DOMANİÇ’TE Mİ YAŞAMAK, DOMANİÇ’İ Mİ YAŞAMAK?

Öncelikle Türkiye’nin kazandığı, kaybedeninin olmadığı “Anayasa değişikliği referandumu” sonucunun tüm ülkemize aziz milletimize huzur, irilik, birlik, beraberlik getirmesini ve hakkımızda hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim
Bir insanda hayalindeki şehirle ilgili bir çok düşünce olabilir. Ama şu an o hayalindeki şehirde değilse ve yakın bir zamanda da gitmesi mümkün değilse o zaman bulunduğu yerde yani Domaniç’te hayallerini gerçekleştirmeye Domaniç’i keşfetmeye tanımaya bakmalıdır. Bu şehirde doğmuş veya doğmamış, okumuş veya okumamış, yaşamını bu şehirde kazanıyorsa, bir şekilde bu şehirde yaşıyorsa kendini bütün varlığıyla bu şehirli olarak adlandırmalıdır. Domaniç’i sahiplenme duygusu, yani aidiyeti olmalıdır. Çünkü Domaniç doğduğu veya doyduğu yerdir. Dolayısıyla bu durum yani Domaniç’te doğması veya doyması ona bir sorumluluk yükler: Bu sorumluluk: Sorunsuz, katlanılabilir zahmetleri ile Domaniç’i yaşamaktır. Sürekli şikayet edilen eleştirilen değil, yaşanabilir bir Domaniç olmalıdır. Yaşadığımız bu şehrin tüm sorunları ve eksiklerinin giderildiği, yaşadığımız bu yerden tat alan insanlar olmak hepimizin ortak noktasıdır.
Kimilerine göre bir an önce terk edilmesi gereken bir yer olabilir. Kimilerine göre de geleceğin şehri olabilir. Ama hangi sebeple olursa olursun terk edilen olsun veya geri dönülen bir yer olsun şu bir gerçektir; Domaniç yaşanılabilir bir şehirdir. Domaniç’i yaşanmazlaştıran güruha gerekli dersler verildiği, onlara hareket alanı bırakılmadığı müddetçe de huzurlu sakin bir şehir olmaya devam edecektir. Bir şehirde yaşamak demek, bu şehri de aynı zamanda yaşamak demektir. Bir insan Domaniç’te yaşayabilir ama Domaniç’i yaşayamaz. Domaniç’in farkına varamaz, Domaniç’i sevemez. Domaniç’i sevmek, Domaniç’i bilmeye ve onu tanımaya bağlıdır. Çünkü insan, ancak bildiğini ve tanıdığını sever. Domaniç’te yaşayan insanların Domaniç’i tanıması gerekmektedir. Domaniç’te yaşayan insanların başta Hayme Ana olmak üzere bir çok tarihi şahsiyeti, tarihini, kültürünü, doğasını, coğrafyasını her şeyini tanıması lazım. Şahsen Hayme Ana’nın türbesini ziyaret etmeyen Hayme Ana hakkında hiçbir şey bilmeyen Domaniç’li hemşerilerimizi görünce hayretler içinde kalıyorum. Nasıl bir ilgisizlik ve bilgisizliktir anlamakta zorlanıyorum. Bu topraklarda rahat ve özgür yaşamasını borçlu olduğu şahsiyetlere yapılan bu vefasızlık ve nankörlüğü nasıl izah etmek lazım doğrusu bilemiyorum. Ancak ve ancak yazıklar olsun diyorum, başka da bir şey demiyorum. Yaşadığı yerden habersiz yaşayan ot gelip saman giden, mutfakla lavabo arasında bir ömür tüketen insanlara ne denilebilir ki! Selim Ata, Mahmud Abdal, Sarıkız, Ebe Ana, Ebe Hatun, Abdal Dede Şerife Hatun, Koyun Baba, Şehit Batu Bey, Çılgın Habibe, Aza Emine ve ismini yazamadığım nice tarihi şahsiyetin bilinmesi lazım. Tarihi Sivri kayanın, Ebe çamlığının, Berçin kulesinin, Muratlı’daki Asarlık kulesinin, Çokköy’deki Akyar kulesinin, Pazar alanının, Anıt ağaçların, tarihi hamamların, tarihi camilerini tarihi evlerini sokaklarını çeşmelerini dağlarını yaylalarını mesire alanlarını tarihini kültürünü turizmini tanımak bilmek lazım. Bunlar insanın sevgisini besler.
Domaniç’te mi yaşamak, Domaniç’i mi yaşamak sorularına bakıldığı zaman iki sorunun arasındaki farkın temelinde “tanıma-sevgi-ruh” ilişkisi yatmaktadır. Domaniç’i tanıma sevgiyi, sevgi de tefekkürü artırır, bu da ruhu besler.
Bu hafta Kutlu Doğum haftası.Alemlere rahmet olarak gönderilen İsmi semada Ahmet,yerde Muhammet olan o kutlu Resulün 16_20 Nisan Kutlu Doğum haftası Türk ve Müslüman alemine hayırlı olsun.