ÇÜNKÜ O SİZE MUHTAÇ! !

Geçen hafta Sosyal Medya ve Ulusal Medyada yayınlanan ve fazlasıyla yankı bulan haberi hepimiz ya okumuş veya dinlemişizdir. Bir baba Öz oğlunu elektrik Süpürgesinin demir borusu ile döverek komalık etmiş ve o masum yavrucak 6 yaşında ve küçücük bedeniyle böyle bi siddete maruz kalmış. Ve daha fazla o acıya dayanamayip cocuk yasinda Rabbine kavuşmuş. Hic düşündünüz mü?
Çocuklarımıza psikolojik ve fiziksel şiddet uygularken neden bu kadar rahat olduğunuzu? Yada çocuğunuza öfkenizi kusarken yapmış olduğunuz bu davranışları; rahatça dostlarınıza, çevrenize yapabiliyor musunuz? Tokat atmayı alışkanlık haline getirmiş birsürü aile gördüm. Bazen bende bilerek veya bilmeyerek bu yanlışa düştüm kimi zaman… İnanın bana çocuğunuza davrandığınız gibi etrafınızdaki diğer insanlara davransanız yanınızda kimse kalmaz. nPeki çocuğunuza neden bu kadar rahat davranıyorsunuz biliyormusunuz?
Çünkü O SİZE MUHTAÇ!
Aynı şekilde tepki veremez,sizi terk edemez yada bağırıp çağıramaz.
Sadece susar veya ağlar. 10 dakika sonra gelir hiçbir şey yaşanmamış siz onu hiç üzmemişsiniz kalbi hiç kırılmamış gibi yine boynunuza sarılır.
Siz, size kötü davrananları bu kadar çabuk affediyormusunuz?
ETMİYORSUNUZ!!! Size 10 dakika önce hakaret edip tokat atan birine 10 dakika sonra asla sarılmazsınız.
Bağrınıza basmazsınız.Size biran önce sarılsın diye düşünmezsiniz. İçinize dert olmaz kırgınlığınız… Boynunuzu bükmezsiniz… Ama çocuğunuz boynunu büker; siz onu döversiniz ama o sizi affedin diye bekler. Dayağı yer ama yinede sizi üzdüğünü düşünerek içine dert eder.
Sizi affetmek için sabırsızlanır.
Çocuklar çok masum. Onların bu masumluklarını kullanmayın.
Belki beden olarak size bir şey yapamazlar ama düşünce olarak terk ederler. Ruhlarında derin yaralar açarsınız. Telafisi zor durumlara sokarsınız. Vurmak, hakaret etmek kişinin acizliğindendir. Fikir ve akıl yoksunluğundandır. Konuşmak gerek,eğriyi doğruyu anlatmak gerek… Konuşmak anlatmak için erdem sahibi olmak lazım. İnsan olmak Erdemli olmaktan geçer. Sevgiden, hoş görü sahibi olmaktan geçer. Hangimiz babasından anasından bi tokat yemedi ki diyeceksiniz belki… Lakin nesiller boyu süre gelen bu literatürü değiştirmek yine bizim elimizde,bu gidişatı yine biz değiştirecegiz. Bu güç ve kudret bizim ellerimizde mevcut inanın. Sadece bu gidişata dur diyecek güç ve kudrete sahip olduğumuzu bildiğimiz ve “Dur” diyerek sesimizi yukselttiğimiz an kazandığımız andır emin olun.. Bir dayak ile ne olur ki demeden.. şapkalarımızı elimize alıp düşünerek geleceğimizin teminatı çocuklarımızı daha güzel bir geleceğe hazırlamak için onlarinda bir birey olduğunu unutmadan daha farklı açıdan davranışda bulunmalıyız.. Daha fazla Geç kalmadan bu yolda ilerlemeliyiz. Çünkü kaybedecek bir saniyemız yok bilin… Onlar bizim taklitcimiz ve biz onların örnek aldığı insanlarız. Eğer ki aramıza duvarlar inşa edersek. Korkarım bir gün bizde bulamadığı sevgi ve şefkati hiç ummadığımız ve hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlerde, kişilerde aramaya ve bulmaya çalışacaklar ve geleceğimizi kendi ellerimiz ile aç kurtlarin kucağına atmış olacağız..
Ve koskocaman bir nesli kaybetmiş olacağız. Uzun lafin kısası emaneti; emanet edene, emanet ettigi gibi teslim etmek zorundayız. Başka cikar yol yok emin olun.
AH! Be kuzum!!!! Agzi süt kokan kuzum…
Rabbimize babanı nasıl şikayet ettin?
O baba huzur-u mahşere gittiğinde o çocuk babasını şikayet ettiği zaman ne cevap verecek.??? .. nİşte onu ancak Allah bilir.
Bazen dil Lal olur söylemez olur.
Bazen de Kalem tutulur yazmaz olur.
Rabbimiz!!!
“Sevdiklerimizin üzülmesinin müsebbibi eyleme bizi”…
Başka bir şey istemeyiz Senden..