Domaniç milli parkı

Geçen gün bir arkadaş ortamında Domaniç dağlarının doğasının nasıl milli park haline getirilebileceğini tartıştık.

Domaniç halkı üzerinde oluşturulan algı yine hortladı ve bu konuşma uçuk kaçık bir konu olarak görüldü.

Ne yapalım Domaniç’in kaderi…

Yeni kirlere görüşlere her zaman bu tür muameleler oluyor malesef.

Milli Park; nadir görülen doğal ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip doğa ve gezinme parçaları olarak tanımlanıyor.

Milli Parkları belirleyen teklif eden aslında Orman Genel Müdürlüğü.

Her ne kadar Savunma, İmar ve İskan, Kültür ve Turizm bakanlıklarının olumlu görüşü ve Bakanlar Kurulunun kararı gerekiyorsa da Orman Genel Müdürlüğü ilk kıvılcımı çakan kurum..

Türkiye’de 40 civarındaki milli park bu usulle oluşturulmuş.

Bir bölgenin milli park olarak ilan edilmesinde etken olan verilere baktım.

Akarsu kaynakları ve gözeler olmak üzere zengin doğal veriler, endemik bitki türleri ve yöreye özgü hayvan türleri ile zenginleşen bitki örtüsü ve yaban hayvan varlığı milli park için kriter olarak veriliyor.

Orman Kanununa göre milli park; “Orman Genel Müdürlüğü; mevkii ve özelliği dolayısıyla lüzum göreceği ormanları ve orman rejimine giren sahaları; bilim ve fennin istifadesine tahsis etmek, tabiatı muhafaza etmek, yurdun güzelliğini sağlamak, toplumun çeşitli spor ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılamak, turistik hareketlere imkân vermek maksadıyla, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma sahaları ve orman mesire yerleri olarak ayırır, düzenler, yönetir ve gerektiğinde işletir veya işlettirir.” şeklinde tanımlanmış.

Bu tariere göre Domaniç’in doğası milli park olmayı hak etmiyor mu?

Neyimiz eksik.

Domaniç’in doğasının milli park statüsüne girmesi için verdiğim mücadelenin sebebi Domaniç’in doğasını ve biyolojik çeşitliliğini korumak.

Üç beş tuzu kuruya Domaniç’in doğasını peşkeş çektirmemek.

Domaniç’in el değmemiş bakir doğası birilerinin özellikle de “ inşaat Ya Rasulallah” sloganlarıyla ortalığı beton yığınına çeviren doğa düşmanı iktidarın nimetlerinden yararlanan yeni nesil rezidanscı AVMci inşaatçıların zenginlerin iştahını kabartıyor.

Maneviyatın koptuğu maddenin yani inşaatın gökdelenlerle göklere çıkarıldığı bir dönemde, ecdadın emaneti olan İstanbul’un bile o muhteşem silüetinin inşaat uğruna son on yılda nasıl tarumar edildiğini gördükten sonra niye endişelenmeyeyim ki!