Cehennemi bekleme..!

İslam inancına göre, insanlar bu dünyada yaptığı her işin bedelini öldükten sonra ahirette alacaklar.

Bu bedel, sevap ve günah olarak iki kategoride değerlendirilir.

Yaşarken yapılan iyi işlerin karşılığında kazanılan sevapların derecesine göre, cennetten bir makam sahibi olursunuz.
Ne kadar çok sevap o kadar yüksek makam. Yine yaşarken yaptığınız kötü işlerin karşılığı ise günahtır.
Ne kadar çok günah, O kadar çok cehennem cezası.
Eskiden sevap kazanıp cennette iyi makamlara yerleşmek isteyen Müslümanlar, ‘Alan el değil veren el, iki günü bir olan bizden değildir’ gibi hadislerden de yola çıkarak çok çalışır, çok kazanır, eskiden vergi yerine geçen zekat verme konusunda birbirleri ile adeta yarışır, kazanılanı, kazanamayanlarla kardeşçe paylaşır, tüm bunları yaparken de son derece DÜRÜST olup YALANdan da uzak dururlardı.

Yine eskiden günahların tari de farklıydı.

Kısacası sevap argümanlarının karşıtını yapmak sizi en kısa yoldan cehenneme gönderiyordu.

Kuranda da muhtelif ayetlerde vardır. Allah miskin ve yoksullara yardım etmeyi farz kılar ancak, miskinliği ve yoksulluğu meslek haline getirmiş sahtekarlara da ‘ Girin Ebedi Cehenneme’ diyerek, Kuran da çok az geçen bu ‘Ebedi Cehennem’ tehdidini onlara da söyler. Yalan, hırsızlık, İnsana ve doğaya zararlı olan her türlü ili işleyen kimseler cehennem ile cezalandırılırlardı. İnanış bu.
Elbette doğrusu da bu.
İnanışın böyle olduğu günlerde Müslümanların halini merak ediyorsanız , Haçlıların Nasıl ortaya çıktığını bir araştırın yeter.

Hızla ilerleyen gelişen İslam Alemini durdurmak için neler yapmışlar neler…

Günümüzde bu tarifeler her nedense değişti.

Sevap; Çok kılınan namazla, baş örtüsüyle, sonradan çıkan kandillerde tutulan oruç, çekilen tespih ve zikirlerle kazanılıyor.

Günah olan ise; Başını açmak, namaz kılmamak, dua etmemek, oruç tutmamak, içki içmek gibi kişinin kendine yapacağı iyilik ve ya yanlışlarla sınırlandırılıyor. Eskiden ‘Kul Hakkı’ denildi mi Müslüman korkudan titrerdi. Şimdi yemeyenler açlıktan titriyor. Emeğe saygı yok, çalışana saygı yok, alın terine saygı yok. Saygı, saça sakala, mis kokulu makam mevki sahibi olana. Vatandaş kredi çeker, kel borcu öder, gerçek borçlu elinde rakı bardağıyla ya sahillerde utanmadan seleler çeker ya da cami köşelerinde zikir çeker. ‘ Bizden paran kalmaz, Biz Müslümanız Hacıyız diyenlerden asla üç kuruşluk alacağınızı alamazsınız. ‘ Benim 40 Liramamı kaldın’ der. Sen alacağını istemekten utanırsın da o borcunu vermemekten utanmaz. Daha da vahimi ne biliyor musunuz dostlar ? Geçtiğimiz haftalarda Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanımız, gazetemiz aracığıyla ilk defa dürüstçe çalışıp vergisini ödeyen esnafımızı koruyan bir yazı yayınlayarak , merdiven altı kaçak iş yapan fırın fırın ekmek yapıp satan, Devlet ve yerel yetkililerin ses çıkarmadığı çıkaramadığı, kaçak iş yeri açan, ruhsatsız denetimsiz iş yaparak ekmek ve emek hırsızlığı yapan, dürüstlerin ekmeğini çalanlarla mücadele edeceklerini duyurunca çok büyük tepkiler aldı. Vay efendim acından mı ölsünler, gariban evinde ekmek satmasını mı, evinde dikiş dikip, kazak örüp satmasın mı diye olayı saptırıp ne yaygaralar kopardılar. İslam aleminin durumunu özetleyen bu son durum, başımızdan yıllardan beri eksik olmayan savaşların, terörün, akan kanın, yoksulluğun sefaletin tek açıklaması dır. Kul Hakkını riayet etmiyorsan, günahı sevabı amacından saptırıp cahilin sırtından emek ve ekmek hırsızlığı yapıyorsan, Bunları yapmadığın halde yapanlara ses çıkarmıyorsan, Cezanı çekmek için öldükten sonra cehennemi bekleme. Zaten Cehennemi yaşıyor ve yaşatıyorsun !