HAYAL KURAMAYAN ÇOCUKLAR…

Muhtemelen başta Amerika olmak üzere diğer gelişmiş ülkelerde de durum aynıdır. Ama bizim bildiğimiz, içinde 30 yıl yaşadığımız Ülkede yani Almanya’da çocukların hayal kurması için her türlü ortam hazırlanırdı.

Her birkaç yüz metre de bir kum bahçesi, oyun bahçesi, ilkokul da 4 yıl boyunca, oyun ağırlıklı sadece 4 ders. TV lerde çocuklar için masal ve zihin geliştirici programlar…

İlkokuldan sonra ise çocuklar her yıl bir iş yerinde birkaç hafta çalışarak, hem hangi dalda kabiliyetli oldukları ölçülür. Hem de her için pratiğini görerek, dokunarak, yaşayarak öğrenirler.
Daha sonraki okullar da ise herkes kabiliyetli olduğu okula giderek vatana millete faydalı birey olur.

Bizde:
Bizde çocukta kimmiş. Anne babasının hayat garantisi, devletin odalara kapatılıp susturulması gereken yaramaz yaratıkları, Öğretmenlerin yarış atı, hocaların günahkâr nesli, zamane çocukları, doğuştan suçlu oldukları için ıslah edilmesi gereken şımarıkları…

SONUÇ:

Elektriği kim buldu, otomobili, radyoyu, televizyonu, teknolojiyi kim belirliyor. Geleceği kim çiziyor ?
Onlar elbet. Biz ise günahlar ve sevaplarla, ahret ve meleklerle Allah’tan dilenmekle, cezalarla yasaklarla resmi ve ya gayri resmi ceza evlerinde sürünerek ölüyoruz.

Nerede 3 kişi bir yere otursak ya siyasi liderlerimizi, ya dini tartışıyoruz. Kimimiz kahve köşesinde okey oynuyor. Bizi bunlarla oyalayan büyüklerimiz de keselerini dolduruyor.

Otomobilin keşfedileli yüzlerce yıl oldu. Biz şimdilerde otomobil yapma derdine düştük.

Oysa dünya otomobili terk edecek projeler peşinde haberiniz var mı ? Robakop giyimli film karakterleri, uçan insanlar, dokunmatik mobilyalar. Yakın gelecekte yollar bile kullanılmaz hale gelecek. El alemin çocukları bunların hayalini kuruyor Ya bizimkiler. Yazık! Hayal bile kuramıyor…