YAZIK OLUYOR BİZE

“Yugoslavya iç savaşı nedeniyle gurbetten sılaya yol güzergâhı olarak Yunanistan yolunu tercih etmek zorunda kaldık. Biri bebek 3 çocukla 3 bin kilometre yolun zorluğu bir yana, dünyanın en korkunç ülkesinden geçmek elbette insanı tedirgin ediyordu.

Yunanistan’dan daha önce gelip gidenlere soruyoruz. İyi diyen de var ama dayak yiyen, arabası taşlanan benzin verilmeyen Türklerin’de sayısı az değildi.
Bir grup arkadaşla çıktık yola; Almanya, İsviçre, İtalya – Birindisi’den feribotla Yunanistan’ın İgomenitsa kenti…
Salavat getirerek feribottan inip düştük ezeli düşmanımız Yunanın İpsala’ya kadar olan yaklaşık 700 kilometrelik yollarına…
O yıllarda otoban yok; dağların arasında da tek şerit yollarda korka korka gidiyoruz. Küçük küçük yunan arabaları 40 metre arkadan bizi gördüler mi, araçlarını hafif sağa çekiyorlar, karşıdan gelen varsa oda sağa çekiliyor, biz ortadan geçip gidiyoruz.
Adamların trafikteki saygınlığına hayran kaldık. Elbette aramızda ki cahiller; “ Yunanlılar biz Türklerden korktukları için sağa sola kaçışıyorlar” diyorlardı.
Benzinliklere giriyoruz. Yine aynı saygılı insanlar “Komşu” diye diye yardımcı olmaya çalışıyorlar. Bu durumu gören görgüsüz ukala arkadaşlarımız, “Komşu biz Osmanlıyız, tokatı yersin ha” diye iyice azıyorlar, hiç yoktan kriz çıkarıyorlardı.
Neyse, ezeli düşmanımız bildiğimiz Yunanistan’ın 7 yüz kilometrelik güzergâhından, 4 defa gelip gittim. Trafikte aynı saygı, yollarda aynı saygı…
Birde bizim Türkiye genelinde trafikte ki saygısızlıkları ahlaksızlıkları bakın..
Her bayramda Azrail’e mesai yaptırıyoruz. 81 Kazada 53 ölü, 350 yaralı, milyarlarca lira maddi hasar…

Neden?

Sollamak isteyene yol vermeyiz, sollamak isteyeni fark edince biz de kaza basarız, sollayan aracı görünce yavaşlayıp hafif sağa çekilmek yerine, bir kilometre öteden yolu ortalar selektör yapar, el ayak işaretleri ile sollama yapan aracı panikletmeye çalışırız. Aracımızın gücüne bakmadan mümkün oldukça soldan gideriz, Kesinlikle uzun farlar, varsa sis lambaları utanmasak projektörleri de yakarak karşıdan gelenin görüşünü engellemeye çalışırız. Uzunları gelen ikaz üzerine kapatsak bile tam yan yana geldiğimiz de aniden uzunları açarak karşıdan gelen sürücüyü şaşırtmaya çalışırız. Mesire alanlarına, benzinliklere dinlenmeye girdiğimiz de kafamızın estiği yere park ederiz. Kapı önü, diğer araçları önü, arkası fark etmez, başkaları nereye park edecek, önümüzdeki araç nasıl çıkacak bizim sorunumuz değil. Çatlamasınlar biz zaten birkaç dakika sonra çıkamasak ta bir iki saat dinlenip yolda devam edeceğiz az sabrediversinler.

Birde baba parasıyla dolaşan sonradan görmeler vardır. Son ses müzik, ukala tavırlar, ben herkesi döverim havaları, çıkardıkları gürültüye bakarsın, altlarındaki arabaya ve ya motosiklete bakarsın, sinirinden gülersin içinden.

Evet sevgili okurlar, yukarıda şikayetçi olduğumuz sürücüler yüzünden trafikte, ölüyoruz, bayramlarda ölüyoruz. Canlarımız mallarımız telef oluyor. Onlar, ne bu yazıyı ne de benzeri yazıları okumazlar, okumayacaklar. Burada görev bize düşüyor. Elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce anlatalım, aktaralım ki kaza risklerini azaltalım. Yazık oluyor, malımıza da canımıza da.