50+1’İN KAZANDIRDIKLARI

Siz bakmayın yaşlıların ‘Ah o eski günler’ dediklerine. O günlere dönme imkânı olsa ki var. Kimse dönmek istemez. Elektrik yok, su yok, televizyon yok, otomobil yok, en önemlisi cep telefonu yok. Domatesi biberi bile sadece zenginler yerdi. Şeftaliyi ancak köyün kodamanları alabilirdi.

Çamuruyla meşhur benim köyümde, ya kışın olan birkaç düğünde, ya yazın Almancılar geldiğinde ya da askerler giderken bir hareketlilik olurdu.

Yılın 8 ayı çamurla kaplı köyümün olmayan yoluna sadece 2 araç, Çukurcalı göçmenin arabası ve Yörük Selim’in jipi gelebilirdi çok önemli durumlarda. Altına çeker korkusuyla, uzaktan seyrettiğimiz arabalar, hareket eder etmez tüm köy çocukları Çukurca yol ayrımına kadar koşardık peşlerinden.

En büyük hayallerimden biriydi Yörük Selim’in Jipi gibi bir jipim olsun!

Birde Almancı çocuklarının giyim kuşamlarına çok özenirdim. Benim babamda Almanyalıymış ama biz çok yoksul olduğumuzdan, Babam kazandıkları ile sadece borçları ödüyormuş. Amcam ile annem öyle derlerdi.

Hele O askere gideceklerin havaları… İçkiler içilir, evlere davete gidilir, kayabaşında tüfekler atılır…

Yahu ben ne zaman büyüyeceğim de bu hayallerim gerçekleşecek !?

Derken,

Yarım asır yani 50 yıl bitti de artı bire geçtik.

Allah razı olsun babam beni Almanya’ya götürdü ama okumama müsaade etmedi. Meslek yapıp atıldık iş hayatına, zamanla kendimi en sevdiğim mesleğin içinde buldum, Jipim de oldu Yörük Selim gibi, saz çalıp türkü de söyledim düğünlerde özendiğim Köprücekli Aliler, Kısık Osmanlar, Murat Gezer, Mustafa Oruçlar gibi.
Köye gelen çingene kadın, “Sen Alamanyalı bir kız alacaksın, ikiz çocukların olacak” dediğinde, kadının hayallerimi okuduğunu düşünmüştüm ama dedikleri aynen çıktı.
51. Yaş günüm de, sadece soyadımı devam ettireceğini umduğum oğlum Serdar, mesleğime de sahip çıktı. Aldı elimden bayrağı daha da yukarılara çıkardı. Gazetecilikte benim çıtamı ikiye katladı, Gazetecilik ruhuyla annesinin ve ablalarının da desteğini alarak yaptığı araştırma neticesinde benim 20-30-40 yıl önceki dostlarımı, arkadaşlarımı bulmuş, hepsiyle tek tek görüşüp bana bir sürpriz hazırlamışlar. Doğum günüm de televizyonda videoyu seyrederken bir ara göğsüm öyle daraldı ki, ağlamak tan ölüyorum zannettim.
Elbette ki dostlarım o videodakilerden ibaret değil. Ancak Ailem kimine ulaşamamış, kimini hatırlayamamış. Sürpriz deşifre olmasın diye ne telefonumu ne de kara kaplımı da ele geçirememişler. Bu yüzden de lütfen videoda olmayan uzaktaki dostlarım gücenmesinler.

Sonuç,
50+1 ile çok şey kazandığımı gördüm. Unutmayan dostlarım, her zaman tam desteğini gördüğüm ailem, müthiş bir arkadaş çevrem ve yarım asırlık hayat tecrübem ..

Tüm dost akraba ve arkadaşlarımıza teşekkür eder, bu vesile ile Ramazan Ayınızı da tebrik ederim !