OSMAN OĞLU ŞEHZADE SAVCI’NIN DOMANİÇ’TEKİ VAKIFLARI

Domaniç ile ilgili yerel tarih kültür doğa alanında saha-masa araştırmaları yapan araştırmacılar olarak en büyük sıkıntımız; Osmanlı kuruluş döneminde yaşamış birbirine karıştırılan üç tarihi şahsiyeti yani Osmanlı hanedanının Savcı Bey’lerini bazı insanlara anlatamamak. Bazı insanların gerçekten tarihi bilgi eksikliğinden kaynaklı anlamada zorluk çekmelerini anlayabiliyoruz. Fakat yazar arkadaşımız Abdullah Fidan’ın dikkat çektiği Domaniç düşmanı art niyetli kime-neye hizmet ettiği malum tiplerin sürekli olarak bu karışıklığı körükleyen tetikçileri ve onların yandaş istetmeleri içimizdeki İrlandalıları anlamakta zorluk çekiyoruz. Osmanlı Devleti kuruluş devrinde hanedanın “Savcı” isimli üç tane şehzadesi vardır. 1.Murat’ın oğlu Savcı Bey’in mezarı Bursa’da Osman Gazi türbesinin içindedir. Osman Gazi’nin oğlu Savcı Bey’in mezarı ise Söğüt veya Bözüyük’tedir (Kandilli). Ertuğrul Gazi’nin oğlu Saru Batu Savcı Bey ise Domaniç İkizce Savaşında şehit olmuştur, mezarı Karaköy’dedir. Müneccimbaşı (1631), G. Ali (1541), Hayrullah Efendi, Necip Asım-Mehmet Arif (1335) vs gibi tarihçiler eserlerinde Osman oğlu Savcı Bey’e yer vermelerine rağmen Aşıkpaşazade (1484) ve onu kaynak olarak kullanan takipçisi Neşri (1520) gibi tarihçiler ısrarla onun ismini zikretmeyerek onu yok saymışlardır. Aslında yok saymalarının sebebi bellidir. Domaniç İkizce’de şehit olan Ertuğrul oğlu Savcı Bey’in naaşının o zamanın ulaşım şartlarına, aynı yıllarda şehit olan diğer hanedan üyelerinin naaşlarının nakledilmemesine ve ‘şehitlerin şehit oldukları yere defnedilir’ İslami uygulamalarına rağmen Söğüt’e nakledilme kurgusunu inandırmak için Osman Gazi’nin oğlu Savcı Bey’in ismini eserlerinde zikretmezler. Halbuki aynı cümlede Osman Gazi’nin diğer oğulları Orhan ve Alaaddin’in ismini verirler. Sadece bir yerde ismini vermeyerek “bir oğlu” ifadesiyle geçiştirirler: “..oğlı Urhan Gazi’ye koşdı. Karacahisar’da oğlıyla ve hem bir gazi dahi vardı.Saltuk Alp dirlerdi anı dahi bile kodılar.Bir oğlını anasıyle Bilecik’te kodılar. (Aşıkpaşazade/s.23)” / “…ve bir oğlını anasıyle Bilecik’te koyub kendü Hakk’a tevekkül edip Leblebici-Hisar’ına varıp..(Neşri/39a-6)” Aşıkpaşazade ve Neşri gibi takipçilerinin, Osman Gazi dönemindeki bir çok komutanın-beyin-dervişin-şahsın hatta Osman Gazi’nin ağabeyi Gündüz’ün çocuklarının ismini verdiği halde; babası Osman Gazi tarafından 1302 tarihinde Suriye’ye emrinde bir ordu ile gönderilen ve 1313 tarihinde Bilecik’in savunması görevi verilen aktif pozisyonlarda yer alan kahraman Osman oğlu Savcı Bey’in ismini vermemeleri çok manidardır!
Ruhi (1490), İdris-i bitlisi (1457), Müneccimbaşı(1631), Oruç Bey (1493) gibi tarihçilerin ve son dönem Osmanlı tarihçileri Ali Sırrı, Mehmet Tevfik, Ali Reşat, Ali Seydi, Ali Cevat, Ali Sabri, Ali oğlu, Ahmet Hılmi, Salname (1325) vs Ertuğrul oğlu Savcı Bey’in naaşının Domaniç’ten nakledilme konusunu eserlerinde yazmamalarına rağmen Aşıkpaşazade ve onun takipçisi Neşri gibi tarihçilerin yaptığı “naaş kurgusu” bu sorunu günümüze kadar taşımıştır. Bu tarihçilerin 1324 tarihinden hemen önce şehit olan Osman oğlu Savcı Bey’i görmemezlikten gelmeleri yok saymaları eserlerini yazdıkları tarihten günümüze kadar (500 yıl) karışıklıklıklara sorunlara neden olmuştur. 1880’li yıllarda çekilmiş fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere Söğüt’te Ertuğrul Gazi türbesinin yanındaki taş yığınlarından ibaret mezarın kitabesi yoktur. Aslında kime ait olduğu belli olmayan bu mezarın kitabesine sonradan Ertuğrul Gazi oğlu Savcı adı yazılmıştır! 1880’li yıllardaki arşiv belgelerinde mezar taşı yapılması ile ilgili yazışmalar vardır. Yani daha önce hiç var olmayan bir mezar taşı kitabesi böylelikle ilk defa hazırlanmıştır. O tarihlerde Sultan II.Abdülhamit’in Kayı sevgisinden dolayı gaza gelen türbe ve çevresinin tamir ve tadilatıyla uğraşan görevliler (emlak-ı hümayun) ayarı o kadar çok kaçırmışlardır ki; Ertuğrul Gazi’nin bütün silah arkadaşlarına hatta Osman Gazi’ye bile makam mezarı yapmışlardır. Geçen hafta köşe yazımda belirttiğim gibi Hayme Ana’ya da Söğüt’te bir mezar yapılmıştır. Hızını alamayan görevliler Ertuğrul Gazi oğlu Savcı Bey’e de iki mezar yapmışlardır. O kadar bilgisizlerdir ki; mezarın birine “Saru Batu” diğerine “Ertuğrul oğlu Savcı Bey” yazmışlardır. Yani mezarlık tamir ve tadilatı sırasında Osman oğlu Savcı Bey (bilerek veya bilmeyerek) unutulmuştur.
İşte bahsetmiş olduğumuz Osman oğlu Savcı Bey’in çocuklarına ve torunlarına ait Domaniç ve İnegöl’de mülk ve vakıflar vardır. Bu çocuklar ve torunlar bu vakıf ve mülkleri babasından miras yoluyla mı mülk edinmiştir yoksa başkasından satın alma yoluyla mı mülk edinmiştir? Bu konuda açıklayıcı bir bilgi yoktur. İnegöl-Kulaca’da mülkü ve vakfı olan Osman Gazi’nin oğlu Savcı Bey’in oğlu Süleyman’ın kızı Hatice ve eşi Mehmet Bey’den olma çocukları İlaldı, Domaniç Hisarköy’de cami yaptıran ve vakıf kuran kişi midir? Şu bir gerçek ki; 1487 tahrir defterlerinde ismi geçen “Savcı oğlu Süleyman’ın” kendinden 200 yıl önce yaşamış Ertuğrul oğlu Savcı Bey’in oğlu olması akla mantığa aykırıdır. 1287’de şehit olan Saru Batu Savcı Bey, 1487’de sağ görünen Süleyman’ın babası olamaz. Buna rağmen bazı İllizyonist tarihçilerin ve yandaş istetmelerin Saru Batu Savcı Bey ile hiç alakası olmayan bir aile üzerinden bir yerleşim yerini ona aitmiş gibi göstermeleri nasıl izah edilir bilemiyorum. Osman Gazi’nin çocukları Bazarlu, Melik, Çoban, Alaaddin, Fatma Hatun’un Söğüt-Yarhisar-Yenişehir-İnegöl-Göynük-Geyve-Göl gibi şehirlerde vakıf ve mülkleri vardır. Dolayısıyla Osman Gazi’nin diğer oğlu Savcı Bey’in de vakıf ve mülkleri vardır. (Detaylı bilgi için: Kamil Kepecioğlu, Bursa Kütüğü, Bursa Eski Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi, C. II, s. 217: “Hatice Hatun, Osman Gazi’nin oğlu Savcı Bey’in oğlu Süleyman Bey’in kızıdır. Babası İnegöl’ün Kulaca Köyü’ne, mülkiyet üzere mutasarrıf iken kızına vermiştir.”) 1487-1521-1530 yıllarına ait tahrir defterinde Mehmet Bey ve Hatice Hatun’un çocuğu İlaldı gibi Bursa’da ikamet eden Halil Paşa kızı İlaldı Hatun kaydı bulunmaktadır. Halil Paşa kızı İlaldı Hatun’un İnegöl’e bağlı Yeni, Dömez, Kozluca köylerinde vakfı vardır. Ne tesadüf ki; İlaldı Hatun’un kızının adı da Hatice’dir. O zaman Domaniç’teki 1521 tarihinden önce tahrir vakıf defterlerinde kaydı bulunmayan yani 1520’li yıllarda kurulan İlaldı Beğ Cami vakfı kime aittir? Bu vakıf Halil Paşa kızı İlaldı Hatun ve onun kızı Hatice Hatun’a mı, Osman oğlu Savcı Bey’in kızı Hatice Hatun’un çocuğu İlaldı’ya mı yoksa başka bir İlaldı Bey’e mi aittir? Yani sözün özü; Domaniç’teki İlaldı Bey vakfının Ertuğrul oğlu Savcı Bey’e ait olduğuna dair hiç bir delil yoktur. Buna rağmen bazı tiplerin yalan yanlış bilgilerle insanları kandırmaya çalışmaları; bütün yolları bir yerleşim birimine çıkarma paranoyasından ibarettir.