DOMANİÇ’İN İLK TARİKATI

Domaniç’te ilk yerleşmelerin başladığı tarihlerde, Kayı ve diğer boyların Domaniç’e yerleştikleri 1230’lu yıllarda yani XIII. yüzyıl Anadolu’sunda genel olarak Irakîler ve Horasanîler isimli iki büyük tasavvuf mektebinin yüksek ve popüler seviyedeki yorumlarını temsil eden tarikatlar vardı. Irakîler, zühd ve takva anlayışının ağır bastığı ahlakçı mektep olup Kadirî, Rifaî, Kübrevî ve Sühreverdî (kitabi/nascı/resmi medrese dindarlığı) tarikatları bu grup içindeydi. Horasanîler/Horasan Erenleri ise, Horasan ile birlikte Maveraünnehir ve Harezm bölgelerinden gelenleri de içeren melâmet prensibini Heteredoks/Anadolu Müslümanlığı/Halk Müslümanlığı) benimsemiş, daha esnek, estetik yanı ağır basan, aşk ve cezbeye önem veren mekteptir. Bunun temsilcileri arasında Yeseviyye, Vefâiyye, Haydariyye ve Kalenderiyye cereyanı gibi tarikatlar vardı. Bu iki mektebin sentezini ise, Mevlânâ Celâleddin Rûmî tarafından oluşturulmuştu. İslamiyetin Anadolu’da yayılmasında, Osmanlı Devleti’nin kurulmasında ve hatta İslamiyetin Balkanlara uzanmasında gezici Yesevi, Vefaiye dervişlerinin büyük rolü olmuştur. Yesevî dervişleri, Ahmed Yesevî’nin vefatından sonra geçen yarım yüzyıllık bir süre içinde oluşan onunla ilgili bütün yazılı ve sözlü gelenekleri olduğu gibi Anadolu’ya taşıdılar. XIII. yüzyıl Anadolu’sunda propagandacı Türkmen Yesevi dervişlerinin bu göçleri derece derece azalmakla beraber XIV. yüzyılda da devam etti. Anadolu’daki Müslüman Türk dindarlığının günümüze kadar uzanan bir boyutunu oluşturdu. Hoca Ahmet Yesevi hazretleri tarafından kurulan Yesevîlik ilk Türk tarîkatıdır. Özellikle köy, kasaba ve yaylalarda konar-göçerler arasında etkili olmuştur. Küçük yerleşim yerlerinde etkileri çok fazladır. Bu insanlar, kitabi esaslara dayalı İslam anlayışına sahip olmayan, çoğu okuma-yazma bilmeyen, geleneksel Türk inancıyla karışık, tasavvufun basitleştirilmiş kurallara dayanan mistik İslam inancını benimsemişlerdi. Eski Türk dininin izlerini taşıyan Yeseviliğin Nakşilik ve Bektaşilik üzerinde etkileri olmuştur. Yani Yesevîlik, zaman içinde Bektaşîlik ve Nakşibendilik içinde erimiştir. Bektaşilik ve Nakşibendilik isimli iki tarîkat Yeseviliğin yerini alarak Yeseviliği devam ettirmişlerdir. Arap ve Acem/İran kültürünün/dindarlığının ağırlıkta olduğu tasavvuf tarikatları (Irakîler) ise büyük şehirlerde etkiliydi.
Domaniç halk rivayetlerine göre, Domaniç’te yaklaşık 60 civarındaki eren, derviş, veli, baba, dede ve bacı/ana diye isimlendirilen yatırlarda medfun olan tarihi şahsiyetler genelde Horasan erenidir /Ahmet Yesevi’nin halifeleridir. Dolayısıyla Osmanlı kuruluş yıllarında küçük bir yerleşim yeri olan ve konar-göçer yaşayışın hakim olduğu Domaniç’teki ilk tarikat Yesevi tarikatıdır. Osmanlı ilk tarihçileri eserlerinde Osman-Orhan döneminde Domaniç Dağları/Keşiş Dağı-Uludağ silsilesinde faaliyet gösteren dervişlerin Yesevi Türkmen dervişi olduklarını yazmışlardır. Bunlar arasında en ünlüleri Geyikli Baba ve Abdal Musa’dır. Ertuğrul Gazi dönemi dervişlerin isimleri yazılmadığı için haliyle onun çağdaşı Koyun Baba ve Domaniç’teki diğer dervişlerden bahsetmemişlerdir. Çünkü Domaniç’teki dervişlerin çoğu Ertuğrul Gazi döneminde yaşamıştır. Osman-Orhan dönemini de gören Koyun Baba’nın halifesi Mahmut Abdal’ın ismi Şeyh Mahmud veya Mahmud Alp diye geçer sadece. Başka bir bilgi yoktur malesef. Şu anki bilgilerimiz Domaniç halkından derlediğimiz ağıtlar, ilahiler ve menkıbelerden ibarettir. İlk Osmanlı tarihçilerinden Aşıkpaşazade’nin büyük dedesi Vefaiye şeyhi olduğu için Osmanlı’nın kuruluşunda özellikle Vefai tarikatının etkili olduğunu subjektif bir değerlendirme ile dile getirir. Aşıkpaşazade’nin takipçileri de aynı cümleleri kopya etmişlerdir. Dolayısıyla Vefaiye tarikatına öncelik verdikleri için Yesevi tarikatı ve dervişlerinden pek bahsetmezler. Onları ötekileştirmişlerdir. Halbuki Anadolu’da bulunan dervişlerden bir çok önemli ismin Yesevîliğe müntesip olduğu kabul edilmektedir.Domaniç’in hemen hemen her köşesinde rastlanan unutulmuş isimsiz veya halk arasında sadece ismi, menkıbeleri kalmış bulunan Horasan erenleri, Domaniç’in dini-kültürel yaşayışında ve tarihinde gaza ruhu ile sufiliğin karışması suretiyle derin izler bırakmışlardır. Domaniç’in Oğuz töresiyle / gelenekleriyle Türkleşmesi ve İslamlaşmasında faaliyet göstermişlerdir. Domaniç’in Müslüman Türk vatanı haline getirilmesinde önemli derecede rol oynamışlardır.