KILAVUZA İHTİYAÇ BİLE YOK.

Ve sıcaklar kendini hissettirmeye, insanlar şimdiden gölge aramaya, serinlemek için daglara,kırlara kaçamak yapmaya basladı. Domaniç Dağları bakir bitki örtüsüyle, yazın bir klimayı andıran havasıyla yaz aylarında özellikle yerli turistlerin gözde mekanlarından.

Eğer baharın gelişini ruhunda hissetmek, kuşların ötüşünü duymak, doğanın güzelliğini görmek istersen, Anadolunun bir köy’üne uğra, yolunun sonunda. Gözlerinde gördüğün samimiyetin yüreklerine düşmüş, insanlarla tanışacaksın. Anadolunun göçün en acımasız etkilediği köylerimizde. Doğduğumuz yerler kısacası. Baba Ocaklarımız.

Ya köylerimiz…….Her birimizin çocukluğunun geçtiği her komşumuzdan emin olup,abilerimizden, dedelerimizden ve büyüklerimizden tatlı korkularımız hele hele ilkokul öğretmenlerimize yakanlanma endişelerimiz. Kara lastiklerimizle ayaklarımıza demir diken batışları. Sadece ama sadece birer anı olarak kaldı aklımızda. Kuruluşun toprağı Domaniç’in var olan 31 tane köyü ne durumda nasıl, hiç düsundük mü ?

Muhacirlerden-Sefaya kadar köylerimizin isimlerini sayınız desem kaç kişi sayabilir ki. Belki de, ben bile teklerim. Vakit buldukça ziyaret etmeye tarihi ve kültürel noktalarda köylerimizde saha çalışması yapmaya çalışıyorum. Güney Köyünün Çad dedesinden, Saruhanlar köyünün Ebe Anasından,Muhacirler köyünün uyuz hamamından ve dahası saymaya kalkarsam köşem almayacak kadar çok olan köylerimizin değerlerini unuttuk. Bir çoğumuz Kültür mirasımız olan, Eski Kozcağız, Karakütük gibi köy isminlerini ilk defa duyuyoruz. Nerededir , Domaniç’in mi ? diye kendi kendinize sorduğunuzu bile hissediyorum bu yazıyı okurken.

Geçen hafta Domaniç Gazetesinin manşetine özel haber olarak taşıdığı, Berçin köyümüzde bulunan tarihi gözetleme kulesi köylerimizin kaybolan değerlerinden sadece biri. Sarıot köyümüzün kuru fasulyesi ve yabasını nasılda unuttuk hemen. Aslında köylerimizi unuttuk. Bir zamanlar her köyümüzde okullarımız vardı. Cıvıl cıvıl çocuk sesleri ve okullarımızın görkemli binaları, şimdilerde ise okul binalalarımız, köy odalarımız atıl ve harabe durumda.

Bunlar görünen köylerimizin kılavuza ihtiyacı olmayan unutulmuş değerleri ve sorunları. Birde Sorunları var köylerimizin ki, her birine sayfaların ayrılması gereken.

Öncelikli sorunları susuz ve yolsuz köyler olarak anılmak istemiyor, Mustafa Kemal Atatürk’ün,milletin efendisi olarak yüreklere nakşettigi köylüleri. Ve nihayetinde köylerimiz 2015 yılında farkedildi, ilk defa. Çöp konteynırları oldu köylerimizin.

Defalarca gazetedeki köşemde köylerimizin çöp sorunlarınını dile getirdim. Ve bu güzel gelişmeyide alkışladım doğal olarak. Çöpler zamanında alınıyordur umarım. Konteynırların etrafında biriken çöpler görmeyiz.

Velhasılıkekam,içleri boşaltılan köylerimizin yürekleri güzel insanlarımızın, köylülerimizin gönüllerine dokunmak gerek. ” Susuzluklarını ve yolsuzluklarını” gidererek.