DÖRT MEVSİM YALNIZLIK VE BİR KADIN “İRİS”

Yazarımız, Meltem Yılmaz Adana doğumlu. Lisans ve yüksek lisansını Ingiliz Dili ve Edebiyatı alanında yaptı. Gazeteciliğe 2008 yılında Cumhuriyet Gazetesinde başladı.

2015 de ilk kitabı “Boş Tarlalarda Ölü Bedenler”le okuyucusuyla buluşan yazar, Haziran 2015’te “Soraya” adlı romanıyla Berlin Film Festivaline seçilen yazarlar arasında yerini aldı.”İris”yazarımızın son kitabı. Ekim 2016 yılında okuyucuyla buluştu.

“Merhaba. Ben İRİS, herkesin hayatında en az bir kere gördüğü, mezarlıklara açan çiçek. Az sonra coşkulu bir kalabalığın önünde Emre’yle hayatımı birleştireceğim. Yani evleneceğim! Dolayısıyla bugünün benim hayatımın en önemli günü olması gerekir değil mi? Ama öyle değil….”(alıntı) cümleleriyle başlıyor kitabımız.

İRİS, çocuk denilen yaşta öğretmeninin tecavüzüne uğrar.Yaşadığı olayı ne ailesine nede bir arkadaşına anlatabilir.
Yıllarca mücadele eder içten içe.Kendine bile anlatmaya korktuğu o günün izlerini sürekli içinde yaşar. Gölge misali peşinde, canlanır durur gözünde.

Emre’yle evlendiği gün giydiği gelinlik değilde kefenidir sanki. Düğün gecesi, sahiplenilme şefkat duygusu beklentisiyle anlatır eşine.

Duydukları karsısında İris’e olan tüm tavırları, duyguları değişir.

Her geçen gün artarak devam eder Emre’nin davranışları. Yalnızlık ve hiçlik duygusunu tekrar tekrar yaşar İris en zirvede.

Oysa tek isteği her kadın gibi sevilmek, değer görmek, ruhunda açılan yaralara derman olabilecek bir eşti. Beklediği gibi olmadı hiç birşey umduğunu bulamadı.

Kitapta,Emre’yle geçen zamanı, hayatlarına giren Vildan ve Emre’nin Vilda’nla yaşadığı yasak aşkı,Emre’nin yaşamına dair sırları,aynı zamanda yaşadığımız toplum gerçeklerine de yer vermiş yazar.

Arap Baharı, İşid ve Ankara Garında ki patlamayla merak uyandırıcı satırları okumak mümkün.

İris, yaşanmışlıkların sessiz çığlığı aslında. Aldatılan kadınların, çocuk yaşta tecavüze uğrayıp sonrasında ortaya çıkan ruhsal travmaların ve mutsuz evliliklerin sesi. Kalabalıklar içinde yalnız kalmış, hiçlik duygusunu tatmış onca kadının adı:İris.

Onca sıkıntıya rağmen İris, Emre’yi terkedebilirdi.

Fakat o mücadeleyi seçen oldu.

Peki kendisi için mi yoksa evliliği içinmiydi bu mücadele?

İris, yalnızlığı en uçta yaşayanlardan, yaşarken,kendini tanıyıp sorgulamayı öğrenebilecek mi?.

Yalanlarla inşaa edilen bir ortamda her bir tuğlayı kaldırarak özgürlüğe yelken açmayı başarabilecek mi?

“Mutluluğun anlardan ibaret olduğunu öğrenmiştim, her mutlu an, bir daha asla geri gelmeyecek olandı.” Kitap dolu bir hafta sizlerle olsun. Kitapla kalın…