DOMANİÇ’İN ARAP DEDELERİ

Başta Domaniç olmak üzere Türkiye’nin bir çok yerleşim biriminde yüzlerce belki de daha fazla Arap Dede veya Arap Baba ismiyle mezar ve türbe bulunmaktadır. Bu mezar ve türbelerde medfun olan Arap Dede ismiyle anılan zatların bir kısmının gerçek ismi bilinirken bir çoğunun gerçek ismi bilinmemektedir.
Domaniç’te yaklaşık on civarında olan Arap Dede yatırlarında medfun olan zatların gerçek isimleri bilinmemektedir. İsimlerinin yanı sıra kendileri hakkında da hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Halk arasında bu yatırlarla ilgili sadece görülen bazı metafizik olaylar anlatılmaktadır.
Gerçekleştirdiğimiz saha çalışmalarında halk arasında tarihi değer taşımayan, hiçbir dayanağı olmayan, tutarsız, yakıştırmalardan ibaret bazı söylencelerin dolaştığına şahit olduk. Genellikle yapılan röportajlarda şahsın arap olduğu, Arabistan’da askerlik yaptığı, sahabe olduğu, esmer tenli olduğu, geleneksel Türk tiyatrosu köy seyirlik oyunu oynayan bir karakter olduğu, dini dokunulmazlıkları nedeniyle definecilerin kıymetli eşyalarını saklamak için yatır oluşturmaları gibi bazı söylenceler bulunmaktadır.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; Domaniç ile ilgili bu zamana kadar çıkan arşiv belgelerinde Domaniç’te Arap asıllı insanların yaşadığına dair hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Hatta sadece Arap değil, komşu ilçelerimiz İnegöl ve Tavşanlı’da olduğu halde Rum ve Ermeni gibi Müslüman olmayanlar da yaşamamıştır. Sadece birkaç köyde bir iki seyyid yani Türk-Arap karışımı insan ve Ilıcaksu mahallesinde bir değirmenci Rum yaşamıştır. Domaniç’te sahabe mezarının olması da tarihi gerçeklere uymamaktadır. Bu iddiada dayanaksızdır. Arabistan’da askerlik yapanların veya Arap oyunu oynayan şahısların yerleşim yerlerinin mezarlıkları varken ıssız yerlere, dağ başlarına, yerleşimlerden uzak yerlere gömülmesi de mantık sınırlarını zorlamaktadır. Dini olarak dokunulmazlığı olan yatırlara hazine saklanması ve bir isim bulunamadığı için de Arap Dede denilmesi de ihtimal dışındadır.
Osmanlı zamanında önemli ulaşım güzergahı olan “Domaniç Beli” isimli tarihi yolun üzerindeki konağın yani “araba durağı”nın “arap oturağı” na nasıl dönüştüğünü bir kenara bırakıp Arap Dede inancı ile ilgili diğer araştırmalara bir göz atmak gerekir.
Arap kelimesi normalde Arap yarımadası, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse veya zenci/fellah, en koyu renk, koyu esmer, kara anlamlarına gelmektedir. Ama Arap kelimesi köken olarak bedevi, konar-göçer, göçebe, yerleşik-teşkilatlı-düzenli hayata zıt yaşayan kimse anlamlarına gelmektedir. Bu anlamdan yola çıkarak; Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında elinde asası sırtında heybesi ile fakir bir şekilde dağ bayır gezen evi barkı olmayan ismi-cismi belli olmayan dervişlerin mezarları olabilir. Bu tür dervişler özgür ve muhalif duruşlarından inançlarından dolayı bazı yöneticiler soylular ağalar tarafından dışlanmışlardır ve yerleşim birimlerine yaklaştırılmamışlardır. Zaten Arap kelimesinin Türkçe karşılığı olan kara (siyah) kelimesinin birkaç anlamından birisi de soyluların yöneticilerin dışında kalan, fakir gariban insan demektir. Kara, aynı zamanda karanlık bilinmezlik anlamlarına gelir. Yani net olmamakla beraber; Arap Dedeler, ağalar beyler tarafından dışlanan halk tarafından da anlaşılamayan ismi-cismi belli olmayan dervişler olabilirler.