Devlet kurumları ile halkımızın arasında önemli bir köprü görevi gören muhtarlarımız, toplumumuzda çok önemli role sahip olan ve yerel yönetimin en temel ayaklarındandır. Demokrasimizin temel taşı, milletimizin güzide temsilcisi ve hizmetkârı muhtarlarımızın gününü kutlarım. Domaniç’imizin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesini ve kalkınmasını gündeme taşıdıkları konularla haberlerle katkı sağlayan, yaptıkları görev gereği bir anlamda kamu hizmeti ifa eden, ülkemizin ve demokrasimizin gelişmesi anlamında önemli görevi yerine getiren değerli basın mensubu Domaniç Gazetesi ailesinin nezdinde ‘Dünya Gazeteciler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Bu arada, sonbahar görüntüleri ile ulusal medyada Domaniç’in tanınmasını sağlayan Serdar Yiğit kardeşime teşekkürlerimi sunuyorum. Eline yüreğine sağlık.
Domaniç’te Mevsim Artık Sonbahar: Domaniç, üç farklı iklimin kesişme noktasında bulunmaktadır. Dolayısıyla bu özelliği ile çok zengin bir bitki örtüsüne ve orman dokusuna sahiptir. Sahip olduğu bitki orman çeşitliliği sayesinde diğer mevsimlerde olduğu gibi sonbahar mevsiminde de Domaniç rengarenk bir görüntüye büründü. Sonbahar mevsiminin içinde olduğumuz bu günlerde Domaniç’in doğasında adeta bir renk cümbüşü yaşanıyor. Dünyada eşine zor rastlanır Domaniç ormanlarının içinde sarı, yeşil ile kızıl tonlara bürünmüş ağaçlar o kadar güzel görüntüler oluşturur ki! Domaniç’te insanlara ayrı bir renk ve hava katar sonbahar mevsimi. Domaniç’te sonbahar her gün sarı sayfalarını açar Domaniç insanının önüne. Ardından kalpler hüzünlenir. Artık zaman hüzün mevsimidir, hazan mevsimidir. Güz mevsimidir. İnsanın etrafında titreşen sararan ve dökülen yapraklar, kısalan günler, esen rüzgârın uğultusu, yağan ve üşüten yağmurlar ve hüzünlü yüzlerle sağa sola koşan insanlar, ayrılıklar, özlemler… bir hazan mevsiminin varlığını kurşun gibi üzerinizde hissettirir. İlkbahar, yaz derken işte sonbahar da geldi, hatta eylül, ekim kasım tıpkı sararan yapraklar gibi rüzgarların peşine takılmış gidiyor bile. Mevsimler gelip geçiyor, tıpkı ömrümüz gibi…Bu hüzün mevsimi, gerçekten insan duygularına birebir hitap eder. Sonbahar, yani hazan aynı zamanda insan ömrünün de son demleridir. Gün beş vakit, akşam ise, sondan bir önceki zamandır. Artık güneş batmak üzere ve yolculuğa hazır olma vaktidir. Her faninin dünyaya veda vaktidir. Her yılın bir sonbaharı hazanı olduğu gibi, her ömründe bir sonbaharı vardır. İnsan baharı yaşarken cıvıl cıvıldır ve maalesef sonbaharın geleceğini hiç hesaba katmaz. Hep ayaklarının koşacağını, saçlarının dalgalanacağını, yüzünün hep güleceğini sanır. Ömrünün sonbaharının hiç gelmeyeceği yalanına kendini inandırır. Aslında bir aldanıştır. Saçlarının ağarmayacağına, yüzünün kırışmayacağına, belinin bükülmeyeceğine elden ayaktan kesilmeyeceğine inanır. Halbuki sonbahar bir veda busesidir, bir hıçkırıktır, mevsimlerin ağlayan yüzüdür. Aslında bir yönüyle de sonbahar hüzün üzüntü değildir, olgunluk mevsimidir. Hububat ve meyveler en olgun çağında yani sonbaharda hasat edilir. Doğa ölüme hazırlanırken aslında bolluğunu ve bereketini dünyaya dağıtır. Bir bereketli sürecin son noktasıdır. İnsan, ömrünün sonbaharına gelmiş de hâlâ bir bereket, bolluk bırakamamışsa ömründe, asıl yaprak dökümü işte budur. Elhasılı kelam ömür muhasebesinin yapılacağı bir zaman dilimidir sonbahar… Yazıma son verirken ülkemin geleceğinin sonbahar gibi hazan hüzün mevsimine dönüşmemesi temennisiyle, okurlarıma “ mevsim artık sonbahar” ve “mevsimlerden sonbahardayım” şarkılarını gönderiyorum…