Gördük ki yangın havuzları yetersiz !

10 Eylül 2017 Pazar günü Çukurca’nın mevkiinde başlayıp 4 gün boyunca yaklaşık 400 hektar arazide etkili olan orman yangınında orman teşkilatının ve yöre insanının karadan yaptığı müdahale ve destek çalışmalarının yanında, havadan da söndürme çalışmaları devam etti.

Edindiğimiz bilgiye göre orman teşkilatının ülke genelindeki bütün hava araçları Domaniç’teki orman yangınına sevk edildi. Ülkemizin tek kadın yangın söndürme pilotu olan “Ateş Kartalı” lakaplı Burcu Dinçer de filoda yerini alırken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ve ülkemizdeki taktik yetenekli tek yangın söndürme helikopteri olan “Alev Kartalı” da söndürme çalışmalarında başarılı uçuşlar gerçekleştirdi.

Böylesine büyük bir yangında havadan müdahalenin öneminin anlaşılması bir yana, helikopter manevralarına imkan sağlayacak altyapı konusu da en az yangınların oluşma nedenleri kadar gündemi işgal ediyor.

Civarda hava araçlarının su alabileceği havuz ve göletler mevcut. Ancak teknik ve coğrafi açılardan çeşitli problemlerle karşılaşıldı. Sulama, içme suyu ve enerji amaçlı yapılmış göletlerin birçoğunun inşaat halinde olması ve Topuk yayla (Palazoğlu) göletinin balıkçı sepetleri ile dolu olması sebebiyle helikopterler yöredeki potansiyel su havzalarını pek kullanamadılar. Çevre il ve ilçelerdeki göl, gölet ve denizlerden su almak zorunda kalındı. Bununla birlikte, 2004 yılında yine aynı bölgede gerçekleşen orman yangınından sonra yapılmış olan Domurköy-Çukurca arazisindeki “Baypınarı Yangın Havuzu”, son yangında kurtarıcı nokta oldu. Unutmadan belirtelim ki, Ilıcaksu/Sarıkız su havzasının onlarca tanker ve arazözü aynı anda doldurmasına rağmen eksilmeyen suyu, Domurköy üstündeki yangın havuzunu bile besleyen tek kaynaktı.

Domurköy arazisinde yer alan “Baypınarı Yangın Havuzu” mevkii olarak doğru yerde olmasına rağmen tasarım ve lokasyon açısından çeşitli sorunlar da barındırdığı anlaşıldı. Her şeyden önce derinlik açısından çok hatalı bir tasarıma sahip bu havuz… 500 m³ hacme sahip olan bu havuzun yaklaşık 5 metre derinliği var. Bulunduğu konumun vadi etkisi ile birlikte, su seviyesi düştükçe alçalmak zorunda kalan helikopterleri riske atan bir tasarım söz konusu. Ayrıca dar bir dikdörtgen şekle sahip olması, pilotların havuza temkinli yaklaşıp kontrollü alçalma yapmalarına sebep oluyor. Taşırma savakları olmayan bu yapı, helikopterin türbülansı ile önemli bir miktar suyu taşırıp kaybediyor. Bütün bunların hem risk, hem vakit kaybı, hem de su kaybına neden olduğu görüldü.

Doğru tasarımlı yangın havuzları için Orman Genel Müdürlüğü uhdesinde projelendirilmiş güncel projeler söz konusu. Bu projeler, resimde görüldüğü üzere geniş bir alana yayılan dairesel formlu tasarımlardan oluşuyor. Ayrıca konik kesitli olmaları, helikopterlerin yaklaşma/alçalma hareketlerindeki riskleri de minimize ediyor. Çok fazla derinlik gerektirmemesi sebebiyle kazı maliyetinin düşük olduğu bu havuzlarda, türbülanstan kaynaklı su taşırma riski de konik tasarım sayesinde yok oluyor. Bu projelerin malzeme ve işçilik maliyetleri de görece daha düşük olması sebebiyle, zaman-bütçe planlaması açısından daha kolay uygulanabiliyorlar. Dere, çeşme gibi su ayaklarının hattına, doğru aralıklarla inşaa edilecek olan bu havuzlar, dolduktan sonra taşan suyu bir sonraki havuza ikmal ettirecek şekilde konuşlandırılmalı. Sayıları da en az 10 helikopterin manevrasına izin verecek şekilde planlanmalı…

ÜÇTEPE ÜSTÜNDEKİ DOĞAL OBRUKLAR, ASLINDA BİRER YANGIN HAVUZU

Yangın sonrası ağaçlandırma faaliyetlerini görmek adına sahaya gittiğimizde ilginç bir detayla karşılaştık. Çukurca’nın üstünde yer alan 1700 rakımlı tepede doğal çukurluk alanlar mevcut. Göktaşı krateri gibi görünen bu çukurlara yöre halkı “obruk” adını veriyor. Kimi kaynaklara göre geçmişte demir madeni olan bu doğal şekillerden onlarca adet mevcut. Kışın kar sularını biriktirebilmesi adına uygun yapı malzemeleri ile geçirgenliği yok edilirse, bu çukurlardan bazıları da yangın havuzu gibi kullanılabilir diye düşünüyoruz. Projelendirilmek adına incelenmesinde fayda var…. Böylelikle manevra anlamında hem yüksek bir lokasyon, hem kısa bir güzergah oluşacaktır. Bahsettiğimiz bu bölge ağaçlandırma sahasını kapsayan özel bir coğrafya. Yapılacak bu havuzlar ile bir rekreasyon alanına da dönüşebileceği gibi, karadeniz yaylaları gibi ziyaretçi çekebilecek bir potansiyel de kazanacaktır.

Bütün bu gözlemler sonucunda teknik bilgimizle birlikte coğrafi etmenleri bir araya getirip, olası yangınlardaki hava aracı hareketlerinin optimum düzeyde gerçekleşmesi için gerekli şartları derlemeye çalıştık, kamuoyu ile paylaşıyoruz. İlgili idarelerin bu konulara gerekli enerjiyi ayırmasını umut ediyoruz.