SİVRİ KAYA

Osmanlı’nın kuruluş sırrının bir orkestrasyonunu vücuda getiren lehimleyici ve bütünleyici unsurlardan birisi de liderlerin şahsiyeti, yaşadıkları ORTAM (MEKAN) ve şartlardır.
İnsanların hayatında derin izler bırakan mekanlar vardır. Şahsiyetleri de bu mekanlar oluşturur, belirler. Coğrafya insanın kişiliğine etki eder.

İnsanların tefekkür için seçtikleri mekanlar vardır. Bu insanlar genelde bir idealin peşinde olan insanlardır.
Kendilerine ilham verecek, düşüncelerini harekete geçirecek ve hedefe yürütecek ortamı ararlar. İlham kaynağı da diyebileceğimiz bu mekanlar, bazı büyük şahsiyetlerin hayatlarında ideale giden bir yolun başlangıcı olmuştur. Tarihte böyle bir çok büyük şahsiyetin “mefkure-mekan” ikilisiyle hatırlandığını ifade edebiliriz. Bu insanları, bulundukları mekanlar motive etmiştir, aksiyoner hale getirmiştir.

Mütevazi bir şekilde hayat süren Kayı Boyu’nun Domaniç-Söğüt arasını yaz-kış mekik dokuduğu ve Osmanlı Beyliği’nin daha adının bile geçmediği yıllarda, çevresindeki yüce insanlarla (Gaziler-Alpler-Ahiler vs) devletin temellerini atmaya çalışan ve geleceğin büyük devletini kurmanın hayali ve heyecanıyla yanıp tutuşan Ertuğrul Bey, tefekkür için kendisine Durabey köyü arazisi içinde “SİVRİKAYA (Sivrice,Sivritepe)” yı seçmiştir.

Ertuğrul Bey neden Sivrikaya’yı seçmiştir? Ertuğrul Bey, ideal insanıdır. O hedefini, “cihan mefkuresini” hep âli tutmuştur. Sivrikaya’yı da adeta kendi yüceliğiyle birleştirip Domaniç arazisindeki en uç noktayı seçmiştir.Tarık Buğra’nın romanlarına da (Osmancık) konu olan Sivrikaya, Domaniç’in en zirve mekanıdır. Domaniç bu zirveden bütün teferruatıyla görünebilmektedir.

Osmanlı müverrihleri ve halk rivayetlerine göre Ertuğrul Bey sık sık buraya çıkıp tefekkür etmiştir.
Tarihçilerin ifadesiyle “Ergenekon’u” andıran Uludağ silsilesinin uzantıları ile çevrelenmiş Domaniç arazisinde yer alan ve ilçenin (köyleriyle birlikte) tamamını kuşatan bir yüksekliğe sahip olan Sivrikaya, Kayı Boyu’nun Domaniç’in dışına çıkmasına kadar ki süreci kapsayan yerleşme, toparlanma ve hazırlık (düşünce-tasarı süreci) döneminde Ertuğrul Gazi’nin şahsiyetini oluşturan mühim bir mekandır.

Hatta Kayı Boyu’nun manevi pınarı Şeyh Edebali’nin de bu mekana çıktığı ve o meşhur vasiyetlerini, nasihatlerini burada söylediği rivayet edilmektedir.
Sivrikaya, bu yüce şahsiyetlerin bir çok istişaresine de şahit olmuştur. Bunun içindir ki Domaniç halkı Sivrikaya’yı kutsal bir mekan olarak görmüş ve buraya manevi bir önem vermiştir.

Ayrıca Domaniç, Selçuklu Devleti tarafından 1230 tarihinde Kayı Boyu’na ikta-yurt olarak verildiğinde, ilk olarak bir ilkbahar çarşambasında Sivrikaya hattından (bir rivayete göre de Çukurca’nın Kule mevkiinden) Domaniç’e girdikleri ve bu mevkiden Domaniç arazisini sis içinde görünce “Bu arazinin adı Duman-içi olsun.” dedikleri rivayet edilmektedir.
Böylece bu arazi Kayıhanlılar tarafından “Duman-içi/Domaniç” olarak bir Türk yurdu haline getirilmiştir.