DOMANİÇ’TE RUM PAŞA HİKAYESİ

Yer Angelakoma (İnegöl). 1280’li yıllar. Bir Rum ailenin erkek çocuğu olur. Bu aile çocuğun geleceğini merak ettikleri için Angelakoma’da meşhur olan bir kahine giderler. Kahin, çocuğun gelecekte aileye çok büyük zararlar vereceğini dolayısıyla bu çocuğu Domaniç dağına bırakıp ölüme terketmelerini söyler. Vahşi hayvanlara yem olursa ancak bu felaketten kurtulabileceklerini belirtir. Kahine inanan aile bu duruma çok üzülse de istemeye istemeye çocuğu Domaniç dağına bırakarak ölüme terkeder. Domaniç dağında hayvanlarını otlatmakta olan bir Kayıhanlı çoban çocuğu bulur ve Domaniç’teki evlerine getirir. Hiç çocukları olmayan ve şimdi bir erkek çocuğa sahip olan Çoban ve eşi çocuğun adına Ertemur verirler, çok kıymet ve değer verdikleri için onu “paşam, paşam” diye çağırırlar. Hiç çocukları olmayan aile, gerçek anne babası gibi sevgi ve şefkat gösterirler. Onu sahiplenirler ve büyütürler. Çok iyi bir evlat olarak yetiştirirler. Çocuk Kayıhanlı aileyi kendi öz ailesi olarak bilir.
Ertemur 18 yaşına geldiğinde çoban ve eşi onun üvey olduğunu, onu Domaniç dağında bulduklarını ve kimin çocuğu olduğunu bilmediklerini söylerler. Onu bulduklarında boynunda takılı olan Angelakoma’nın sembolü melek figürlü kolyeyi ona verirler. Ertemur, çok şaşırır ama çoban ve eşinin ona her daim gerçek anne-baba şefkati ve sevgisi gösterdiklerini, asla üvey bir evlat muamelesi görmediğini hatta hiç böyle bir düşünceye dahi kapılmadığını belirterek onlara minnet ve şükranlarını ifade eder. Ertemur, üvey anne babasıyla mutlu ve mesut bir şekilde yaşamaya devam eder.
Takvimler 1299 yılını gösterdiğinde Angelakoma, Kayıhanlılar tarafından fethedilir. Şehir teslim alınır. Kayıhanlı alpler arasında Paşa lakaplı Ertemur da vardır. Angelakoma’da asayiş amaçlı bütün evler aranırken Paşa Ertemur da kontrol için bir eve girer. Girdiği evde bir karı-koca ile 15 yaşlarında bir erkek çocuğu vardır ve korku içinde beklemektedirler. Ertemur şaşkınlık içinde kala kalır. Çünkü erkek çocuk kendisine çok benzemektedir. Rum karı-koca Ertemur’un boynundaki kolyeye dikkat kesilir. Bu kolyeyi iyi hatırlamaktadırlar. Bir zamanlar Domaniç dağında ölüme terkettikleri oğullarına özel olarak yaptırdıkları kolyenin aynısıdır. Kadın heyecanla Ertemur’a bu kolyeyi nereden bulduğunu sorar. O tarihlerde Angelakoma ve çevre tekfurluklardaki Bizanslılar ile sınır komşuları Domaniç-Söğüt-Bozüyük bölgesindeki Kayıhanlılar arasında alışveriş ticaret ilişkilerinin yoğun olması sebebiyle halklar genellikle Rumca ve Türkçe bilmektedirler. Dolayısıyla Ertemur da Rumca bilmektedir. Kadına durumu anlatır. Rum aile şaşkınlık içindedir. Çünkü karşılarındaki delikanlı bir zamanlar kahine inanıp Domaniç dağında ölüme terkettikleri oğullarıdır. Şimdi bu oğullarının kendilerini öldüreceğini ve kehanetin gerçekleşeceğini zannederek korkuya kapılırlar. Ailenin korktuğunu anlayan Ertemur, İslam ve Türk töresinde fethedilen topraklarda halkın özgür bırakıldığını, eli silah tutmayan insanlara dokunulmadığını, eşit insan muamelesi gördüklerini söyleyerek onlara korkmamalarını söyler. Aslında kehanet gerçekleşmiştir. Oğulları düşman oldukları bir dinin mensubu olmuştur ve Hristiyan Angelakoma toprağı kendi oğullarının da dahil olduğu bu düşman din mensupları yani Müslüman Türkler tarafından ele geçirilmiştir.Ertemur o gün gerçek ailesinin yanında İnegöl’de kalır. Ertesi gün vedalaşarak tekrar Domaniç’teki üvey ailesinin yanına döner ve onlarla yaşamaya devam eder. Ertemur, “sevgi emektir” diyerek kendisine emek veren üvey ailesini seçmiştir.