AĞLAMA SIZLAMA ZAMANI DEĞİL… !

Son 15 yılımıza damgasını vuran ve bu gidişle uzun süre de iktidarda kalacak gibi görünen Ak Parti Hükümetleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri için de hem iktidarda kalıp hem de sürekli oylarını artıran tek parti.
Demek ki doğru politikalar üretiyorlar. Muhalefetin beceriksizliği de ayrı bir avantaj elbet.

Hükümet politikaları genel olarak doğru olsa da bize göre yanlış politikaları da var elbet. Dış politika, tarım politikası ve Gayrisafi milli hasılanın paylaşımı konusunda da yanlışlıklar var. Zenginin daha zengin yoksulun daha yoksul olduğu günümüz Türkiye’sinde, kredisiz köylü, çiftçi, emekli ve esnaf adeta kalmadı.

Dünyada kendi yağı ile kavrulan 7 ülkeden biri iken saman ithal eden, et ithal eden bir ülke konumuna geldik.

Büyük fotoğrafa baktığımızda orta direğin bu duruma gelme sebebi, hükümetin yanlış politikası gibi görünüyor.

Gelin bir de detaya bakalım…

Daha dün, bundan 50 yıl önce dedelerimizin açtığı en az 50 dönüm yüz dönüm tarlaları vardı. Bu tarlalar kara sabanla sürülürdü. Köylü köyünde aylarca tarlasında çalışır, hem kendi karını doyurur hem hayvanının karnını doyururdu. Dedeler öldü mallar bölündü. 50 dünüm tarla 10 dönüme düştü. Babalar öldü.10 dönüm tarla 2 dönüme düştü. Parçalanmış mini minnacık tarlalarda, traktörlerle çağın gereği makinalarla çiftçilik yapılmaya başlandı. Tarımda modernleşme iyi de! Ortalıkta o makinanın gireceği tarla yok ki, arazi yok ki… Sonuç; “KURTARMIYOR” diyen çiftçiliği bıraktı. İşsiz dolaşan köylü karın tokluğuna, sigorta parasına iş piyasasına girdi. Artan işsiz sayısı patronların işine geldi. İşçi ücretleri taban yaptı. Maaşı yetmeyen işçi de veresiyesini toplayamayan küçük esnafta işini kredi ile çevirmeye başladı.
Sonuç ortadirek borç batağında.

Çözüm: Tarlaları birleştirip, maliyetleri azaltarak yeniden köyde üretime geçmek. Ağlamak, sızlamak yerine oturup düşünüp araştırmak. Yeniden milletin efendisi olmak için Bu şartlarda neler yapılabilir ona bakmak.

Avrupa çiftçisi bu işi böyle çözdü. Biz niye çözmeyelim ?