EKİM AYI

Halk tabiri ile güz ,sonbahar mevsiminin ikinci Ayı … Geldi çaldı kapımızı… Ya bazen diyorum biz mi zamana hükmedemiyoruz yoksa zaman mı avuçlaramızdan sabun köpüğü misali kayıp gidiyor. .. Anlayamıyoruz.. Bu ay benim için çok özel ve güzellikler ile dolu bir ayy.
Analar için erkek evlatlar her zaman özeldir. Babalar içinde kız evlatlar Mücevher kadar değerli. .. Hem anasız hem babasızım. .. Hayatta tek dayanağım eşim ile 14 yıl bitecek bu ay.. Bazen eş Yoldaş bazen anam babam oldu bana…
Bazen küçük bi çocuk misali avuttu, büyüttü bazen öğretmen edasıyla yetiştirdi.
Hakkını hiç bir zaman ödeyemem o kesin…
Biz bu hayatta beraber büyüdük beraber yetiştirdik birbirimizi, yerine göre beraber ağladık. Bir de o mini minnacık haliyle kucağıma aldığım oğlumun doğduğu o gün de bu ay içinde çifte mutluluk benim için..
Bu ayda sünnet düğününü yaptık kazasız belasız.. Şimdi sorarsanız boyuma geldi Sıpammm…. Hiç unutmam o düğün gününün sabahını Eşimin kardeşleri koşturuyordu bütün işleri akşama yetiştirmek için belki ama
Ben bi an durmuştum salonun tam ortasında şöyle bi etrafıma baktım.
Kimse yoktu ne ana ne baba ne kardeş, hiç kimse yoktu bana dair canımdan kanımdan olan hiç kimse yoktu. İşte o zaman anladım kimsemin olmadığını yapayalnız tek başına kaldığımı … O an büyük amcam girdi kapıdan.. Boynuna sarıldım ve ağladım…
Hıçkıra Hıçkıra çocuklar gibi. . İnsan en mutlu gününde ağlar mı? Evet ben ağladım.
İşte o zaman bidaha anladım kimsesizlerin sahibinin Sadece ve sadece Allah olduğunu bir de eşimin var olduğunu işte o zaman net bi şekilde anladım.
Acıydı belki ama gerçek idi..
Evet kimsesiz yapayalnız tek pare idim.
Daha bi sarıldım eşime ve hayata ben ayakta ve dimdik olmalıydım. Ki dünya ya getirdiğim iki emanet vardı iki tertemiz bi sayfa tutuyordum elimde… Onlara Ana olmalıydım. Yerine göre dost yerine göre arkadaş yerine göre sırdaş en önemlisi ise Ana olmalıydım. İşte o zaman annesini daha bi özlemle arıyor insan… Keşke diyor sağ olsaydı da koskocaman bi dağ misali yanımda olsaydı da sırtımı güvenle dayasaydım O’na…diyor… Ama maalesef keşke deyip yutkunuyor insan boğazı düğüm düğüm oluyor. Ama yine de şanslı idim çünkü eşim vardı yalçın dağlar misali başı karlı ama dimdik. . Umut dolu mum misali aydınlatıyordu cevresini. Hiç bir zaman ve hiç bir şekilde hakkını ödeyemem biliyorum. Lakin gölgesinde huzurla yaşıyorum. O kadar memleket gezdin o kadar Eskişehir de yaşadın gele gele Çukurca ‘ya geldin. Diyenlere inat iyi ki varsın ve Hasan iyi ki benim ailemsin. Ve senin ile her zaman gurur duyuyorum. Neden anlattı bunları durup dururken diye sorarsanız. ..
Cevabı basit:
Ne kadar ayrı Dünyaların insanı olsanız da ne kadar farklı aileler içinde büyüseniz de bi ortak noktası varsa bu birlikteliğin cennetten bi köşe olur sizin için huzur ile mutlu bir şekilde yaşlanır gidersiniz.
Maazallah ortak noktasını yakalayamazsanız bu hayatın cehennem azabından daha bi azap olur size ve çevrenize. .. Emin olun. . Eyy Beyler, Birader
Evlilik sadece düğün dernek kap kacak ya da oturma grupları oda takımları değil…
İnanın.. Huzur ve mutluluktur.
İşte o ince noktayı bi yakaladınız mı
Soğan ekmek baldan daha tatlı gelir.
Rabbim mutlu mesut Yuvalarımızda huzurla gözlerimizi kapatıp bu dünya dan bizleri huzur içinde ayrılmayı nasip etsin.
Dünyamızda Ahiretimizde Cennet olsun İNŞALLAH
KALIN SAĞLICAKLA.