GEÇMİŞİNE ONUR DUYAN GELECEĞİNE UMUT İLE BAKAN

Yine dopdolu bir haftaya başlıyoruz. Kim bilir hayatımızda iyi veya kötü neler olacak. Kimler ile yollarımız kesişecek, veya kimler ile yollarımız ayrılacak, yaşayıp göreceğiz.
Bu hafta Lösemi gibi illet bir hastalığın pençesinde hayat mücadelesinde olan çocuklarımıza ait lakin bu desteği bir haftayla değil onlar sağlıklarına kavuşuncaya dek sürdürmeli ve yardımcı olmalıyız.
Rabbimizin bütün hastanelerde şifa bekleyen kullarına şifa vermesi umudunu her zaman taşımalı ayrıca kanser illetine yol açan her türlü etkenleri bertaraf etmeliyiz.
Ayrıca Dünya Şehircilik Günü ve Dünya Çocuk Kitapları Haftası da bu günlere tekabül etmekte.
Şehir ne demektir sizce ?
Şehir her türlü imkanı ile yaşanılan büyük bir yerleşim yeridir.
Lakin bu yerleşim yerinde insanlar robot misali koşuşturma içersin de değil de anı olduğu gibi doyasıya yaşayabiliyor ise o şehir yaşanılan yer olma değerindedir.
Dünya Çocuk Kitapları haftası olması itibariyle de şu iki kelamı etmeden geçmeyeceğim.
Kitap okuma alışkanlığımızın bütün ülke olarak olmadığını farkında mıyız?
Kaçımız kitap okuyor?
Kaçımız yetiştirdiğimiz nesile kitap okumak alışkanlığını aşılayabiliyoruz?
Maalesef hiç…
En son olarak da;
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü vefatının 80. yılında şükran ve minnet ile anıyorum.
Onun nezdinde bütün ecdadımızdan Rabbim binlerce kez razı olsun.
Lakin;
Atatürk’ün önderlik ve liderlik vasfı hiç bir zaman tartışılmaz.
Minnettarız O’na..
Amma velakin 400 çadır ile Anadolu ‘ya gelerek Cihanı yönetmiş olan Osmanlı Devletini de kötülemeye küçük görmeye de kimsenin hakkı yok, vicdanen razı değilim.
Bu kabul edilemez, görmezlikten gelinemeyecek bir gerçektir.
Osmanlı Devleti’ni kuran ve Beylikten Devlet yapan Osman Gazi’yi,
İstanbul gibi mücevher değerindeki bir şehri Türk Yurdu yapan Fatih Sultan Mehmet’i, Onlarca devlete baş olmuş halife olmuş adalet ile yönetmek için bu yola baş koyan Yavuz Sultan Selim’i, Kanuni Sultan Süleyman’ı unutamam.
33 yıllık Hükümdarlığı boyunca canını dişine takip bütün oyun ve planlara rağmen Devletini yöneten Milletini önderlik yapan Abdülhamid’i bana Kızılsultan diye anlatıp ecdadıma beni düşman etmesinler.
36. ve son Osmanlı Padişahını Ülkesinden uzaklaştırıp milletine hasret olarak ölmesine sebep olanlar bana onu “Vatan Haini” diye öğretmesinler.
Ben buna gelemem arkadaş, ben buna razı değilim.
Başka Milletler küçücük bir olayı ballandıra ballandıra anlatarak çocuklarına tarih bilincini aşılarken…
Beni niye ecdadıma düşman ettiler?
İşte ben bunu anlayamıyorum.
Hiç bir zaman da anlayamayacağım.
Uzun lafın kısası geçmişim ile onur ve gurur duyan geleceğine umut ile bakan bir milletin ferdi olmak istiyorum.
Buna engel olmaya çalışanlar ile canla başla mücadele edeceğime emin olabilirsiniz.
Yepyeni bir haftanın içine girdiğimiz şu günlerde bu haftanın hepimize umut olmasını diliyorum. Kalın Sağlıcakla.