23 NİSAN VE ÇOCUK

Çocuk, bir milletin ve neslin devamıdır. Bu bakımdan onun yetiştirilmesinden birinci derece de aile sorumludur. İyi yetiştirilen çocukların meydana getirdiği bir toplum geleceğe daha güvenli bakacaktır. 23 Nisanlarda makamlarını, koltuklarını bir anlık olsa da çocuklara emanet eden devlet yöneticileri, “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” na bir de bu açıdan baksınlar ümidiyle. Yüce dinimiz İslam, çocuklara büyük önem vermiş ve bu konuda bizlere Peygamberimiz Hz. Muhammet Mustafa (s.a.v) mi örnek olarak yaşantısına bakmamız için rehber kılmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.), sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyinli kucağına alır, okşar, öper ve severdi. Hatta namaz kılarken sevgili torunları mübarek omuzlarına çıkarlar, onlar rahatsız olmasınlar diye de torunları omuzlarından ininceye kadar secdeden başını kaldırmazlardı. Sevgili Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v.) sokak ve çarşılarda karşılaştığı çocuklara selam verir, saçlarını okşar ve onlara ikramda bulunurdu. Çocuklara karşı çocuk gibi davranıp, onların dünyalarına girebilmeyi en iyi O başarırdı.
Çocuk sevgisi her zaman Türk toplumunun en hassas değerlerinin başında gelmiştir. Cumhuriyetin ilanından önce kurtuluş mücadelesi veren Türk milleti bu mücadelede yüzbinlerce şehit vermiş, Kazım Karabekir, 50 bine yakın bakıma muhtaç şehit yetimi çocuğun bulunduğunu tespit ettirmişti.1919 yılında bu çocuklar sersefil bir halde hayatlarını idame ettirmeye çalışıyorlardı. Kazım Karabekir, “Çocuk Davam” adını verdiği bir projesiyle onları hayata kazandırmayı arzu ediyordu. Paşa, bu amaçla sosyal, kültürel ve eğitim anlamında çalışmalar yapmaya başladı. Ailelerini savaşlarda kaybeden bu binlerce yetim ve öksüz çocuğun bir meslek sahibi olmasını, millet hizmetine koşmalarını istiyordu. Şehitler emaneti çocuklara, askeri eğitimin yanında zanaat eğitimi de verdiriyordu. Kazım Karabekir, yetim ve öksüz çocukları Atatürk’ün huzuruna çıkartmış. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, çocuklar için meslek okulları kurulmasını emretti. 6 Mart 1917’de İstanbul Himaye-i Etfal Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyet de Kazım Karabekir tarafından kurulan çocuk teşkilatıyla aynı amaçları taşımaktaydı.1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal’in Himaye-i Etfal Cemiyetinin koruyuculuğunu kabul etmesiyle yetim ve öksüz çocukların sorunlarıyla daha yakından ilgilenildi. Himaye-i Etfal Cemiyeti 23 Nisanları Çocuk Bayramı olarak anmaya başladı. Yeni Türk devletinin ilk bayramı olarak 23 Nisan 1921 yılında kabul edilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı, daha sonraki yıllarda Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Ocaklarının aktif rol üstlendiği bayram bazen bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle devam etmiştir. 1980’den sonra bu bayramın adı; “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak belirlenmiştir. Zaman zaman gerek bilgisizlikten veya Cumhuriyet’in temel değerlerine kayıtsızlıktan dolayı şehit yetimlerine armağan edilen bu bayrama iyi gözle bakılmamıştır. Oysa şehitlerimizin emanetleri yetim yavruları hoşnut etmek herkesin milli görevleri arasında olmalıdır. Atatürk şehit yetimi kimsesiz çocuklara şöyle seslenmiştir: “Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz.” Kısacası Milletler geleceğini çocuklarına verdikleri eğitim sayesinde kurarlar. Çocuklar; aile, okul ve çevreden aldıkları eğitimle milli kültürlerini geleceğe taşırlar. Velhasıl, 23 Nisan öksüz ve yetim çocukların dualarıyla, Türk milletinin bağımsızlığını tüm dünyaya haykırdığı, Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından birisidir. Bu günün çocukları yarının mülki ve idari mercilerinde görev alacaklardır. Bu anlamda başta şehit ve gazi çocukları olmak üzere tüm dünya çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramını kutlarım.