…
Senin sinende ne güzellikler, ne cevherler saklı…
Ancak senin bağrında doğan, senin diyarında yaşayan bilir…
Gurbete gidenler derin bir soluk almak için,
Gerçekten yaşıyorum ben demek için,
İlk fırsatta seni arar, seni bulur.
Kısacık bir an da olsa seninle yaşamak için,
Kilometrelerce yol alır, yine seni bulur.
Bilesin ki seni asla unutmaz, unutturmaz.
Garip evlatların iki lokma helal rızık için başka diyarlarda mesken tutsa da…
Biliriz ki kalbinin en ücra köşesinde sen saklısındır.
Biz mi seni anlayıp anlatamadık?
Yoksa kalbi mühürlüler bizi, seni mi anlayamadılar?
Anlamak mı istemediler? Çaba mı göstermediler?
Derdin ne Domaniç? Derdimiz ne ki bizim?
60 yıldır neydin ki? Daha neyin derdindesin?
Küçücük bir kafese mi hapsettiler seni?
Gerçekten sen var mıydın Domaniç?
Yoksa uçsuz bucaksız koskocaman bir hayal miydin?
Sen kafeslere değil, O koskocaman yüreklere bile sığmazsın ki Ey Domaniç..
Ama biz biliyoruz sen varsın..
Bambaşka bir diyarsın..
Bizim arkamızda koskocaman bi Çınarsın..
Bizler yaşadıkça bu cihanda,
Sen her zaman var olacaksın..
Benim derdim var olma savaşı,
Benim derdim ekmek davası.
Küçücük kafese hapsedilen memleketimi,
Eller, yürekler üzerinde yüceltme davası.
Saklı cevherleriyle, bilmeyenlere bildirme davası..
Ben derdimi kime diyeyim,
Kime söyleyeyim…
Kim anlar ki beni, yüreğimde kopan fırtınayı…
Hangisi doğru Ey Domaniç?
Yüreğe, dile mühür vurup susmak mi?
Yoksa boğazın yırtılırcasına haykırıp bu cihana seni anlatmak mı ?
Ama ben, biz biliyoruz ki sen varsın..
Ve dünya batana dek var olacaksın..
Umutsuz olmak, yıkılmak yok..
Bilesin ki sen her zaman bambaşka bir diyar olacaksın Ey Domaniç..