ÇANAKKALE CAN VERMEYE DEĞER MİYDİ (!?)

Müslümanların İnanıp İman ettiği ancak yüzde 90’nının anlamak için okumadığı Kutsal Kitabımız Kuran’ı Kerim de düşünme ve akletme üzerine onlarca ayet vardır. Yüce kitabımız Kuran, kendi tabiriyle; ‘Akıl ve Ahlak üzeri indirilmiş yol gösterici bir kitaptır. Dürüst ve ahlaklı bir insan olabilmenin yolu, elbette dinle sınırlandırılamaz. Nice dinsizler vardır ki, kul hakkı yerdiremezsiniz. Nice dinsizler vardır ki, yalan söyletemezsiniz, Nice dinsizler vardır ki, hırsızlık yaptıramazsınız. Nitekim dünyamızda bir sürü gelişmiş devletler vardır ki hiç bir dine bağlı değillerdir. Siyasileri yolsuzluğa adının baş harfi karışsa istifa eder. Patron haksızlık ettiğini düşünsen kendi cezasını kendi keser. İşçi işine geç kalsa utancından intihar eder… Yalan, menfaat için söylenir. Menfaat dünya malıdır dünya da kalır. Hırsızlık menfaat için yapılır çalan ölür çalınan dünyada kalır. Yapılan her kötülük, hırsızlık, ahlaksızlık, iyilik, dürüstlük mutlaka ama mutlaka dünyada iken sahibine geri döner. İnsanlığın doğuşu bizim bölgemizden başladı. Evrimleşen insan, yaratıcısını aramaya başladı. Yaradan yarattıklarına peygamberler göndererek hem kendini hem de kurallarını kullarına bildirdi. Gelen her peygamberi İsa’yı da Musa’yı da biz katledip kendi kurallarımızı uyguladık. Akıllı insanlar bu bölgeyi terk etti. Kimi Asya ya kimi Avrupa ya kaçıp kendi medeniyetini kurdu. Kalanlar orda doğuyu kan gölüne çevirdiler. Allah son bir iyilik daha yaparak bize Hz. Muhammed’i gönderdi. 23 yılda mucizeler gerçekleştiren Peygamberin ölümüyle cenazeyi musalla taşında unutup siyasi kavgaya tutuştuk. Eskisinden daha çok kan döker olduk. Hz. Muhammed’i de Kuran’ı da anlayan bir kabile çıktı yüzlerce yıl sonra. Küçük bir Yörük kabilesi KAYILAR. Dünyada adaleti Allah’ın adını duyurmak için boylarından büyük işlere kalkıştılar. Ertuğrul Gazi önderliğinde yeni bir dünya düzeni kurdular. Sadece bölgelerine değil dünyaya adaleti getirdiler. Babadan oğula geçen sistemleri zamanla kötülerin eline geçti. Yabancılarla evlenip kanlarını bozdular. Kanı bozuklara dinciler musallat olup. Allah’ın dini yerine, şarap sofralarında, haremlerde çıkarılan fetvalarla dünyayı yönetmeye kalktılar. Kısa sürede bedelini atalarının kazandığı onuru, gururu ve de toprakları kaybederek ödediler. Kayı Yörüklerinin imparatorluğunu kurtarmak için yeni bir Yörük devreye girdi. Selanikli Mustafa Kemal… Yok olmaya mahkum bir milleti uyardı. İçerideki dinci hainleri temizledi ve Türk tarihinden ilk defa çoğunluğu Türk adı Türk yeni bir devlet kurdu. Yeni dinci hainler yetişmesin diye de en büyük kurum olarak Din işleri Yüksek Kurulunu (DİYANET) açarak gerçek din adamlarının yetişmesi için dev bir bütçe ayırdı. Bu günkü Diyanetin kurucusu da Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bize Said’i Nursi diye yutturulan Said’i Kürdiler durur mu? Dinden nemalanan din tüccarları durur mu? Yunanla, İngiliz’le iş tutan sözde din adamları bir taraftan İslam Dinini yozlaştırırken diğer taraftan da zorlaştırdılar. Bir taraftan din adamıymış gibi Sureti haktan görünerek (Mutlaka okuyun Saffat 21-35) halkı kandırmaya, kışkırtmaya ve kutuplaştırmaya başladılar. Günümüze kadar emellerine ulaşamasalar da mide bulandırmaya devam ediyorlar. Bu gün Çanakkale zaferinde zaferin kahramanlarının adını anmayanlar, kul hakkı yiyorlar. Bu gün Diyanetin ekmeğini yiyip Diyaneti kuranın adını anmayanlar hırsızlık yapıyorlar. Bu gün Muhtarı, Kaymakamı, Belediye Başkanı Milletvekili halkın dan siyasetçisine Çobanından Bürokratına Bu ülkede huzur içinde yaşıyorlarsa, bir yerlerden ekmek paralarını kazanıp bir de nankörlük ediyorlarsa İnsanın sorası geliyor. Acaba Çanakkale de can vermeye kan dökmeye, kolunu bacağını kaptırmaya değer miydi?