17 AĞUSTOS KARA GECE…. GÖLCÜK DEPREMİ. ..

16 Ağustos pazartesiyi 17 Ağustos salı gününe bağlayan gece saat 03.02 sularında takriben 50 saniye süren muhteşem bir yer sarsıntısi ile uyandık. Rahmetli babam Eskişehir de evimizde her günkü adeti gibi salonda televizyonun karşısında uyumuş. Bense rahmetli annemin sıcacık koynunda huzurla ablam ise kendi odasında ailecek derin bir uykuya dalmıştik. O sarsıntı anında dehsetle uyandım. Uyku sersemi idim ve kömür kamyonundan kömür indirildiğini düşünüyordum. Lakin göz ucuyla anneme şöyle bi baktım kelime-i şehadet getiriyordum. O günlerde Eskisehir her kış hava kirliliği yüzünden sis içinde kalır göz gözü görmez nefes bile alinmayacak durumda idi. O zaman ki Belediyenin bulduğu tek çözüm Kütahya Tunçbilek ve seyyitÖmer Ocaklarından gelen kömürü yasaklayıp Rusya dan getirilen ithal kömürun yakılmasına müsade ediyordu. tonu o zaman ki orta direk dediğimiz tabakaya ve fakır ve fukaraya o kömürü alıp yakmak ve sıcaklığında ısınmak lüks idi inanin. Gariban halk ne etsin kaçak olarak getirip yakıyor ve ateşinde ısınıyordu. Ben ise o felaketin boğucu gürültüsünü komur bosaltması olarak düşünüyordum.
Neyse deprem olmuş biz güç bela sağ selamet evimizden çıkmıştık. Allah a şükürler olsun ki mahallemizde hiç bir bina yıkılmamış hasar görmemiŞti. Elektrikler kesildi ve Siren sesleri karanlık geceyi sesle boğmuştu..
Sabaha kadar ne elektrikler geldi ne televizyon ve radyolardan olayın vahameti büyüklüğü hakkında bilgi verilmişti. Amerika başta olmak üzere bütün devletler bize yardım etmek amacıyla birbirleri ile yarış haline gitmişti.
Meğerse bu yardım yarışının aslı bambaşka imiş yıllar sonra interneti karıştırken tesadüfen öğrendim. Ve doğruluğuna ben 100%100 inanıyorum. O gün sanırım deniz kuvvetleri Komutanlığınin Balosu ve eğlencesi vardı. İsrail ve Amerika stratejik bir silah geliştirmis. İlk denemesini de bizim ülkemizde gerçekleştirmeyi düşünerek planıni yürürlüğe koymuş. Lakin takdiri ilahi midir bilmiyorum ama o doğaya hükmetmeyi kendilerince karar veren ve hak bilen kişilere ders vermek amacıyla bu planı Yüce Allah alt üst etmişti. Lakin büyük bir alanda vukû bulan bu deprem 30 bin vatandaşımızin hayatına malolmuştu.
Amerika, İsrail her olayda bize köstek ayak bağı olan Yunanistan yardım yarışına girdiler. Kendilerince günah çıkarıp affetirmeye çalışıyorlardı. Ne Başbakan Bülent Ecevit’in Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ‘den, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Başbakan Bülent Ecevit ‘den haberi vardı. Kimse halkı tatmin edecek yatıştırıcı cevabı bulamiyordu. Ertesi gunu akşama dogru ancak felaketin oldugu bolgeye ust kademedeki yonetim ulasabildi.
Deprem bolgesinde Yağma ve hırsızlık had safhadaydI. Kanımca o süre zarfında o bölgede yapılan deneyin kalıntıları ancak toplanilabildi.
17 Ağustos depreminde yaşadığımız felaketi ve acıları bir nebze olsun hatirlatmak istedim. Çünkü o zaman ki Türkiye ‘nin nasıl olduğunu hayal etmenizi ve şimdiki Türkiye ile mukayese etmenizi istiyorum.
O zaman kendi vatandaşının yaşaması için başka milleti yok sayan zihniyetin emirlerine boyun eğen yöneticilerin yerine onlara kafa tutan bir Cumhurbaşkanının olmasi onların yüzyıllardır süregelen politik eylemlerine taş koymuş engel olmuştur. Ve o engeli bazen gezi olayları,bazen 15 temmuz, bazen patates soğan bazende bu günlerde yaşadığımız gibi dolar olarak ile kaldırmaya çalışıyorlar.
Gözü açık olmalıyız. Ve bu zihniyetin yaptığı bütün oyunları bertaraf etmeliyiz. Biliyorsunuz ki bizim bizden başka dostumuz kardeşimiz yok aklimizi başımıza getirip gerekli olan ne varsa yakın zamanda karar verip yürürlüğe koymalı kenetlenip dimdik ayakta durmaliyiz. Bizim bu ülkeden başka bir yerde yaşamak gibi bir lüksümüz yok. Fakiri ile orta direği ile sanayicisi siyasetcisi ile topyekûn hareket etmeli herkes taşin altına elini koymalı çünkü araba dört tekerlekli ve o dört tekerlek bi anda muntazam hareket ederse o araba yol alır menzile varır. 17 Ağustos 1999 Gölcük 12 Kasım 1999 Düzce depreminde hayatlarını kaybeden bütün vatandaşlarımızı rahmetle aniyor. Böyle bir felaketin ülkemizde yaşanmamasını Yüce Allah’dan niyaz ediyorum.