Domaniç münakaşa götürmez!

Domaniç ortak paydamız. Bu durum münakaşa götürmez. Yani tartışmaya yer vermeyecek biçimde kesin bir durumdur. Beraber birlikte Domaniçli olmuşuz, adımız bir, toprağımız bir havamız bir, kıblemiz bir, acımız bir, ihtiyacımız bir, derdimiz bir, geçmişimiz bir. Yani kısacası her şeyimiz bir. Dolayısıyla geleceğimiz de bir. Bizim derdimiz dünde, bugünde, yarında Domaniç’tir. Onun için partiler dernekler kurum kuruluşlar bir araçtır. Amaç hizmet olmalıdır. Neticede hedefe varmak için bakış açıları farklı olabilir, amaç Domaniç’e hizmet olduğu anda bakış açılarımızı bir noktada birleştirebilirsek çözemeyeceğimiz hiçbir sorun kalmayacaktır. Kısır çekişmeler bir kenara bırakıp kenetlenmeliyiz. Sorunları engelleri ancak böyle aşabiliriz. Birlik beraberliği sağlamak hepimizin görevidir. Bir araya gelip Domaniç ortak paydasında buluşmak ve güç birliğini sağlam tutmamız gerekiyor. Bunca ortak paydaya rağmen sağlıklı bir münakaşa tartışma platformu yok. Konuşamıyoruz, tartışamıyoruz ama Allah var çatışmayı çok iyi biliyoruz; elimize yalan yanlış ne geçirirsek karşı tarafa savuruyoruz. Kavga etmeden konuşamıyor, tartışamıyoruz. Keskin sınırlarımız, ön yargılarımız var. Hiçbir farklı kre tahammülümüz yok. “Farklı düşünce” saygı duyulabilecek bir şey olmaktan çıkmış. Hatta düşman olmak için bir gerekçeye dönüşmüş. Durduğumuz yerler, siyasi görüşler değişse de, değişmeyen tek şey zihin dünyamız. Üstelik, bu zihniyetten şikayet etmiş olmak da bir şeyi değiştirmiyor. Bu artık bizim genel bir sorunumuz. Herkes bulunduğu yerden yüzde yüz emin, şaşmaz, yanılmaz. Aksini söyleyen de yüzde on bin yanılıyordur! Aslında ne dediğinin önemi de yok, biraz farklı olması bile yeter. Hemen, etiketlenip yaftalanmaya başlanıyor. Nasıl bir konu olursa olsun taraf olunan siyasi görüşü arkaya alarak ve en küçük bir taviz vermeden ve asla uzlaşmayı düşünmeden aslanlar gibi mücadele ediliyor. İnsanların kendi kendilerine yarattıkları şahsi hırslarının bir sonucu yani siyasete karşı takıntılı olma sorunu. Mevzilerini ellerinden kaymasından korkuyorlar. Bu da her birini ötekine karşı daha saldırgan, tedbirli, savunmacı, her şeyin altında bir bit yeniği arar hale getiriyor. Her an birileri kendilerine zarar verebilir endişesiyle yaşıyor ve ufak bir farklı sesten eleştiriden nem kapılıyor. Mağduriyetler yaratıp onun üzerinden yarışmak yerine çözüm üretilse ve asıl sorunun sürekli “ötekiler” yaratıp duran zihinlerinde olduğunu kavrayabilseler; ruh sağlıklarına daha iyi geleceği kesin. Hırs, kin öfke, linç, yok etme, ezme, kibir ve tahammülsüzlük bizi esir almamalı. Hoşgörüyü elden bırakmamalıyız. Sağlıklı bir münakaşa tartışma ortamları oluşturmalıyız.DOMANİCTE ÖZ YURDUNDA GARİPSİN ÖZ VATANINDA PARYA Merhum Necip Fazıl “Öz Yurdunda Garipsin Öz Yurdunda Parya” cümlesinin yer aldığı Sakarya şiirinde kendi vatanında garip bırakılan, dışlanan, kendi vatanında sosyal haklardan mahrum bırakılan insanları çok güzel ifade etmiş. Geçen haftalarda Tavşanlıdaki hastanede yaşadığım mağduriyeti yazmıştım ki; bu hafta bir tanıdığımın Domaniç hastanesinde yaşadığı bir olay doğrusu canımı sıktı. Hastanede görev yapan personelin (bazılarını tenzih ederim) hastaneyi babasının mülkü zannedip veya bir yerlerden birilerinden arkasına aldığı güçten! dolayı Domaniç insanına tepeden bakması ukalaca tavırlar sergilemesi kabul edilemez. Domaniçli’ye Domaniç’te Domaniç hastanesinde böyle muamele yapılamaz. Domaniçli kendi vatanında toprağında garip ve parya değildir. Domaniçli herşeyin en güzeline layıktır. Vesselam…