DOMANİÇ’TE KAYIP UÇMAĞ ÇİÇEĞİ EFSANESİ

Domaniç Soğucak yaylasındaki obada yaşayan bir ailenin Burçe isimli kızları hastalanır. Ailesi kızlarının hastalığının tedavisi için komşu Germiyan köylerinden birinden bir şifacı hoca çağırır. Şifacı hoca ayın görünmediği yedi karanlık gecede üst üste obaya gelerek hasta kıza bir şeyler okur çeşitli ritüeller uygular. Yedi gün sonra şifacı hoca bu zamana kadar hiç böyle bir hastalığa rastlamadığını dolayısıyla elinden bir şey gelmediğini söyler. Burçe’nin hastalığına çare bulamamıştır. Şifacı hoca aileye bir de Tırhas (Tıraz) yaylasında bulunan Yula ocağına gitmelerini tavsiye eder. Yula Bacı’nın bir ocak ulusu olduğunu, Horasan’da bir ocaktan el aldığını, kırkların ermişlerin ocağı olduğunu, bir çok hastanın dertlinin şifayı bu ocakta bulduğunu söyler. Bu tavsiye üzerine aile kızları Burçe’yi, Tırhas yaylasındaki Yula Bacı’ya götürür.

Sağıltım akçadırında (şimdinin kliniği) Burçe kızı muayene eden Yula Bacı hastalığı bilir ve teşhis koyar: “Bu kızın ilacı Domaniç dağlarında yetişen Uçmağ çiçeğidir. Bu çiçek bahar gelince çiçek açarken köküyle sökülür, soğanı ve tepesindeki çiçekleri kurutulup, havanda dövdükten sonra geyik sütü ile kaynatıp kıza içirilmesi gerekir.” der. Bir aksaçlı bilge olan Yula Bacı, Uçmağ çiçeği hakkında detaylı bilgi verir: “Uçmağ çiçeğinin mevsimi bahardır, kısadır. Lütfedip gelirse Nevruzdan (21 mart) hemen sonra rastlanır ona. Az görünür, çok durmaz. Aceleci ve çok nazlıdır. Nadir görünse de ardından çok konuşulur, hakkında efsaneler düzülür, türküler ağıtlar yakılır. Sese çok duyarlıdır, hassastır. Bu çiçek ince yanık kadın sesi duyduğu zaman, iç bölümlerinde bulunan gözeneklerden gözyaşına benzer su damlatır. Kayın ağaçlarının yakınlarında nemli yerlerde çıkar.” diye ilave eder. Ayrıca “Ama bu çiçeğin kırk yılda bir açtığını ve kırk yıldan beri görünmez olduğunu, ender bir çiçek olduğunu” da hatırlatır.

Böyle bir çiçeğin adını hiç duymayan Burçe kızın ailesi, mevsimin uygun olmaması nedeniyle Germiyan ve Bizans yerleşimleri dahil çevrede ne kadar aktarlar ıtriyatçılar varsa bu çiçeği arar. Fakat bulamazlar. Aktarlar ve ıtriyatçılar bu çiçeğin yıllardır görünmediğini bulunamadığını söylerler. Burçe’nin ailesi baharı beklemek zorunda kalır.

Domaniç dağlarında ne kadar çiçek, ot, ağaç, kök varsa tek tek bilen, ne kadar şifalı su, ne kadar şifalı mağara, börtü böcek varsa bilen, Domaniç dağlarını koyak koyak taş taş pınar pınar bilen Yula Bacı, her zamanki gibi bahar ayında yine heybesini alır, Domaniç dağlarına çiçek aramaya çıkar.

Yula Bacı Domaniç dağlarında çiçek toplarken üç Kayıhanlı yiğide rastlar. Bu gençler 1231 yılında Melegen’de (Melagina/Bursa-Yenişehir’de) Kayıhanlılar ile Bizans / Aktav birleşik ordusu arasında yapılan savaşta esir düşen genç alplerdir. Bizans esaretinden kurtulmayı başaran genç Kayıhanlı apler memleketleri Domaniç’e dönmektedirler. Yula Bacı bu alplerle ilgilenir ve onlara azığından ikram eder. Kayıhanlı Alplerden biri Soğucak obasından Güneri Alp’tir. Sohbet esnasında konu Güneri Alp’in sevdiği kıza gelir. Sevdiği kızın ismi de Burçe’dir. Yula Bacı, bulmacanın parçalarını tamamlar ve Burçe kızın hastalığının gerçek sebebini anlar. Burçe’nin durumu hakkında Güneri Alp’e bilgi verir. Burçe’nin evlenmediğine sevinen Güneri Alp, hastalığına da çok üzülmüştür. Gençler belli bir süre sonra Yula bacı ile vedalaşarak ayrılırlar. Güneri Alp, Soğucak’taki obasına ulaştığında obada büyük bir şenlik olur. Burçe kız, Güneri Alp’in gelişinden çok mutlu olur ve günden güne iyileşerek hastalığından kurtulur. Baharda /Nevruzda düğünleri gerçekleşmiş, muratları hasıl olmuştur.

Burçe’nin hastalığı için Domaniç dağlarında Uçmağ çiçeği o yıllarda bulunamamıştır belki ama bu çiçeğin hikmeti, sırrı vuslat ve evlilikle ortaya çıkmıştır. Kadim bilgiye göre; uçmağ çiçeği insanın kendi özüne dönüşü, iç dünyasının keşfi, ruhsal yolculuğundaki ilerleyişini, bilgi ve anlayışın ışığına doğru yükselişini, ruhun saflığını temsil eder.