ÇOCUKLARIMIZ MUTSUZMUŞ

PISA Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırmadır. 3 yılda yapılan bir araştırma ile öğrencilerin performansı, sosyal hayatı incelenir. Son araştırma sonuçlarını açıklayan Pisa, Arlarında Türkiye’nin de bulunduğu 28’i direk üye ,72 ülkede yapılan araştırma sonucuna göre OECD ülkeleri arasında en mutsuz öğrenciler Türk öğrenciler olarak belirlenirken, en mutlu öğrenciler de Meksikalı öğrenciler oldu. Konuyla ilgili son günlerde her gün haber kanallarında ilgili haberleri ve tartışmaları üzülerek izliyoruz.
Gençlerimizin neden mutsuz, sorumlu kim ya da kimler ? Mutsuz çocuklarımız gelecekten de umutsuz… Bizde kendimize göre bir analiz yapalım. Birinci sorumlu Aileler; ‘ Ben okumadım çocuğum okusun, Benim çocuğum mutlaka en iyi okullarda okumalı, en yüksek puanı almalı, sınavları geçmeli…. Kendisi okuyan okumayan, Hayatta başarılı olan olmayan kendine bakmadan çocuğunun okumasını istiyor. Peki okuyan çocuk ne oluyor !?
Dünyada bizim kadar çocuğa güvenmediği için sınav yapan başka bir ülke varmı bilmiyoruz. Zavallı çocukların çocukluğu, ergenliği, gençliği okumakla geçiyor. Allahtan dershaneler kalktı. Okul dershane, tatillerde Kuran kursu, her oklun sonunda sınav… Bide utanmadan çocuklarımıza soruyoruz ya; ” SEN NE OLMAK İSTERSİN” diye.. Yav çocuğun öyle meslek seçme hakkı yok ki, Ebeveynler bir hedef belirlemiş. okul başka bir hedef gösteriyor. Ama gerçekte hiç birinin de önemi yok. Çünkü sonucu belirleyen milli piyango. Pardon sınav. Şansınıza ne çıkarsa. Sınavdan çıkan bölümü okudunuz diyelim. Yine bir sınav, şansa ne çıkarsa, okuduğunuz okul ve ya meslekle kel alaka bir iş te çıkabilir. O da çıkarsa tabi. Hadi sınavı da geçtiniz bir de han gi görüşten, hangi partinden olduğunuz önemli. Bu da mülakatla belirleniyor. Biz bu ülkede Kurtlar vadisini seyredip Polat Alemdar gibi dolaşanları da gördük Diriliş’i seyredip kendisini Ertuğrula benzetmeye çalışanı da, Hem de koca koca insanlar. Birde çocukları düşünün. Dizilerimiz maşallah. Dizinin zenginleri milyon dolarlardan bahseder. Özel uçağıyla bilmem nereye gider. Padişahlar; Tez o kişinin kellesi getirile der. Bize özendirilen hayat başka, bize layık görülen meslek başka, içinde bulunduğumuz şartlar bam başka, Siyasiler her gün TV lerde bağırır çağırır. Bir gün ak dediklerine ertesi günü kara derler, Yan yalan söylerler ama keseleri hep doludur. İlkokul mezunu biri yıllarca, köylüyü, kentliyi, okumuşu cahili, generali, profesörü kandırmış köşeyi dönmüştür.
Daha nice örnekler vardır aklımıza gelmeyen. Bu çocuklar kimi örnek alacak, nasıl geleceğini yönlendirecek, kime güvenecek ? Askere güvendik darbe yaptı, dine güvendik, diciler darbe yaptı, siyasiye güvendik, bizi bir birbirimize düşürdü. Kim mutlu ki çocuklarımız mutlu olsun. Hayatımızı yasaklar, günahlar ve gelenekler sınırlıyor. İpek böceği gibi kendi kendimizi sarıp sarmalamışız. Ölümü bekliyoruz. Ölünce de öbür dünya korkusu var. Cehennem tehdidi var. Cennet umudumuzu da tükettiler. Çocuklarımız Mutsuzmuş, Biz de mutsuzuz, Kim mutlu? Bizi mutsuzlaştıranlar, kim onlar bizim beslediklerimiz.. Napalım kendi düşen ağlamaz !!!