HOŞ GELDİN 2. ERGENLİK

Ergenlik, kişinin yaşadığı iklim, sosyoekonomik koşullar ve kişisel gelişime göre farklılık göstermekle birlikte ortalama 12 yaşından sonra başlar ve 21 yaşına kadar devam eder.
Bu dönem, çocukların sosyal rolüne erişme, bir mesleğe doğru yönelme, ailelerinden bağımsız düşünme ve cinsel güdülerinin gelişmeye başladığı bir dönemdir. Ergenlik dönemi kişiden ziyade, birlikte yaşadığı ailesine zor günler yaşatan bir süreçtir.
Halk arasında delikanlılık diye bilinen ergenlik, yaşamın en zor ve karmaşık dönemlerinden biridir. Bu yüzden anne ve babalar bu dönemdeki çocuklarına karşı oldukça hassas davranmalıdır. Onları her konuda anlamaya çalışmalı, sosyal ve kültürel açıdan doğru bir birey olabilmesi için elinden geleni yapmalıdır. Çünkü ergenlik döneminde yaşanan herhangi bir kötü olay, kişinin hayatı boyunca etkisinde kalmasına neden olmakta ve ileri ki dönemlerde yaşanan sorunlar için zemin hazırlamaktadır.

Yetişkinler olarak hepimiz bu dönemlerden bir şekilde geçtik.
Kâh kabadayı olduk; “ Döverim uleyn” diye tehditler savurduk çevremize, kâh ileri gidip iyi bir dayak yedik büyüklerimizden, kâh arabeske bağladık isyan ettik bizi anlamayan evde aile büyüklerine, mahallede sevgiliye, okulda öğretmene…
Efeliği elden bırakmasak ta, tükürdüklerimizi yalaya yalaya öğrendik hayatı.

Ergenlik dönemin verdiği delikanlılık içgüdüsü ve hayallerle hayatın gerçekleri hep çelişti. Her acı gerçekle karşılaştığımızda ipten döndük bir şekilde.

Eee bitti mi ergenlik ?

Yok; meğer bu işin de bir ikincisi varmış. Tükürdüklerimizi yalayacağımız, acı gerçeklerle karşılaşacağımız, kimselerin bizi anlamadığını düşüneceğimiz bir ergenlik daha varmış.

Üstelik birincisinin tam tersi;
Karşı cinse olan ilgi, hayaller, davranışlar… Vücut yeni bir evrim geçiriyor. Birinci ergenlikte çıkan kıllar vücudu terk ediyor. Sivilcelerden kurtulup parlayan derimizi, kara lekeler kaplıyor. Gelişip güçlenen kaslar çocukluk dönemine dönüyor.

“Kim? Ben mi? O gün gelsin görürsünüz” diye asıp keserken, birde bakıyorsunuz emekli olmuşsunuz. “Elimi değirmem” dediğiniz toprağı tırnağınızla kazıyorsunuz, “Çalışmam / yatarımların yerini daha erken kalkmalar / daha çok çalışmalar alıyor.

Biz diyenlere inanmadık. Muhtemelen emekli olmayan gençler de bize inanmayacaklar. Emeklilik demek ikinci ergenlik demekmiş. Bunu gördük.

‘Zaten bizi ancak biz anlarız. Çoluk çocuk anlamaz, ölsem de kurtulsam, kazma kürek almam lazım. Bursa da iyi bir fideci varmış, şarjlı matkaplar nerede satılıyor. Traktör almam lazım. Devletin verdiği maaş yetmiyor. Çocuklar bana bakmıyor. Beni iyi bir hırdavatçıya götürseler almam gereken çok şey var.

Hoş geldin emeklilik, hoş geldin ikinci ergenlik…