Köylü yeniden milletin efendisi olsun !

Cep telefonunuz olmasa ne olur?
Avrupa bize araba vermese ne olur?
Ecnebi ülkeler ürettikleri televizyonları bize kullandırmasalar ne yaparız?
E Mar yasaklansa, Aspirin ithalatı durdurulsa ölür müyüz?
Bilgisayarlarımızı elimizden alsalar yaşayabilir miyiz?

İlk Turgut Özal’dan duymuştuk; “ Türkiye’yi tarım ülkesi olmaktan çıkarıp teknoloji üreten ülke yapacağız” ifadesini sonra diğer liderlerden de ara sıra böyle söylemlerde bulunanlar oldu.

Peki, bu gün ne durumdayız?

Normal bir ülke üç ana yerleşim biriminden oluşur. Köyler, İlçeler ve İller.
Köyler ürünü üretir, ilçeler ürünü pazarlar, illerde ürünü fabrikada işlerler.
Köylü üretmezse, kasabalı satamaz, kasabalı satamazsa ilde ki işleyemez.
Bu durumda çözüm, teknoloji üretmektir.
Tarımı olmayan ülkeler de bunu yapmışlar. Bizim gibi tarım ülkelerinden ekmek peynir alabilmek için, domates biber alabilmek için teknoloji üretip satmışlar, kazandıkları paralarla da bizden gıda ürünlerini almışlar.
Teknoloji üreten ülkeler, ülkelerinin tam bağımsızlığını sağlamak için boş durmamış bir de elverişsiz topraklarda tarım üreten teknolojileri geliştirmişler.
En büyük mucizeyi ise çölde İsrail, deniz kumunda Hollanda gerçekleştirmiş.
Biz, bereketli topraklarımızı bereketsizleştirmek için canla başla çalışırken, bu ülkeler bereketsiz topraklarını bereketlendirmiş. Bide bizim ürünümüzü bize satmışlar hem de daha ucuza.

Osmanlı, kazandığı toprakları modern silahlarla değil, inançla imanla kazandı. Çöken Osmanlının küllerinden yeniden doğan Cumhuriyetimiz, hem savaşlarını hem bağımsızlığını inançla imanla kazandı. Ekonomik bağımsızlığını ve yeniden dirilişi ise köylünün ürettiği tarımla başardı.

‘Hasta adam’ diye bizimle alay edenler, tüm imkânsızlıklara rağmen yeniden kurduğumuz vatan ve vatan topraklarında yetişen ürünlerimiz karşısında hayranlıklarını gizleyememiş ve bizi bizim istemediğimiz örgütlerine kabul etmek için sıraya girmişlerdi.
Peki şimdi?
Yıllardır Avrupa kapılarında bekletiliyoruz. Dünya örgütleri bizi içine almıyor, alanlarda atmaya çalışıyor.
Neden?
Ortak bahanemiz şu. Tarım karın doyurmuyor. Azot pahalı, gübre pahalı, yem pahalı.
Doğrudur.
Peki, tarlaları bölük bölük bölen bizim, 15 dönüm tarlaya tam teçhizatlı traktör alan bizim. Dere kenarındaki sulak tarlalara bile silajlık ekmek yerine arpa buğday eken bizim. Ahıra devletten ithal bir inak devşirip sonra da süt vermiyor diye kesen bizim, hayvanın organik gübre gübürünü ormana atarak ağaçları kurutan, tarlaya da İsrail den gübre alan bizim V.S. V.s. hiç mi suçumuz yok.
Çiftçiyi bitiren hükümetlerin yanlış kararlarını yanlış diyemeyip bir de alkışlayan bizlerin hiç mi günahı yok.

Kütahya’nın bir köyünde köylünün talebiyle toprak birleştirilmesi yapılmış. Sadece anlardan tarla arasına yapılan yollardan sonra 15 dönümlük ek tarla kazandırılmış.
Eskiden köyde ve ya komşu köyde ki bir traktör herkesin işini görüp bu işten para kazanırken bu gün her köylünün kapısında 20 -30 milyarlık traktör yatıyor. Sermaye yatıyor. Ne gerek vardı aç gözlülüğe?
Gelin köylerimizde yeniden üretime geçelim. Oturup anlaşalım. Tarlalarımızı birleştirelim. Traktörleri satalım. Tarlası olmayan birini tarlaları sürmekle, diğerini biçmekle görevlendirelim. Sermayemizi kapı önünde çürütmeyelim. Yeniden milletin efendisi olalım. O gücümüzü akılla birleştirerek, yanlış politikalara yanlış diyebilelim.

Şunu iyi bilelim. Biz Avrupa’nın teknolojisi olmadan, yani cep telefonsuz, arabasız, bilgisayarsız yaşayabiliriz ama ekmeksiz, susuz, etsiz, yumurtasız, domatessiz, bibersiz yaşayamayız.
Yaşamsal değerleri biz üretiriz keyfi değerleri onlar üretsin. Allah bize bereketli topraklar vermiş. Bu toprakları değerlendirmemek emanete ihanettir. İhanetin bedelini de özendiğimiz Avrupalının kapılarını, helalarını temizlemekle ödüyoruz yıllardır.

Hadi gelin köyümüze geri dönelim. İnsanın en kutsalı ekmeği biz yetiştirelim. Doğduğumuz topraklarda doyalım, doğduğumuz topraklarda ölelim. Köylerde okullar yeniden açılsın. Köylerde yeniden hayat olsun.
Bunu önce kendimizden isteyelim sonra bizi yönetenlerden.
Gelin yeniden milletin efendisi olalım!
Lütfen Efe Köy Entel Köye karşı filmini gülmek için değil ders almak için birkaç kez daha izleyelim.

MUSTAFA YİĞİT