HATTI MÜDAFAA YOKTUR, SATHI MÜDAFAA VARDIR. O SATIH BÜTÜN VATANDIR!

Türkiye’de henüz idari sınırlar çizilmemişti, çünkü adına Türkiye denecek bir ülkemizin olması için bu toprakların önce kanla sulanması, vatan denmesi için de çabalanması gerekecekti. Bu sebeple mücadelenin sadece savunma kanadında değil, her yerde yapılması şarttı. Kurtuluş savaşında bu önemli sözü söylerken Mustafa Kemal, bölmedi yurdu! Sorumluluk alanı çizmedi kimseye… Sınırlandırmadı mücadeleyi, kapsadı, herkesi aynı hassasiyete odakladı…

Akciğerlerimizi yanmaktan kurtarmak adına mücadele ederken böyle olacağını düşündük biz de… İl ve ilçe sınırlarının bizleri “ötekileştireceğini” düşünmedik kesinlikle! Onlarca saat alevlerle mücadele ettik, kül soluduk, yaylalarımızı savunduk. Ancak isterdik ki ülke gündemi biraz da Domaniç’teki yangını işlesin…
Ülke gündemini geçtik, sınırımızdaki Bozüyük’ün bile ancak tehlike kendilerine ulaştığında yangını önemsediğini görünce, içerledik!
Mülki idarelerin idari sınırlar içerisindeki sorumluluk ve potansiyel hesaplarını pazarlamaya evirmesine alışmıştık da, tehlikeyi bölgelendirmelerini hala sindiremiyoruz…

Ancak kendi değerlerimizi koruma içgüdümüzün sokağa yansıması yok mu, ne desek, ne yazsak ifade etmez, biliyoruz. Dayanışmamız ve özverimiz sayesinde dimdik ayakta kalıyoruz…

“Ömrümün sonuna kadar unutamayacağım bir dayanışma örneği yaşadım Domaniç’te!” derken duygulananan orman muhafaza memuru Hasan Abi’den etkilendiğim kadar, yangın haberini alır almaz Manisa seyahatimi yarıda keserek olabildiğince hızla Domaniç’e geri dönmüş olmamı hafife alan, alay eden Domaniç’liyi de anlamıyorum, bu çürümüşlüğü nereye kadar sırtımızda taşıyacağımızı tahayyül dahi edemiyorum…

Koordinasyon, altyapı, iletişim… Bunlar da çok önemli ama, bütün mücadelenin altında yatan “sahip çıkma” içgüdüsüdür, bunu iyi biliyorum. Akciğerleri ile birlikte içi yandı dört gündür Domaniç’linin. Yangına bir damla su taşıyan karıncanın sabrını taşıdı yüreğinde, çünkü vakıftı; sahaya taşınacak bir litre suyun bile önemine!

Yirmiden fazla şehre ait onlarca söndürme aracı, iş makinesi, helikopter ve yüzlerce gönüllü nefer!
Mühendisinden şefine, işçisinden şoförüne, operatöründen memuruna kadar orman teşkilatımızın önemli bir kısmı uykusuz kaldı, ama kahramanı oldu bu işin…
Mustafa Kemal’in sözüne layık oldular, bütün yurda o “sathı” öğrettiler.
Çünkü aslında nereli olursanız olun, mücadelenin tamamı vatan için!

Biz mi? Bir damla su taşıyıp faydalı olduysak, ne mutlu…

Ancak bu meşakkatli göreve fayda sağlayan, lojistik destek veren, geri desteğini esirgemeyen ve hepsinden önce de alevlerle mücadele eden kim varsa, binlerce kez TEŞEKKÜRLER!

Ağaçlarımız yandı ama, dayanışmamızı bir kez daha gönülden hissetmemiz varya; işte bu herşeye DEĞER!

Kaybettiğimiz ağaçlarımızı yerine koymaksa mesele; yapalım bir kampanya, aynı dayanışmayı gösterelim tüm yurda…

Buradan söz veriyorum; kendi payıma ne düşecekse bir fazlasını, hazırım harcamaya….