Batıyor muyuz?

Domaniç küçük bir ilçe, hepimiz bir birimizi tanıyoruz.

Duymuşsunuzdur; İlçemizde işyerini kapatan, batan, satan ve ya satmaya çalışan esnaflarımız var. İlçemize teşvikle birlikte çok sayıda sözde iş adamı geldi gitti. Her giden arkasında bir enkaz bıraktı. Kimi kötü niyetiyle halkımızı sömürüp gitti kimi gerçekten batıp gitti.
Örneğin son tekstilcilerimizden birisi trilyonluk yatırım yaparak dev bir tesis kurdu. Irak Suriye ardından Rusya ile olan gerginliğimizin ardından Batıp gitti, hem iş adamımız adına hem İlçemiz adına üzüldük. Diğer iş yerlerinin durumları da gelen duyumlara göre pek iyiye gitmiyor. Son Avrupa kriziyle onlarında batması yakın değildir inşallah.
Halkımızın çoğu İnegöl’de askeri ücretle çalışıyor. Çalıştıkları fabrikalarda genelde yurt dışına çalışan fabrikalar. Euro’ya Dolara endeksli çalışan bu işyerlerinin durumlarının da iyi olmadığını duyuyoruz..
30 Mart 2014 Yerel seçimlerinde ilçemiz için tekrarlanan vaatler özetle şöyleydi. Beşik Tepeye açılacak Maden ile binlerce Domaniçli iş bulacaktı. Açık ceza evi ile yüzlerce mahkûm Domaniç’e gelecek, açık ceza evi esnafa derin nefes aldıracaktı. Yüksekokula devlet yurdu, gençler için gençlik evi gibi yerlerin yanında yeni hastanemiz falan çok güzel vaatler vardı.
Olmadı, olamadı ve ya oldurulamadı. Domaniç -Tavşanlı yolunu, Domaniç – İnegöl yolunu, köylere sıcak asfalt ve su sorunun çözülmesi, her köye mobese kameraları gibi küçük vaatleri geçtik. Her şey tam tersi oldu.
Elimizdekileri kaybetmeye devam ediyoruz. Nüfusumuz gidiyor, kredilerimizi ödeyemiyoruz. Kepenk kapatan kapatana.
Hemen buradan şu bu partiyi ve ya şu ve ya bu kişiyi suçlamayalım. Domaniç’in bu hallere düşmesinde hepimizin payı var. İstemesini bilemedik. Seçtiklerimizi pohpohlamaktan ve ya acımasızca saldırmaktan başka ne yaptık. Ne projesi ürettik. Hangi konuda birlik olduk. Hangi çıkarımız için tek yumruk olduk.
Önümüzde bir referandum var. Kütahya’ya ve ilçelerine devamlı bakanlar siyasiler gelip gidiyor. Bize ne gelen var ne uğrayan… Kütahya’nın tüm gazetelerine boy boy propaganda reklamı özellikle de EVET kampanyası için reklamlar veriliyor. Bizde ise gazetede çıkan haberlere göre bize yargılayan troller, gelecek reklamlarımızı engelliyor.
Her birimiz açız ve bir birimize muhtacız ama kanımıza işleyen siyaset gururu yüzünden tek başımıza donkişotluk yapmaya çalışıyoruz.
Kahvede siyaset, sokak ta siyaset, her türlü törende siyaset, misafirlikte siyaset, camide siyaset, hatta geçen hafta bizim köyde mezarlıkta bile imam siyaset yapıyordu.
Hafızamızı tazeleyemiyorsak, İnternetten şöyle geriye doğru bir taramayla geldiğimiz yerden gideceğimiz yeri görebiliriz.
Allahu ekber diye bir birini öldüren din kardeşlerimizin durumuna bir bakın. Bir birini yiyerek güç kaybeden komşu ülkelerimizin tamamı bölündü. Amerikan Demokrasisini ülkelerine getiren Müslüman kardeşlerimizin ne ülkesi kaldı ne dini, Avrupa kapılarında dileniyorlar. Kendi ülkelerini karıştırdıkları gibi şimdi Avrupa ülkelerini hatta bizi de karıştırıyorlar.

Cahilliğimizin bedelini ağır ödüyoruz. Okumadan, düşünmeden yargılama, zan üzerine karalama, ötekini ötekileştirme bizde.
Referandumda EVET ve ya HAYIR derken vicdanınız rahat olacak mı ? Okuduk mu 18 maddeyi? Yoksa liderimiz hayır dediği için mi hayır ve ya evet dediği için mi evet diyoruz ? Okumadan inanıp iman ettiğimiz sözde İslam dinin okumadan onayladığımız için Kuran dini rafa kalkmadı mı ?
Ne olur; okusak, anlasak, araştırsak, kırmadan dökmeden birlik için de yaşasak.
Çözüm biz de. Ya akıllı olur çıkarız. Ya aptalca ayrılıklarla batarız. Varın cevabı siz verin.

Batıyor muyuz?