EMANET / FATMA ERDEK

“Ne yazık ki aşkın hakkı, hukuku yoktu. Adaleti, şirazesi, terazisi yoktu. Kimi kibrit çöpü kadar kısa yanıp sönerken, kimi bir ömür sürüyordu. Birbirine benzemiyordu hiçbiri. Kimi büyük tutkular ve delice arzularla sarsıyordu insanı… Kızıl bir ateşin damgasını vuruyordu değdiği yere. Kimi kalbe huzur estiren, uyumlu, olgun bir melteme benziyordu. Yorgun ömrün son huzur durağı oluyordu.”(kitap tanıtım)
Berhan Dağlıca’nın hayat hikayesi. Geçmişte yaşadığı tutkulu bir aşkın günümüzde tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması ele alınmış. Berhan kariyer yapmış başarılı bir milletvekili. Kitap Berhan’in kalp krizi geçirmesiyle hastane de geçen süreçle başlıyor. Rıza ve Mihriye Dağlıca’nın tek çocukları Berhan.Küçük bir çocukken kaderi Şehnaz’la çizilen. Buna rağmen o çizgiyi değiştirmeye çalışan ama hüsranla sonuçlanan bir yaşam onunkisi. Annesi Mihriye’nın sevgisinden yoksun büyüyen bir çocuk. Kibirli, kendini büyük gören, duygusuz tam konağa yakışır bir Hanımağa Mihriye. Okurken insanı çileden çıkaran bir karekter. Mevsim,kimsesiz konağa getirilen bir kız çocuğu. Berhan’in kalbinde baharı yaşatan nadide bir çiçek. Aralarında geçen aşk yakınlaşmalar. Planlanarak oynanan oyunların bir hayata nasıl mal olduğunu gözyaşlarıyla okutuyor roman. Bir geçmiş nefreti yok eder mi? sorusuna en iyi cevap sayfalar. Cihan, Mevsim’in oğlu kim ve nefret bürümüş kalbini.Başarılı bir genç Londra’da yaşayan.Mihriye ve Şehnaz’in planlarıyla kararan hayatlar ve durmak bilmeyen bir kin yaşanılan. Cemile günümüzde Berhan’in hayat arkadaşı, dostu en büyük yardımcısı. Her şeye rağmen Berhan’a aşık tutkulu bir kadın. Neler yok ki bu yolculukta aşk, dostluk, merhamet, sevgi entrikalar pişmanlıklar… Her ne kadar aşk konulu görünsede bir baba ve oğul var yürek dağlayan.
Gerçek bir yaşanmışlık hissine kapılmak mümkün oysa sadece kurgu. Büyük bir ustalıkla yazılmış akıcı, geçmişi ve günümüzü başarıyla harmanlayıp kaleme almış sevgili yazarımız.
Törenin hakim olduğu topraklarda sevmenin zor olduğuna, sınıf ayrılıklarının yaşandığına, kalplerin nasıl taşlandığına tanıklık ettiriyor. Kötülüğü bir insan yapar mahvolansa bir sürü masum hayat…
” Sen de aşkı gözünde çok büyütme, genç adam. Sanıldığı gibi ilahi ya da fantastik bir yanı yoktur. Öyle olsa, mitolojide çıplak, tombul bir çocuğun elindeki ok olarak sembolize edilir miydi? Evet, aşk bir maraz ama komplike değil. Basit, dümdüz ve hızlı bir şeydir.”

Kitapla kalın….