SUYU KARA, BAHTI KARA: KARA DERE

Domaniç halkı arasında Karasu veya Karadere olarak bilinir. Resmiyette Adranos=Adırnaz=Orhaneli veya Rindakus olarak geçmektedir. Tavşanlı Esatlar köyünden doğar, Tavşanlı ve Tunçbilek’ten geçerek bizim Domaniç sınırları içinde yoluna devam eder.Kırıkderesi ve Kocasu (Sarıkız) dereleri ile birleşir, Keles-Orhaneli topraklarından devam ederek Ulubat (Apolyond) gölüne dökülür, oradan da gölayağı ile Marmara denize akışını sürdürür. Toplam uzunluğu 200 kilometredir.
1956 yılında Tuçbilek’te santralin hizmete girmesi ve enerji üretiminin başlamasıyla birlikte bu derenin kaderi değişmiştir. Bir çok insana iş istihdamı ile bir nimet olmuş iken sonradan nimet külfete dönüşmüş ve Tunçbilek’te santralde kömürün bu dere suyu ile yıkanmaya başlamasıyla derenin kaderi değişmeye başlamıştır. Derenin aktığı güzergâhtaki Tavşanlı ve Tunçbilek beldelerinin, köylerinin evsel atıkları, sanayi kuruluşlarının ağır metal ve kimyasallardan oluşan atıkları arıtma işlemi yapılmadan bu dereye boşaltılması da işin tuzu biberi olmuştur. Bir zamanlar Domaniç’e bereket getiren bu derenin tertemiz suyu yarım asırda toprakları zehirleyecek derecede aşırı olarak kirlendi.
Geçen hafta meydana gelen çevre katliamı ise kirliliğin nasıl çığrından çıktığını gösterdi. Derede yaşayan yerli balık türleri, halk diliyle yazıyorum; Kasma, yayın, gebeş, bıyıklı vb gibi çok sayıda yerli balık türlerinin telef olmasına yol açtı. Derede meydana gelen toplu balık ölümleri beni çok üzdü ve tedirgin etti. Bu acı tablonun zarar verdiği diğer boyutları bilemiyoruz. Derede yaşayan tüm canlılar, sulanan tarım arazilerinde durum nedir şu an bilmiyoruz.
Balıkların ölüm nedenlerini laboratuardaki incelemesi yapıldı mı bilemiyorum. Hazırlanan bir rapordan bahsediliyor. Alınan numunelerden kum, çakıl ve çamurun içinde biriken kimyasallardan dolayı olduğu ifade ediliyormuş. Sorumlular olarak kum, çakıl ve çamur belirlenmiş. Ama kamuoyu bu konuda hiç tatmin olmuş değil. Gerçek sorumlular merak ediliyor. Dereye boşaltılan kimyasal atıklarla bu facianın olduğu konusunda ortalıkta dedikodular var. Vatandaşın tepkisi sürüyor. Bu arada başta Domaniç Gazetesi ve Domaniç insanının bu konudaki duyarlılığı, muhtarlarımızın belediye başkanı Sahvet Ertürk’ün Milletvekilleri Ahmet Erbaş ve Ali Fazıl Kasab’ın bu konudaki mücadele kararlılığı takdire şayan. Olası çevre felaketleri ve çevre sağlığı tehditlerine karşı, cennet köşesi turizm merkezi Domaniç’in doğasının tahribine karşı vahim sonuçlarla karşılaşmamak için bu tepkiler inşallah semeresini verir.
Eğer basit gerekçelerle bu katliamı geçiştirirsek önlem almazsak daha büyük çevre katliamları facialar yaşanır. Derenin kirlilikten kurtarılması için çalışmalar yapılmalı. Bu zamana kadar hiç duymadık ama derenin kirlilik oranı nedir, standartlara uygun mudur, halkın sağlığına etkileri, çevreye olan tehdit durumu nedir hiç araştırıldı mı? Domaniç halkının sağlık güvenliği ile ilgili çalışmalar yapıldı mı? Kirlilikle ilgili bilimsel veriler var mı? Biz mi duymadık!