Domaniç’in biyolojik çeşitliliği

Ülkemiz, gerek coğrafi yapısı, gerekse değişik ekolojik şartları nedeniyle, dünyanın çok önemli gen ya da orijin merkezinin örtüştüğü bir konumdadır. Zengin bitki ve hayvan tür kaynaklarına sahip olan ülkemiz, küreselleşme sürecinde yükselen değer olan çevre koruma ve alan yönetimi için gerekli karar destek mekanizmasını oluşturarak, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliliğini sağlamalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında programlar hazırlanmalıdır. Bitki ve hayvan türlerine ait öznitelik ve mekânsal veriler aracılığıyla yapılan değerlendirmeler sonucunda doğal kaynaklara ilişkin yönetim kararlarının, tek elden yürütülmesi, doğru ve zamanında gerçekleşmesi, çevre koruma ve izleme faaliyetleri hız kazanmalıdır.
Küresel ölçekte, ülkelerin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, özellikle genetik kaynaklar anlamında büyük bir güç ve fırsat kazandırmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin ve doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir yönetimi, önceliği giderek artan bir konu olarak dünya gündeminde yer almaktadır. Genetik çeşitliliğin tür ve ekosistem çeşitliliğiyle birlikte korunması ve devamlılığının sağlanması, gelecek kuşaklar için yaşamsal öneme sahip bir konu olduğu tartışmasız olarak kabul edilmektedir.
Domaniç hem tür, hem genetik hem de ekosistem ve habitat özellikleri açısından zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Bu olağanüstü ekosistem ve habitat çeşitliliği, beraberinde önemli tür ve genetik çeşitliliği getirmiştir. Dolayısıyla Domaniç’in sahip olduğu genetik, tür, habitat ve ekosistem çeşitliliğine yönelik bu değerlerinin ortaya konulması büyük önem arz etmektedir. Biyocoğrafi bölge olarak Akdeniz Bitki Coğrafya bölgesi yani 3. bölge müdürlüğü alanı içinde yer alan Domaniç’in flora (bitki) ve faunasının (hayvan) korunması için tedbirler alınmalıdır. Zarar veren yapılaşma, tarımsal uygulamalar, enerji ve madencilik, ulaşım, doğal kaynak kullanımı, alana zarar veren faaliyetler, doğal sistem değişiklikleri, istilacı türler, kirlilik, iklim değişikliği, jeolojik olaylar, kültürel ve sosyal tehditler gibi tehdit edici unsurlar hakkında çalışmalar yapılmalıdır. Domaniç dağlarında iddia edilen Biyokaçakçılık olaylarının araştırılması yapılmalıdır. Gentiana lutea (sarı/acı ot) ve orkideler başta olmak üzere Domaniç yaban karanfili, yabani buğdayı, tohum, böcek, kelebek, kaplumbağa, kurbağa, kuş vs gibi bir çok tür ile ilgili kaçakçılık dedikodularının araştırılması gerekir. Net bir çalışma olmamakla birlikte Domaniç’te 100 civarında bitki türü olduğu ifade edilmektedir. Ebe Karaçam, Domaniç karanfili, çalı türü/sultan=azı otu (Sambucus ebulus ve nigra), Dağ lalesi, Sarı/acı ot (Gentiana lutea), Lidya peygamber çiçeği, Orkide çeşitleri, Geven ,Civanperçem,Taşgülü, Sarmaşık ,Sümbül ,Çiğdem,Ardıç, Kayın, Kelebek, Domaniç vişnesi ve eriği vs gibi türler halk arasında ifade edilmektedir. Domaniç yolu üzerinde üstün körü yapılan endemik tür araştırmasında Acanthaceae ( Acanthus hirsutus Boiss), Apiaceae /umbellıferae (Heracleum platytaenium Boiss), Asteraceae/composıtae (C. lydia Boiss), Lamıaceae/Labıatae (. S. dichroantha Stapf) gibi türler kayıt altına alınmıştır. Yine Kızıl şahin, doğan, sansar, kirpi, sincap (teyin),porsuk, geyik, sıvacı kuş, çam baştankarası,ibibik, karatavuk, kestane kargası, üveyik vs gibi türler de bilinmektedir veya bilinmeyen türlerde olabilir ama kayıt altına alındığına dair bir veri yoktur. Domaniç’teki yabani hayvan ve endemik bitkilerin durumlarının tespit edilmesinde ve bu verilerine göre tehlike kategorilerinin belirlemesinde taksonların yayılış alanlarının genişliği ve alanda bulunma miktarları birinci derece önem arz etmektedir. Biyolojik çeşitlilik envanterinin çıkarılması gerekiyor. Yaban hayatı geliştirme sahaları, gen koruma ormanları, muhafaza ormanları, tohum bahçesi vs gibi alanlar oluşturulmalıdır. Envanter ve izleme çalışmalarının, bu değerlerin ülke mirasımıza kazandırılması ve gelecek nesillere aktarılması noktasında çok önemli bir çalışma yapılması gerekmektedir. Unutmayalım ki biyolojik çeşitlilik bizlere bırakılan bir emanettir ve insanoğlu kadar her canlı da yaşama hakkına sahiptir. İnsanların başta gıda olmak üzere temel ihtiyaçlarının karşılanmasında vazgeçilmez bir yeri olan “gen kaynaklarının temeli olan biyolojik çeşitliliğin korunmasının önemini” daha fazla bilmek ve önemsemek zorundayız. Hepimiz elbirliğiyle sahip olduğumuz bu değerlerin kıymetini bilmeli ve bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması sorumluluğunu taşımalıyız.