Bir Domaniç Masalı

– Tayyip Erdoğan Domaniç’ geliyormuş…
– Len get Koskoca başbakan Domaniç’ e gelir mi hiç !
– Gelcekmiş gelcekmiş; Ya Başbakanımız, Belediye başkanımızın okul arkadaşıymış…
– La get; aha buraya yazyon vallahide billahide gelmez…
– Ya Gelirse..!

Yıl, İsa’dan Sonra 2006. Aylardan, Ağustos. Havalar sıcak mı sıcak. Gurbetçiler Mercedes arabalarla BMW arabalarla Domaniç’in tozlu yollarında cirit atıyor. Yerli halk tarlada, işte güçte…
Domaniç’in her yeri inşaat, yolara kaldırımlar döşeniyor, elektrik kabloları yer altına alınıyor, araçlarımızı park ettiğimiz Domaniç’in ortasındaki koca meydan, sökülmüş park alanı yapılıyor. Belediye başkanına küfürler havada uçuşuyor. “Şehrin göbeğine park mı olur hiç? Domaniç’te insan mı kaldı, kim oturcek uraya” diyen küfrü basıyor.
Zaten her yerde kazılmış. Ata yadigarı topraklar gavur icadı kaldırım taşının altında kalacak…. “Vah vah; durum çok vahim. Başımıza taş yağacak” derken bir den bire kimliği belirsiz bir meczup ortaya bir laf atıyor:
“ Ey ahali duyduk duymadık demeyin;
Başbakan Erdoğan, Hayme Ana Törenlerine katılacaaak”
Kargalar kahkaha atmaktan uçamazken, O zamanlar tanıma şerefine nail olmadığımız onlarca ordinaryüs profesörlerimiz, demeçler veriyorlar.
(Keşke o zaman gazete elimizde olsaydı da bunları haber yapabilseydik!)

“Tayyip Erdoğan Domaniç’ geliyormuş…
“Len git ; Koskoca başbakan Domaniç’ e gelir mi hiç !
“Gelcekmiş gelcekmiş; Ya Başbakanımız, Belediye başkanımızın okul arkadaşıymış…
“La get; aha buraya yazyon vallahi de billahi gelmez…
“Ya gelirse..!
x x x x
Başbakanın geleceği kesinleşti. Tükürdüğünü yalamak zorunda kalan Olmazcı Ordinaryüslerimiz yeni açıklamalar yapmak zorunda kaldılar: “ Gelir de çok durmaz, Bi el sallar gider canım. Bak demişti dersiniz…”

Başbakanımız geldi. Hayme Ana Törenlerine de katıldı. Belediye Başkanımız Yakup Yardımcı, tarihi açılış konuşmasında; “Sayın Başbakanım; Hayme Ana sizi çağırdı geldiniz. Şimdi Hayme Anamız sizden torunları için yol ister, hizmet ister, bu alanın düzenlenmesini ister” dedi kısaca mealen.
İsteyenin yüzü bir kara…

Başbakan tören alanında tören bitene kadar kaldığı gibi, bir de Domaniç’e gelip parkın açılışını yapmaz mı. Akşam oldu hala gitmiyor mu !
“İşin gücün mü yok mu kardeşim senin? Koskoca başbakansın Sen; İşin mi yok ta sabahtan akşama kadar beklersin” diye homurdansa da bizim malum Olmazcılarımız; Başbakan okul arkadaşını bulmuş gider mi?

Neyse akşam geç saatler de gitti de kurtulduk.
Bizimkiler, işin uzmanı “Bunlar Ankara’ya varmadan her şeyi unuturlar…” diyerek yeni bahaneler üretirken…

UNUTMAMIŞLAR !
Bir yıl sonra, Çarşamba Törenlerine Devlet töreni ünvanı verildi. Çarşamba köyüne yol, su, tören alanı etrafına yeni bir çehre, yeni imar planı derken, o günün parasıyla 8 trilyon lira para geldi.

Hadi Galeee !
Ahali şaşkın, Domaniç’in köy görünümü ilçe görünümüne kavuştu. Domaniç-Tavşanlı Yolu, Domaniç-İnegöl yolu yapımı için, talimatlar verildi. Domur Barajı şantiyesi kuruldu.
Kütahya’da ilçe merkezinin nüfusunu artıran tek ilçe Domaniç oldu.

Tüm bunları “BEN” başardım…
İlçemizde nerede iyi bir iş olmuşsa hemen hepimiz bu başarıyı sahiplenir; Gururla “ BEN dedim BEN yaptırım” deriz.
Bu olayda da aslında ekip işi olan başarı, sen – ben kavgası yüzünden kısa sürede hüsranla sonuçlandı.
Yollar, barajlar, yatırımlar hayal oldu.
1970’lerde kazma kürek çalışma ile iki yılda tamamlanan Domaniç-Tavşanlı yolu, yıllardır son teknoloji makinelerle tamamlanamıyor. Yapılan yerler yol bitmeden çöküyor.

Başbakan, Cumhurbaşkanı oldu. Yetmedi Başkan oldu. Biz ise hızla geri gidiyoruz.

Ve Hayme Ana Erdoğan’ın Rüyasına girer!
Masal bu ya; Cumhurbaşkanımız hangi ara uyumaya vakit ayırıyorsa uyumuş. Rüyasın da Domaniç’i görmüş.
Hayme Ana; “ Ey oğul, Domaniç’te torunlarım hüsran içinde. Ertuğrul’umun kılıcından kurtulan Ermeni tohumları, taş üstüne taş koydurmuyor, her işe ket vuruyor. Domaniç kan ağlıyor. Senin gözün Suriye’den kaçan savaş mağduru açları görür de, Domaniç’ten göç eden açları görmez mi oğul !”
Diye bir güzel nasihat çektikten sonra;
“Tez Domaniç’in sorunlarına çare bulasın; Ata yadigarı topraklarına sahip çıkasın, torunlarımı yeniden yuvada toplayasın” demiş.

Cumhurbaşkanı Domaniç’ el atar…

Kan ter içinde uyanan Cumhur Başkanı hemen harekete geçer ve ;
1. Osmanlı torunlarının içine karışıp halkı bir birinden koparan OLMAZCILAR özel buzluklara konup dondurulacak. (Tabi İdam yasak, Eskisi gibi kılıçtan da geçiremezler)
2. Domaniç’in mimarisi Osmanlı kılıcı gibi yeniden dizayn edilecek. (Fotoğrafta görüldüğü gibi)
3. Çevre yolu kenarına, Karşıyaka köprüsünden başlayıp Emniyet kavşağına kadar uzanan bölgeye, Kayı Obasını temsilen, bir Bey çadırı olmak üzere sağına soluna 400 çadırı temsilen de kırk çadır kurulacak. Bu çadırlar ilçe görünümüne tarihsel bir görünüm katarken ilçe de kalmak isteyenler için otantik otel yani aynı zamanda ilçeye gelir kaynağı olacak.
4. İlçe girişindeki Marıklı deresi, göletli park olacak.
5. Oba Et mangaldan, Balık pazarına kadar olan iki yolun arası, şimdilerde AVM diye bilenen adıyla Osmanlı Mimarisin de Hanlı Pazar olacak.
6. Domaniçliler burada hem pazarlarını yapacak, hem de yerel ürünlerini pazarlayacak. Öte yandan kır düğünlerini de burada yaparak, tarihi kültürlerini koruyacaklar.
7. Domaniç, tamamen Selçuklu Osmanlı Mimarisi ile günümüzün teknolojisi birleştirilerek yeniden inşa edilecek. Domaniç’in Osmanlı okuna benzeyen görünümü yeni yol ve peysaj çalıimaları ile desteklenecek. Evler müstakil, sokaklar geniş olacak.
8. Kıyıda köşede yapılan cami müsveddelerinin yerine, tüm Domaniçlileri cem edecek ihtişamlı bir cami yapılacak. İhtiyarlar için mahalle aralarına mescitler konulacak.
9. Domaniç-Tavşanlı ve Domaniç-İnegöl yolu, Ak Partinin meşhur duble yolları ile yeniden yapılacak.
10. Düşük maaşla komşu ilçelerde çalışmak zorunda kalan Domaniçliler, ilçeye geri çağrılarak, kendi ürünlerini, kendi değerlerini ekmek kapısına çevirecekler. Bunun için gerekli tüm imkanlar devlet tarafından sağlanacak. Beceriksizler, miskinler, üşenciler derhal İlçe merkezindeki camekânlı buzluklarda ahaliye ders olsun diye ikinci bir emre kadar dondurulacaklar.
11. Ilıcaksu’un sarıkızı, Çukurca’nın çömleği, Muratlı’nın üzümü, Sarıotun fasulyesi, hangi köyde ne varsa, dünya markası olması için gereken imkanlar derhal sağlanacak. Domaniç’te üretilen ürünler, Çin sistemi ile çok ucuza üretilerek dünya pazarına girmeleri sağlanacak. Alman Kalitesi ile ayakta kalacak, Türkün, Ahilik geleneği ile müşterinin güvenini kazanacak.
12. Domaniç’ e gelen huzur bulacak, Domaniç’e gelen güven bulacak, Domaniç’e gelen Türkün gerçek kimliği ile tanışacak şekilde tüm Domaniçliler özel kurslardan geçirilecek.
13. Ertuğrul Gazini İmparatorluk planları yaptığı Tefekkür Dağına, Bilinen adıyla Sivrice tepesine Ertuğrul’un heykeli dikilerek yaz kış buraya gelen kampçılar, yürüyüşçüler, bisikletçiler, maceracılar, Osmanlı ruhuna burada yakalayacaklar.
14. Domaniçliler, Domaniç’in Tarihi, Doğası ve Tarımı ile kendilerine ekmek çıkaracak asla başka bir ucuz işte çalışmayacaklar.

Domaniçliler Telaşta

Domaniç halkı bu sürpriz gelişme karşısında adeta bayram coşkusu yaşarken, bazılarını da korkunç bir telaş sarar.
-Partisine, Liderine aşık olan Mecnunlar,
-Domaniç’in meşhur olmazcıları,
-Oturtulduğu mevkiden kalkmak zorunda kalanlar.
-Liyakatle işe alınacakların işini, mülakatla çalanlar.
-Devlet parası deniz, yemeyen domuz diyenler.
-İnegöl’deki fabrikalara Domaniç’ten ucuz işçi pazarlayanlar.
-Teşvik bölgesi Domaniç’e iş yeri açıp halkı sömürenler.
-İşlerinin bozulacağı korkusuyla Domaniç’e bir çivi çakanı karalayanlar. V.S…

Evet sevgili okurlar, masalımızı okudunuz.
2006’da ki ruhu yeniden yakalayamaz mıyız ?
Partimize oy istediğimiz gibi partimizden Domaniç’e destek isteyemez miyiz ?
Sürekli mızmızlanmak yerine elimizi taşın altına koyamaz mıyız ?
Tahir Turan’ın dediği gibi; Domaniç’e bir şey yapılacaksa, topu siyasilere, yetkililere, şuna buna atmak yerine ben de varım denilemez mi?
Hayaller gerçek olamaz mı? Bu kadar mı korkağız, bu kadar mı üşenciyiz, bu kadar mı onursuzuz?
Her fikrin, her vaadin, her hayalin içine tükürmek yerine, ne olur bir kere de YA TUTARSA deyip bir ucundan da biz tutuversek elimiz mi kirlenir.
Yarınlarda biz olmayacağız. Ama bu kafayla gidersek yarınlarda neslimiz de olmayacak.

Bizler bu günkü şanlı tarihimizi, Cennet ülkemizi, Ertuğrul Gazi’nin , Mustafa Kemal’in hayallerine, ülkülerine, inanç ve imanlarına borçluyuz.
Onlar bu günleri görmeyeceklerini, 100 yıl, bin yıl yaşamayacaklarını biliyorlardı.
Ancak verilecek savaşın, akacak kanın karşılığında, nesillerinin yüzyıllarca rahat edeceğini umut ediyorlardı.
Biz, atalarımızla gurur duyuyoruz da, bizim neslimiz ileride bizim le gurur duyacak mı ? Bu topraklarda namusuyla, şerefiyle yaşayabilecekler mi ?
Yarın Mahşerde evladına nasıl hesap vereceksin?
Evladına, torununa “Ben demiştim olmaz diye” derken, utanmayacak mısın. Topu taca atıp evladım yetkiler yapmadı deme acizliğini gösterirken hiç mi şerefin incinmeyecek.
Yarın evladın, torunun; “ Ey benim her şeyi yetkilerden, ondan bundan bekleyen şerefsiz onursuz dedem aciz babam; madem bu kadar yetkisiz etkisizdin, dünyayı niye meşgul ettin, o toprakları niye işgal ettin. Madem bu kadar düşünme, çalışma, üretme özürlüsün, beni ne diye yaptın, neyine güvendin derler se NE DİYECEKSİN ?