CENGİZ AYTMATOV/ SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM

” Benim adım İlyas. Kamyonumun adı Aldırma Gönül. Senin adın ne al yazmalım?
Elini tuttum, sıcacıktı; sanki yüreği elimdeymiş gibi” replikleriyle hatırladığımız gönüllere taht kuran bir filmdi izlemeye doyamadığımız. Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un kaleme alıp Atıf Yılmaz’in yönettiği Türkan Şoray ve Kadir İnanır’in rol aldığı Selvi Boylum Al Yazmalım. Kitabın filmi kadar ses getirmemiş olması büyük üzüntü verici. Filmin gölgesinde kalmış bir eser.
Yazar kitabın ilk başlarında kendi ağzıyla anlatırken zaman zaman İlyas’ın bazende Baytemir’in ağzından kurgulamış. Yazarın gazetecilik yaptığı dönemlerde Narin’den Frunze’ye gitmek için çıktığı yolculukla başlıyor hikayemiz. Daha sonra yazarın otobüsü kaçırıp bir kamyon şoförüne gideceği yere kadar götürmesini rica etmesi olumsuz cevap almasıyla yer ediniyor yazarımızın hafızasında. Tren yolculuğu yaptığı sırada kabinde aynı şoförle karşılaşması İlyas’ın hüzünlü hikayesinin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Hikayemizin kahramanı İlyas, yağız bir delikanlı, güçlü, kuvvetli, yakışıklı bir kamyon şoförü kimsesiz yalnız. Dağ yolunda ilerlerken kamyonu aniden arızalanır onunla uğraşırken Asel’le(Asya) karşılaşır. İlk görüşte aşık olur büyük bir aşk doğar. Gel zaman git zaman kaçmaya karar verirler ve evlenirler. Bir çocukları olur adı Samet. İlyas iş yerinde yaşadığı bir olayı gururuna yediremez bu sebeple eve uğramaz olur. Asel “Sen gelmesen de ben beklerim. Ne olacak sanki cebimden mi gidiyor; canımdan gidiyor” der bekler. Fakat İlyas iş yerinden kedisine aşık
Kadiça’nın evinde kalmaya başlar ve Asel bu duruma dayanamaz oğlunu alıp kayıplara karışır. Oğlu Samet’le Asel’i çaresizliğin ortasında bırakır. Asel Baytemir’le karşılaşır. Sahip çıkar emek verir oda yalnızdır zaten. Samet babası bilir Baytemir’i onunla büyür. Yıllar sonra İlyas kamyonuyla kaza yapar Baytemir evine getirir İlyas’ı. Baytemir Asel’in ve İlyas’ın içindeki duygularının yeşermesine sebep olur. Asel kalbinde yaşattığı İlyas’la, emek veren Baytemir arasında seçim yapmak zorunda kalır. Adalet yerini bulmuştur Asel’in seçimiyle.
İzlerken gözlerimizi dolduran film, okurken çok farklı duygular yaşatıyor insana. Her karekteri ayrı ayrı yansıtabilmiş okuyucuya. Samimi, yalın bir dile sahip doğrusuyla yanlışıyla içten bir hikaye. “Ben filmini izledim okumayayım” demeyin gerçekten filmin çok daha ötesinde.
Emek olmadan sevginin olmayacağı, sevginin emek olduğunu yaşatarak anlatmış sevgili yazarımız. Aşkın emekle, çabayla kazanılıcağını, seviyorsak sevdiğimizin sevgisini kazanarak elde edeceğimizi aktarmış. Gerçek hayatta emek gözardı edilip hep İlyaslar kazanmıyor mu? Emek verenler değil bırakıp gidenler, sevenler değil sevilenler kazanmıyor mu?
Evet kulaklarda Cahit Berkay’ın o muhteşem ezgisi, akıllarda “Sevgi neydi? Sevgi sahip çıkan dost , sıcak insan eli, insan emeğiydi. Sevgi iyilikti, sevgi emekti” repliği…
Kitapla kalın…