BEN KÖTÜ BİR BABA MIYIM !?

Bizim çocukluğumuzun sanatçılarından Ali Ercan’ın çok meşhur bir eseri vardı. Büyüklerimiz bu türküyü çevirir çevirir dinler dertlenir sonra da biz küçüklere vaazı nasihatte başlarlardı. Türkü, Nevşehir aksanıyla yazılmış ve şöyle: ” Ben gönlümü hiç kocamaz sanırdım; bir kız bana emmi dedi norüyem; Suçu erken evlenen anama buldum; Bir kız bana emmi dedi norüyüm; Yaklaştı yanıma birden bağırdı; Sanki benim kulaklarım sağırdı; ne var ki sanki saçım biraz ağardı; bir kız bana emmi dedi nörüyom… Aradan yıllar geçti, Ali Ercan müziği bırakıp ilahi kasetleri çıkarmaya başladı. Bu arada biz küçüklerde büyüyüp yaşlandık. Ağaran saçlar Ali Ercan döneminde ki gibi sorun değil, boyayla kapattık, sakal günlük sinekkaydı yaparak ortaya çıkmalarını engelledik, dökülen dişleri takma dişler, görmeyen gözlere gözlükler, duymayan kulağa kulaklıkla kapattık ama yine de emmi olmaktan kurtulamadık. Torunların dedesi, gençlerin amcası olmaktan kaçamadık. Yaşlandık… Yani, nasihat verme sırası bize geldi. Ben kendim, gurbetçi çocuğu olduğum için pek ana baba bir arada yaşama imkânım olmadı. Kâh anasız, kâh babasız, kâh her ikisi de olmadan geçti çocukluğum / gençliğim. Gençler, genç anne babalar, iki kız bir erkek 3 çocuk babasıyım. Çocuklarımı okutmak için hiiç zorlamadım. Ne karnelerini kontrol ettim ne de veli toplantılarına katıldım. Ne Kuran kursuna gönderdim dinlerini öğrensinler diye, ne de camiye gönderdim Namaz kılmasını öğrensinler diye. Ne ceplerini karıştırdım sigara içmişler mi diye, nede ağızlarını kokladım içki içmişler mi diye. Cep telefonlarına hiç bakmadım yanlış birileri ile mesajlaşmışlar mı diye. Giyim kuşamlarına da karışmadım. Şimdi Ben kötü bir baba mıyım sizce? Bu kadar sorumsuz babanın çocukları nasıl olur sizce? Domaniç küçük, ilçe merkezi ve köyler dâhil hepimiz bir birimizi tanırız. İnsan kendi dedikodusunu duymazmış ama çocuklarımın sorumsuz, saygısız, ahlaksız olmadıklarını düşünüyorum. En küçük evladım, okul hayatına Türkiye de devam etti. İnegöl de gittiği okulda sınıf öğretmeni “Baban bu toplantıya bari gelsin” demiş; gittim. Domaniç’te okullarda veli toplantılarında ki şaşkınlığım burada da devam etti. Almanya’dakinin aksine çok sayıda veli katılmıştı toplantıya. Herkes, çocuğunun sorunlarını anlatıyor. İçki içiyor, sigara içiyor, uyuşturucu kullanıyor, derslerine çalışmıyor. Beni babam okutmadı ben çocuğumun okuması için her şeyi yaparım’ diye kendilerini yırtıyorlar. En arkada oturan beni fark eden sınıf öğretmeni; “Siz kimin velisiniz” diye sorunca oğlumun adını söyledim. Öğretmen; “Ooo beyefendi çok iyi bir çocuk yetiştirmişsiniz. Oğlunuz en sevdiğim öğrencim” dedi. Gururlandım tabi. Öğretmen; “Peki siz toplantılara neden hiç gelmiyorsunuz, hiç mi merak etmiyorsunuz çocuğunuzun karnesini okul durumunu” dedi. Yukarıda saydıklarımı öğretmene bir bir anlattım. Diğer veliler bana, “kötü baba” diye pis pis baktılar. Dedim ki; “Hocam bizim evde yasak olan tek kural YALAN dır. Kızlarıma; “Sokak ta açık seçik giyinen kızları gösterip, bakın biz erkekler bu kızlara bayılırız, arkalarından koşarız, ama asla çocuklarımızın annesi olmasını istemeyiz. Yani onlarla eğlenmek isteriz ama asla evlenmek istemeyiz. Oğluma; Şu gördüğün, yüksek sesle müzik dinleyerek arabaları ile hava atan, markalı elbiseleri ile dolaşan, asan kesen erkekleri kızlar sever ilgilenirler ama asla onlarla evlenmek istemezler. Okulu kazanmak hayatı kazanmak değildir. Beni, sınavı kazanıp sınıfı geçmeniz değil hayatı kazanmanız mutlu eder. Bunun için de çevrenizde, sevilen sayılan, yaptığı işte marka olan olun. Bilmediğini bilen, alan el değil veren el olan, yalansız, dolansız, güvenilir biri olun derim gerisi beni hiç ilgilendirmiyor hocam” dedim.
Hoca ve veliler şaşkın şaşkın önce biraz baktılar sonrada alkışladılar.
Evet gençler madem artık bir kız bana emmi diyor, madem torunlar bana dede diyor. Bende kendim de size nasihat verme hakkını kendim de görüyor ve diyorum ki. Çocuğu aşırı ilgi de, aşırı ilgisizlikte bozar. Onlara güvenin, onları sevin, ama asla onlara karışmayın, kimse okumak zorunda değil, kimse baba mesleğini yapmak zorunda değil. Çocuk sizin çocuğunuzdur. Ama çocuğun da kendine ait bir dünyası vardır. Bırakın kendi dünyasını kendi kursun.
Yalansız, Riyasız, Takiyesiz gelecek istiyorsanız kimseyi yalana riyaya takiyeye zorlamayın. Varsın size kötü baba desinler. Önemli olan sonuçtur. Kim daha başarılı ???