SİZ DE BİLİN !

1971 yılından 2005 yılına kadar, her Almanya dönüşü, ayrılık acısını yaşamaktansa ölmeyi yeğledim, kaza yapıp ölsek diye dua ederdim.

1982-83 yıllarıydı. Ergen bir delikanlı iken gece yarısı Edirne kapıdan çıktık, Bulgaristan’a girdik. Tekrardan vatanımı terk etmenin acısıyla ağlarken uyuyup kalmışım. Gürültüyle uyandığımda arabamız takla atıyordu. Nasıl sevindim “kaza yapıyoruz inşallah ölürüz” diye…

Birde iğneden çok korkarım. Ne zaman hastalansam ve ya ameliyata girecek olsam O iğneyi yemektense ölsem de kurtulsam derdim.

Bunları ölmek ten korkmadığımı belirtmek için açıklıyorum.

İkinci bir durum; Filmlerde kalp krizi geçirenler, çok sinirlenip strese girdiğinde kalplerini tutarak yere yığılır sonra da ya ölürler ya da kurtulurlar.

Hiç de öyle olmuyormuş…

Günlerden pazartesi hava güzel mü güzel. Aylar sonra motoru çalıştırdım Pazara motorla çıktım. Çok mutlu bir şekilde pazarı dolaşıp eve geldiğimde iki torunum melek yüzleri ile gülüyorlardı. İki saat kadar onlarla oynadım. Sonra da niyetim atölyeme girip ahşap işleri ile ilgilenecektim.

Kullandığım psikolojik haplardan dolayı son 4 yıldır zaten polyanayım. Ara sıra gazeteye gelen saçma sapan yorumlara gerilmenin haricinde hiçbir sıkıntı yok.
Aniden göğsümde öyle bir şimşek çaktı ki ben böyle ağrı görmedim. Göğümün her iki tarafı, her iki kolumun iç tarafı ve alt çenem hayatımda görmediğim kadar şiddetli ağrıyordu.
Saniyeler için de gelen ambulansla Hastaneye kaldırıldım. Biri ana damar 2 damarım takınmış kalp krizi geçiriyormuşum. Domaniç 112 Acil Servis Ekiplerinin, Domaniç Hastanesinin ve Evliya Çelebi Hastanesinin başarılı müdahalesi ile mutlak bir ölümden bir kez daha döndüm.

O kadar çok arayan soran ve ziyarete gelen oldu ki. Meğer ben kendim için yaşamıyormuşum. Allah herkesten razı olsun. Söz veriyorum bundan sonra Sevdiklerim için kendime daha çok dikkat edeceğim.