CAM FİL mi ÖNEMLİ !

Kemal Sunal, namı değer ‘Şaban’… bir nesil onunla güldü. Hala da gülüyor. Oysa gülüp geçtiğimiz bizim acı gerçeklerimizdi fakat biz fark edemiyorduk. Halen de öyleyiz. 1979 yılında İhsan Yüce’nin yazdığı Kartal Tibet’in yönettiği ‘Şark Bülbülü’ filminin verdiği mesaj ile başlayalım isterseniz. Filmin başında şöyle bir sahne vardır. Köyün ağası, köyü, yeni ağaya satar. Yeni ağa, eski ağaya “Bu marabaları nasıl kontrol altında tutuyorsun” diye sorar. Eski ağa; “Maraba milleti nankördür. Onları devamlı kendine borçlu tutacaksın ki her istediğini yaptırasın” Çoğumuz bu sahneye gülüp geçeriz de o marabanın aslında ‘biz’ olduğumuzu hiç akletmeyiz nedense. Geçtiğimiz haftalarda sayın Başbakanımız kocaman bir müjde verdi. “Kredi limitlerini yükselttik” Çok sevindik… Ama sormadık! “Yahu ben niye kredi çekmeye mahkûm edildim ki. Yahu benim niye ödeyemediğim kredi kartı borcum var ki ?” diyeni duydunuz mu hiç ? Çiftçimiz batmış askeri ücretle iş arıyor, esnaf kredi borcu altında, sanayici ya kaçıyor ya batıyor. Sosyal medyada halkımız tartışıyor. Niye her gün bu kadar şehit geliyor? Ekonomimiz niye bozuldu? Niye dünyanın en pahalı benzini, kömürü, eti, elektriği bizde? Niye çiftçilikte ilk yediden saman ithal eden, et ithal eden durma geldik, İktidar ne yapıyor- muhalefet ne yapıyor diye… Şaka şaka
Elbette bunları tartışmıyoruz. Zaten bunlar bizim meselemiz de değil. Bundan bin yıl önde Hristiyan âleminin ekonomisi bozulduğunda halk, meleklerin kaç kanadı var diye tartışıyormuş. Osmanlı ile gözlerini açmışız, sonra aynı oltayı onlar bize atmışlar. Osmanlının son 200 yılından bu güne kadar biz de hep cenneti cehennemi tartışıyoruz. Takımların atamadıkları golleri tartışıyoruz. Cumhuriyetle düzelen ekonomimiz ve onurumuzu zaman için de bozuverdik. Baktık işler sakata gidiyor. 1960 yılında Atatürk’ü koruma kanunu çıkartarak halkın dikkatini dağıttık. Atatürk elden gidiyor gitmiyor tartışmaları ile 70’lere kadar iyi idare ettik. Atatürk’ün demediğini, yapmadığını O’nun adına biz yaptık. Karşı çıkanlarla, yandaş olanları bir birine kırdırdık. Sonra vatan elden gidiyor diye Komünistlerle, Faşistleri ürettik ve onları bir birine kırdırdık. 80’lerde dinciler / dinsizler lokması, ardından Evren’in,’ gart kurt’ diye başlattığı tartışmayı, Özal’ın ‘birkaç çapulcu’ sözü ile küçümse sekte Türk – Kürt çatışmasını başlattık. 40 yıldan beri de sistem tıkır tıkır işliyor. Vatan Millet Sakarya edebiyatı iyi tuttu. Bir de türban bebeğimiz oldu. 90’larda. Anamızın başörtüsünü türban yaptık refah yol döneminde ve ardından 1960’larda çıkardığımız Atatürk’ü koruma kanununa muhalefet ettiği için yasaklayıverdik türbanı. Türban bize tam 10 yıl yetti. 2 binli yıllarda kaldırıverdik yasağı her yer güllük gülistanlık oldu birden bire… Sosyal medyanın çıkması işi bozdu. Bulduğumuz bir konu eskisi gibi onlarca yıl kullanılmıyor artık. Çabuk eskiyor. O yüzden, acı gerçeklerimizi kapatacak yeni konular lazım. Allah rızası için iki dakika düşünelim. Bırakın son 3 yüz yılı, bırakalım son 30 yılı, son 3 yılı da geçin. Son bir yılda hatta son bir ayda, hiç bozulan ekonomimiz tartıştık mı? Hiç sorguladık mı nereye gidiyoruz diye. Yoksa kim daha Atatürkçü, İmam Hatipler mi, üniversite mi… Baylok, sen benden daha çok fetocusun…V.S. Ha içlerinde en önemlisi de CAM FİLMİ belki de. Kadın, “Çocuğumuz emziremiyorum” dedi. Namus meselesi yapıverdik türban gibi cam filmini de. Din iman elden gitmesin diye cam filmi serbest asayiş berkemal. Olmazsa olmazımız cam filmlerimize kavuşturana şükürler ederek kredisini ödemediğimiz arabaya kredi kartıyla cam filmi taktırdık. Kadın çocuğunu emzirecek ya! ‘Hoop dedi birileri. Güvenlik sorunu var. Cam filmi yasahtır’ Gitti namus, oysa tam türbanla kurtardığımız namusumuzu cam filmiyle pekiştirmişken… Neyse ki, hükümet geri adım attı. Artık şu kadar ceza ödediğimiz, bu kadar söktürme parası verdiğimiz cam filmleri kredi kartı borcumuzu biraz kabarttı ama hala boş limitleri olanlar yeniden borçlanarak arabalarına cam filmi taktırabilecekler. Ne diyordu ağa, “Maraba milletini hep borçlandıracaksın ki…”