MÜŞTERİ ÇOK ESNAF YOK

Her Anadolu çocuğu gibi Temel’de memlekette, “İstanbul’un taşı toprağı altın” hikâyeleri ile büyümüş. Delikanlılık çağına geldiğinde de çalışıp para kazanmak için İstanbul’un yolunu tutmuş. Bir Pazar sabahı gemiden iner inmez, limanda yerde duran bir altın görmüş. Altına bakmış bakmış ve; “Ula hafta sonları çalışmayrum” demiş.

Havaların ısınması ile Domaniç’in dağları serinlemek isteyen binlerce yerli turist ile dolup taşıyor. Özellikle hafta sonu her çeşmenin başında, her ağacın altında yüzlerce insana rastlamak mümkün, Domaniç-İnegöl yolu, 10 km boyunca ful dolu, Ilıcaksu Sarıkız dolu, Çarşamba Hayme Ana Türbesi, Domurköy Mızık Çamı, Karaköy Deresi, Güney Deresi yerli turist kaynıyor. Yerli turistler Domaniç’e akın ediyor, Domaniç’in yerlileri de seyrediyor.

Atılan çöpler, kirletilen dereler su kaynaklarımız aracılığıyla geleceğimizi karartıyor.

Domaniç’in yerlileri seyrediyor.

İlçeye yeni gelen her kaymakam, Dağ yolunu görünce Amerika’yı yeni keşfetmişçesine;
“Bu dağ yolu, Domaniçlinin kurtuluşu olabilir” diye ilk çalışmasını buradan başlatıyor.
Her defasında aynı senaryo… “Biz dağlarımızı peşkeş çektirtmeyiz”
Kaymakam kısa sürede pes ediyor. Böyle gelmiş böyle gider. Çarklar eskisi gibi dönmeye devam ediyor. Yerli turist Domaniç’e akın ediyor, dağlar taşlar çöp yığını haline geliyor, Domaniçliler de bunu seyrediyor.
Kocayayla’da çöp yığınlarından yapılmış hurdalık görünümünde bir iki yer var. Su doldurmak için gelenler, gözleme alıyor, mısır alıyor, son zamanlarda birkaç parça hediyelik eşyada satılmaya başlandı.
Geri adım atılmazsa, malum Domaniçliler engel olmazsa, malum siyasiler takip ederse Topuk Yayla tabiat parkı olacak.
Bu parka sahip çıkabilirsek, elimizden kaptırmazsak, yüzlerce kişiye ekmek kapısı açılacak. Ancak armut piş ağzıma düş dersek armudun irisini dayılar yiyecek.

Bizden birkaç tavsiye…

Küçük bir pikapla, mesire alanlarını dolaşıp, piknikçilerin ihtiyaçlarına cevap verecek bir şeyler satsak, seyyar gözleme, bazlama satıcılarımız olsa, seyyar, balıkçı, kebapçılarımız olsa, seyyar helacılarımız olsa, soğuk meşrubatlarımız, seyyar çaycılarımız, seyyar ayrancılarımız- şerbetçilerimiz olsa, çocuklara yönelik satıcılarımız olsa, seyyar bisiklet turcularımız olsa, Romanların panayırlarda kurdukları minik dönme dolaplar, minik atlıkarıncalar olsa, iki eşek veya iki atla turlar düzenlense…

Askeri ücretlinin kazandığı parayı, fazlası ile kazanamaz mıyız?

Bu köşede yüzlerce kez yazdık. Yaşlı bir teyzem vardı. Mayıs ayında Murat ağanın kenarına oturur 4 ay boyunca burada gözleme satardı eşiyle, “4 ayda 10 bin gayme kalıyo oğul kışın onunla geçiniyoruz” derdi. Allah rahmet eylesin.

Az paramı?

Bahane üretmekten iş üretemiyoruz, Temel’in dediği gibi, hafta sonu çalışmam, bayramda çalışmam, soğukta çalışmam… Ee ne diye sızlanırsın o zaman?

Yerli turist serinlemek için yaz aylarında Domaniç dağlarına akar, yerli Domaniçli de aval aval bunlara bakar. Dağlarımızda müşteri çok esnaf yok.