DOMANİÇLİ OLMAK

Malum olunduğu üzere 24 Haziran 2018 tarihinde Türkiye hem Cumhurbaşkanlığı hem de milletvekilliği seçimleri için sandık başına gidecek. Bir erken seçim daha Türk halkının kapısını çaldı. Tüm Türkiye gibi Domaniçli de Cumhurbaşkanı’nı ve TBMM’nde kendilerini temsil edecek milletvekillerini seçecek. Yine meydanlar mitingler ve vaatlerle dolup taşacak. Hangi siyasi düşünce ve parti yaparsa yapsın yine çevre ve gürültü kirliliği yaşayacağız.
Gel gelelim Domaniç’teki siyasi atmosfere…Domaniç hiç bir seçimden sonra beklediğini alamayıp hep kan kaybeden ilçelerden birisi Türkiye’de. DUMAN İÇİNDE kalışından mıdır ? Bilinmez. Hep bir kenarda unutuldu. Hiçbir isteğine kulak verilmedi yıllardır. Bitirilemeyen yolları, susuz kalan köylülerinin sesleri hiç duyulmadı. El değmemiş, bakir doğal güzellikleri ve ormanları cayır cayır yanarken, yangın havuzları yoktu. Ve hâlâ da yok. Tarım için, verimli arazileri var, ama sulama göletler yok.
Domaniç 24 Haziran seçimlerine yine yokluklarla giriyor. Bursa gibi sanayi şehrine 100 km uzaklıkta olmasına karşın, İş gücü istihdam noktasında fabrikalarının olmayışından, Ekonomik göç nedeniyle özellikle genç nüfusu çevre ilçe ve illere gidiyor.
Erken seçimler öncesi bırakalım siyasilerimiz, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliğine aday ola dursun, bizler birbirlerini Allah için seven insan adayı olmaya ve kalmaya bakalım. Her kış aylarında Kocadağ da yollarda kalışlarımıza inat, nasıl ki bir kardelen misali direnip ekmeğimiz için beden gücümüzle Kocadağ’ın geçit vermezliğini, azim ve kararlılıkla yılmadan yorulmadan, çekilen çileye göğüs geren Domaniçli olmaya aday olalım.
Domaniçlilik o kadar güzeldir ki; Taşköprü kahvesinin önünden başlar ,ne tarafa gideceksek bitime kadar her dükkana, her kahve önüne ,her oturana takılarak güle oynaya ilerlerlemek ve selam vermektir.
Domaniçlilik, Bir bakarsın, sanki yaşadığı sorun yüzünden hiç bir biriyle bir daha konuşmayacaktır, iki kişi. Hele o ikisinden birinin, bir düğünü , bir ölüsü olsun da, sen gör bakalım konuşmayan o dargın şahısları. Ya düğününde aşçının başındadır ya da acı gününde tabutu omuzlamaktır.
Domaniçlilik, Çadır Anası Hayme Ana’nın öğüdünü düstur edinmektir. Oğul Ertuğrul Gaziye. Ne diyordu Devlet Ana; ” İnancınla ağzından duayı eksik etme, Sen kızıp köpürme bir de sabırlı ol oğul” diye de devam ediyor.
Velhasıl, Gün biz Domaniçliler için; ayrışma, kutuplaşma, kısır siyasi çekişmelerle birbirimizi yıpratma günü değil; kaderde, tasada ve kıvançta bir ve beraber olma günüdür. Gün; yangından mal kaçırma günü değil, yangını birlikte söndürme günüdür. Bizlerin kültürel, dostane, abilik, kardeşlik ve akrabalık bağları “hasar” görürse bundan iktidarıyla, muhalefetiyle Domaniç’ten başlayarak 80 milyon hepimiz zarar görürüz.
Bizler DOMANİÇLİYİZ, her şeye rağmen Domaniçli olmaya ve kalmaya adayız. Ve Domaniç demeye devam edeceğiz.